Ayetler

Al-i İmran 166-167. Ayetlerdeki Tercüme Hatası

Altta Diyanet'in mealiyle Süleymaniye Vakfının meali peş peşe yazdım, bazı kelimeleri renkli belirttim. Her iki mealde de aynı renkler aynı kelimeleri gösterir. Diyanet ve pek çok mealde renkli belirttiğim kelimeler yanlış tercüme ediliyor. Süleymaniye Vakfı'nın meali doğrudur. Renkli kelimeleri kıyas yapabilesin diye iki meali peş peşe ekledim. Açıklaması alt tarafta.

Diyanet İşleri Meali

AL-İ iMRAN SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

165. Düşmanınıza iki mislini verdirdiğiniz kayıp kendi başınıza gelince "Bu nereden başımıza geldi?" mi diyorsunuz? De ki: "O, kendinizdendir." Doğrusu Allah her şeye kadirdir.

166. İki ordunun karşılaştığı günde başınıza gelenler, Allah’ın emriyle ve müminleri ayırt etmesi içindi.

167. Bir de münafıkları ortaya çıkarması için... Onlara, "Gelin, Allah yolunda savaşın veya hiç olmazsa savunmada bulunun" denildi. Onlar, "Savaş olacağını bilsek elbette size katılırız" dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Gizlediklerini Allah onlardan daha iyi bilir.

Süleymaniye Vakfı Meali

AL-İ iMRAN SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

166. İki ordunun karşılaştığı gün (Uhud’da) başınıza ne gelmişse Allah’ın onayıyla gelmiştir. Bu, inanıp güvenenleri bilmesi içindir.

167. Münafıklık /ikiyüzlülük edenleri de bilmesi içindir. Onlara: "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunma yapın!" denince “Savaşmayı bilsek, elbette size katılırız!" demişlerdi. O gün, imandan çok kâfirliğe yakın duruyor, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Onların neyi gizlediklerini en iyi bilen Allah’tır.

Allah Müminleri Ve Münafıkları Öğrenmek İçin İmtihan Yapıyor

Bu ayetler Uhud savaşı sonrası indi. Uhud savaşında peygamberimizin (a.s) yerleştirdiği okçular yerini terk edince, müşrik ordusu da arkadan dolanıp, okçuların boşalttığı yerden gelip Müslümanları bozguna uğrattı. Allah müminlere zafer vadetmişti ama başlarına böyle olayların gelmesi, savaş olacağı haberleri yayılıp, ordu toplanmaya başlayınca Allah'a güvenen ve güvenmeyenler kendini göstermiş. Allah bu ayetlerle bizlere kendisini, bu dünyada kurduğu düzeni tanıtıyor. Bu dünya imtihan dünyası. Allah yaptığı imtihanlarla gerçek müminleri ve münafıkları bilmek, görmek istiyor. 166. ayette Diyanetin "ayırt etmesi" diye çevirdiği kelimenin gerçek anlamı "öğrenmek için, 166. ayette "ortaya çıkarması için" diye çevirdiği ifade" bilmek için." Allah savaşta veya normal zamanda gerçekten inanan ve münafıkları görmek, bilmek için imtihanlar yapıyor. Ayetteki bu kelimeleri açık açık yazamadıkları için anlamını değiştiriyorlar. Allah sabredenleri, gerçek mümin ve münafıkları bilmediğini söylüyorsa Müslümanlar bundan neden rahatsız oluyor? insanlar "Allah imtihan konularını daha önce bilmiyordu" diyemediği için bu ayetlere "ortaya çıkarma" "ayırt etme" gibi anlamlar veriyor. Allah sabredenleri, gerçek müminleri, cihad edenleri bilsin diye Müslümanları ağır imtihandan geçiriyor. Bu ve benzeri ayetlerden görüyoruz ki kader konusunda ezelden yazılma diye bir şey yoktur. Peygamber (a.s) da bunu teyit eden bir hadis söylemiş.

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Dünya tatlıdır ve manzarası hoştur. Şüphesiz ki Allah dünyanın idaresini size verecek ve nasıl davranacağınıza, ne gibi işler yapacağınıza bakacaktır. O halde dünyadan sakının ve kadınlardan korunun. ”

Müslim, Zikr 99

Hadiste geçen mal, mülk, yönetim gibi Allah'ın bize vereceği bu şeyler imtihan konulardır. Görüldüğü üzere peygamberimiz "Allah ezelde ne yapacağınızı zaten biliyordu ..." gibi bir şey söylememiş. Allah'ın mal, mülk yönetim verdikten sonra neler yapacağımıza bakacağını söylemiş.

Allah Arapça Bilmiyor Mu?

İstersen bu ayeti, kelime meali gösteren sitelerden inceleyebilirsin. Ayeti, kelimelere ayırınca her kelimeye doğru anlam veriyorlar yazıyorlar ama bunu meale yazmaya gelince kelimenin anlamını değiştirip "ortaya çıkarma" "ayırt etme" diye yazıyorlar. Allah Arapça bilmiyor mu ki insanlar kelimelerin manasını değiştiriyor? Eğer Allah ayette "sabredenleri, müminleri bilmek, öğrenmek için" dediyse bunu kimsenin değiştirmeye hakkı yoktur. Allah ayetlerde ne anlatmak istediyse bunu, kelimeleri bilinçli, özenli seçerek yapmıştır. Kimsenin ayetleri değiştirmeye hakkı yoktur. Allah bu ayetlerle kendisini tanıtıyor. Kendi kafanızdan tanımlar yapmayın demiş oluyor. İmtihan dünyası ve Kader hakkında daha fazla bilgi için bu siteye bakabilirsin. Allah'ın Bilgisi - Bedir Savaşı Örneği

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın (Kısmen Doğru)

    166. İki ordunun karşılaştığı gün (Uhud savaşında) başınıza ne gelmişse, Allah’ın izniyle (dileğiyle) gelmiştir. Bir de, Allah’ın, o gerçek mü’minleri (fiilf olarak) bilmesi (ortaya çıkarması) içindi.

    167. Münafıkları (ikiyüzlüleri) de ortaya çıkarması içindi. O münafıklara (Abdullah bin Übeyy ile adamlarına): “Gelin, Allah yolunda savaşın veya kendi canlarınız ve mallarınız için) savunma yapın (yahut yanımızda görünüp kalabalık olduğumuzu gösterin) denilince de onlar: “Eğer biz savaşmasını bilseydik, elbette sizin arkanızdan gelirdik” demişlerdi. O gün onlar, imandan çok küfre yakın idiler. Onlar, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah ise, onların, içlerinde gizlediklerini daha iyi bilendir.

  2. Bayraktar Bayraklı

    166. İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelenler Allah'ın izniyle gerçekleşti. Bu, Allah'ın gerçek müminleri belirlemesi içindi

    167. Bu savaş, yine münâfıkları ve kendilerine, "Geliniz, Allah yolunda savaşınız, yahut müdafaa ediniz" denildiğinde, "Eğer savaşmayı bilseydik elbette arkanızdan gelirdik" diye cevap verenleri ortaya çıkarması içindi. Onlar o gün kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek, imandan çok inkâra yaklaştılar. Halbuki Allah, gizlemeye çalıştıklarını çok iyi bilmektedir

  3. Diyanet İşleri

    166. İki ordunun karşılaştığı günde başınıza gelenler, Allah’ın emriyle ve müminleri ayırt etmesi içindi.

    167.Bir de münafıkları ortaya çıkarması için... Onlara, "Gelin, Allah yolunda savaşın veya hiç olmazsa savunmada bulunun" denildi. Onlar, "Savaş olacağını bilsek elbette size katılırız" dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Gizlediklerini Allah onlardan daha iyi bilir.

  4. Diyanet Vakfı

    166-167 İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah’ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın» denildiği zaman, «Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik» dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir

  5. Edip Yüksel

    166. İki ordu çarpıştığı gün başınıza gelenler ALLAH’ın izniyle oldu. Gerçeği onaylayanlar böylece ayırt edilir.

    167. İkiyüzlüler de böylece açığa çıkarılır. Kendilerine, "Gelin, ALLAH yolunda savaşın ya da katkıda bulunun" denildiğinde, onlar, "Savaştan anlasaydık size katılırdık" dediler. O an onlar onaydan daha çok inkâra yakın idiler. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Halbuki ALLAH onların gizlediğini çok iyi biliyor.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    166-167 İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah’ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: «Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz.» denilmişti. Onlar ise: «Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik.» demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar, kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.

  7. Hakkı Yılmaz

    166-168 .İki topluluğun karşılaştığı günde size dokunan şeyler de Allah’ın izniyledir/ bilgisiyledir. Ve mü’minleri bildirsin/ işaretleyip göstersin ve münâfıklık yapan kimseleri –kendileri oturup dururken kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi” diyen kimseleri– bildirsin/ işaretleyip göstersin diyedir. Ve onlara: “Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya savunma yapınız” denilmişti. Onlar: “Biz, savaşı bilseydik kesinlikle size uyardık” dediler. Onlar o gün, imandan çok Allah’ın ilâhlığını, rabliğini örmeye yakındılar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyleri ağızlarıyla söylüyorlar. Allah, gizledikleri şeyleri daha iyi bilendir. De ki: “Eğer doğru kimseler iseniz, haydi kendinizden ölümü uzaklaştırınız.”

  8. Hasan Basri Çantay

    166. İki ordu karşılaşdığı gün size gelen musıybet Allahın emriyle idi. (Bu, Allahın) mü’minleri ayırd etmesi.

    167. Münafık olanları da açığa vurması içindi, Berikilere: «Gelin. Allah yolunda muhaarebe edin, yahud (hiç olmazsa düşmanın kendinize ve ailelerinize saldırmasını) önleyin» denildi, de: «Biz muharebe etmeyi bilseydik elbette arkanızdan gelirdik» dediler. Onlar o gün îmandan ziyâde küfre yakındılar. Ağızlarıyle kalblerinde olmayanı söylüyorlardı. Onlar ne gizlerlerse Allah çok iyi bilicidir.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    166-167. Ey Mü’minler! İki topluluğun (Uhud gazvesinde) karşılaştığı gün başınıza gelen (musibet) Allah’ın izniyle olmuştur. (Bu da Allah’ın gerçek) inananları ayırt etmesi ve münâfıklık yapanları meydana çıkarması içindi. (Münâfıklara): “Gelin, Allah yolunda savaşın veya (düşmana karşı) savunmada bulunun.” denildi de: “Eğer biz savaş etmeyi bilseydik, elbette arkanızdan gelirdik.” dediler. Onlar o gün, küfre, imandan daha yakındılar. Onlar, ağızlarıyla (inanıyoruz diye), kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah, (onların kalplerinde) gizlediklerini pek iyi bilendir.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    166. Hâlbuki (Uhud`da) iki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelenler, böylece Allah`ın izniyle olup, mü`minleri ortaya çıkarması içindi.

    167. Bir de münâfıklık edenleri ortaya çıkarması içindi. Bunlara: `Gelin, Allah yolunda savaşın veya müdâfaada bulunun!` denilmişti. (Onlar ise:) `Eğer harb etmeyi bilseydik, elbette size tâbi` olurduk` dediler. Onlar o gün îmandan daha çok küfre yakın idiler! Ağızlarıyla, kalblerinde olmayanı söylüyorlardı. Hâlbuki Allah, (onların) gizlemekte olduklarını en iyi bilendir.

  11. Hüseyin Atay (Kısmen Doğru)

    166. İki topluluğun karşılaştığı gün başınıza gelen Allah'ın izniyledir, ki inananları ayırt etsin.

    167. Ve ikiyüzlülük yapanları da bilsin. Bunlara "Gelin, Allah yolunda savaşın veya kendinizi savunun" denilince, "Eğer savaş olacağını bilseydik size uyardık" dediler. Halbuki onlar, o gün inançtan çok inkâra yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Oysa Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir

  12. İhsan Eliaçık

    166. O iki ordu çarpıştığı gün başınıza gelenler Allah'ın izniyledir. Bu, gerçek anlamda iman edenleri/güvenenleri ortaya çıkarmak içindi.

    167. Yine münâfıkları/infâk etmeyenleri ve "Gelin, Allah yolunda savaşın yahut memleketinizi savunun." denildiğinde, "Gerçekten savaş çıkacağını bilsek sizinle gelirdik." diyenleri ortaya çıkarması içindi. Onlar, o gün imanlıdan çok, imansız gibiydiler. Dilleriyle içlerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah, onların içlerinden ne geçirdiklerini çok iyi biliyor.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    166. (Mümin ve kâfir) o iki topluluk (Uhud’da) karşılaştığı gün size isâbet etmiş olan o (bozgunu andıran) şey (rastgele olmamış bilakis), Allâh’ın izni (; bilgisi ve kaderi)yle (meydana gelmiş)dir ve O (Allâh-u Te`âlâ), inananları (meydana çıkarıp herkese) bil(dir) sin içindir…

    167. Bir de o münafıklık yapmış o lan (Abdullah ibni Übeyy ve arkadaş )ları(nı ortaya çıkarıp herkese) bil(dir)sin diyedir! (Nitekim)o (münafık ola)nlara: “Gelin! Allâh yolunda savaşın veya (Allâh rızası taşı mıyorsanız, bâri canlarınız ve mallarınız hakkında) savunmada bulunun!” denilmişti de, onlar: “(Biz sizin mücâdelenizi bir savaş olarak değil, ancak intihar ola rak görüyoruz.) Eğer (onu) bir savaş (olarak) bilsey dik/(güzel bir şekilde) savaşma(yı) bilseydik/bir savaş (olacağını) bilseydik/ elbette size tamamen tâbi olurduk!” demişlerdi. İşte o (sözü sarf ettikleri) gün onlar, kendilerinin iman (ashâbın)a olan ya kınlıklarındansa, (yardım cihetinden ehl-i) küfre daha yakındılar! (İman nâmına) kalplerinde olmayan şeyi ağızla rıyla söylüyorlardı. Allâh ise onların gizlemekte oldukları (münâfıklıkları)nı en iyi bilendir!

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    166-167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi.Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

  15. Mehmet Akif Ersoy

    166-167. İki ordu karşılaştığı gün başınıza her ne geldiyse Allah'ın iradesiyle geldi ve müminlerle nifak besleyenlerin bilinmesi içindi. Berikilere "Ya gelin Allah yolunda cihada girin, yahut müdafaada olsun bulunun" denilmişti. "Harp etmeyi hileydik sözünüzü dinlerdik" dediler. İşte o gün on¬ lar küfre, imana olduklarından daha yakınlar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allahu Zülcelâl ise onların gizlediklerini daha iyi biliyor.

  16. Mehmet Okuyan

    166-167. (Uhud’da) iki ordu karşılaştığı gün başınıza gelenler ancak Allah’ın izniyle olmuştur ki bu da müminleri (diğerlerinden) ayırt etmesi ve münafıkları ortaya çıkarması içindi. Onlara (münafıklara) “Gelin, Allah yolunda çarpışın veya savunma yapın!” dendiği zaman, “Savaşmayı (savaşın olacağını) bilseydik elbette size uyardık.” demişlerdi. Onlar (o gün) imandan çok küfre yakındı. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. (Oysa) Allah onların içlerinde gizlediklerini çok iyi bilendir.

  17. Mustafa İslamoğlu

    166. İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelenler Allah`ın izni sonucunda gerçekleşmişti. Bu da (Allah`ın) mü`minleri belirlemesi içindi.

    167. Yine, ikiyüzlülük yapıp da kendilerine "Gelin, Allah yolunda savaşın!", dahası "Kendinizi savunun!" denildiğinde, "Eğer savaş (çıkacağın)ı bilseydik kesinlikle arkanızdan gelirdik" diye cevap verenleri belirlemek içindi. Onlar o gün, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyerek inkara imandan daha fazla yaklaştılar. Oysa ki Allah onların gizledikleri şeyi çok iyi biliyordu;

  18. Mustafa Öztürk

    166-167 İki ordunun Uhud'da karşılaştığı gün başınıza gelen sıkıntı elbet Allah'ın izni/iradesi dahilinde gerçekleşti. Böylelikle Allah gerçek müminleri ortaya çıkardı. O münafıklara, "Gelin, Allah yolunda çarpışın yahut hiç değilse savunma hattında yer alın." denilince, "Savaşmasını bilseydik elbet size katılırdık. " diye karşılık verdiler. Ne var ki onlar böyle söylerken imandan öte inkar/küfür içindeydiler. Onlar kalplerinde olmayan şeyleri dillendirmek suretiyle düpedüz yalan söylüyorlardı. Halbuki Allah gizledikleri tüm duygu, düşünce ve niyetleri çok iyi biliyordu.

  19. Ömer Nasuh Bilmen

    166. İki ordunun karşılaştığı gün size isabet eden, Allah Teâlâ’nın izni ile idi ve mü’minleri temyiz etmesi içindi.

    167. Ve nifakta bulunmuş olanları açığa çıkarmak içindi. Ve onlara, «Geliniz Allah yolunda mukatelede veya müdafaada bulunun,» denildi. Dediler ki: «Biz mukateleyi bilseydik elbette size uyardık.» Onlar o gün imândan ziyâde küfre yakın bulunmuşlardı. Onlar kalblerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler. Ve Allah Teâlâ onların ne sakladıklarını tamamen bilicidir.

  20. Sadık Türkmen

    166. Iki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelen şeye, Allah izin verdi ve müminleri (sözünde duranları) açığa çıkardı.

    167. Bir de münafıkları açığa çıkardı. Onlara: "Gelin, Allah izin verdiği için saldırganlara/teröristlere karşı savaşın yahut kendinizi savunun" denildi de: "Eğer biz savaşmayı bilseydik mutlaka size tabi olurduk" dediler. Onlar o gün imandan çok küfre daha yakındırlar. Ağızları ile kalplerinde olmayanı söylüyorlar. Allah onların gizlediklerini çok iyi bilmektedir.

  21. Süleyman Ateş

    166. İki topluluğun karşılaştığı gün, sizin başınıza gelen, ancak Allâh’ın izniyle olmuştur ki (O), inananları bilsin (deneyip ortaya çıkarsın).

    167. Ve iki yüzlülük edenleri bilsin (ortaya çıkarsın). Onlara: "Gelin, Allâh yolunda savaşın, ya da savunun." dendiği halde: "Eğer savaş (olacağını) bilseydik, sizinle gelirdik." dediler. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla, kalblerinde olmayanı söylüyorlar. Halbuki Allâh, içlerinde sakladıkları şeyi çok iyi bilmektedir.

  22. Süleymaniye Vakfı

    166. İki ordunun karşılaştığı gün (Uhud’da) başınıza ne gelmişse Allah’ın onayıyla gelmiştir. Bu, inanıp güvenenleri bilmesi içindir.

    167. Münafıklık /ikiyüzlülük edenleri de bilmesi içindir. Onlara: "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunma yapın!" denince “Savaşmayı bilsek, elbette size katılırız!" demişlerdi. O gün, imandan çok kâfirliğe yakın duruyor, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Onların neyi gizlediklerini en iyi bilen Allah’tır.

  23. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    166. İki ordunun karşılaştığı gün, sizin başınıza gelen, ancak Allâh'ın izniyle (emri,söylemesi ile) olmuştur ki (Allah ), inananları bilsin .

    167. Bir de münafıklık edenleri(Allah’ın) bilmesi içindi. Kendilerine: Gelin Allah yolunda savaşın veya savunun, dendiği zaman: şayet savaşmayı bilseydik peşinizden gelirdik, dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalblerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Onların gizlediği şeyi Allah çok iyi bilir.

  24. Yaşar Nuri Öztürk

    166. İki topluluğun karşılaştığı gün sizin başınıza gelen, Allah’ın izniyledir ve Allah, müminleri bilsin diyedir.

    167. Ve ikiyüzlülük yapan münafıkları bilsin diye. Onlara, "Hadi gelin, Allah yolunda çarpışın yahut savunma yapın!" dendiğinde: "Savaştan haberimiz olsaydı sizi elbette izlerdik." dediler. O gün onlar, imandan çok küfre yakın idiler. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah, onların gizlemekte oldukları şeyi çok iyi bilmektedir.