Ayetler

Al-i İmran 8. Ayetteki Tercüme Hatası

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

AL-İ iMRAN SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

8. Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.

9. Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz.

Allah Kalpleri Saptırır mı?

Allah bu ayette, Allah'a teslim olmuş bir grup insanın duasını naklediyor. Bu dua bize örnektir. Biz de böyle dua etmeliyiz. Peki Allah bizi hidayete erdirdikten sonra saptırır mı?

Allah kafirlerin kalplerinde inanmadıkları, red ettikleri için yeni bir yapı oluşturuyor. Bu insanlara peygamberleri mucizeler bile gösterdiği halde inanmadılar. Hemen buna örnek ayetleri göstereyim.

ARAF SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

101. İşte bunlar, sana bir kısım haberlerini tam olarak anlattığımız kentlerdir. Kendilerine gönderilen elçiler açık belgeler getirdiler ama onlar önceden yalanlamış olmaları sebebiyle inanmaya yanaşmadılar. Allah, görmezlikte direnenlerin kalplerindeki yeni yapıyı işte böyle oluşturur.

102. Onların çoğunun verdikleri hiçbir sözde durduklarını görmedik ama çoğunun gerçekten yoldan çıkmış kimseler olduğunu gördük.

Allah Müminlerin Kalbini De Böyle Değiştirir Mi?

Bir şartla, eğer müminler yoldan çıkarsa, kafirler gibi ayetleri görmezden gelmeye başlar, ayetlerin yerine başkasının fikirlerini koymaya başlarsa, Allah bu insanların da kalplerinde yeni bir yapı oluşturabilir. Örneği Musa peygamberin (a.s) toplumu.

SAF SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

5. Bir gün Musa halkına şöyle demişti: “Ey halkım! Ne diye beni üzüyorsunuz; çok iyi biliyorsunuz ki ben, Allah’ın size gönderdiği elçiyim.” Onlar yoldan çıkınca Allah da onların kalplerini kaydırdı. Yoldan çıkan bir topluluğu Allah yola getirmez.

Demek ki Allah müminlerin kalbini saptırmazmış, yoldan çıkanların kalplerinde yeni bir yapı oluştururmuş. Al-i İmran 8. ayetin doğru tercümesi söyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

AL-İ iMRAN SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

8.(Onlar şöyle derler:) Rabbimiz! Bizi yoluna kabul ettikten sonra, kalplerimizin kaymasına izin verme[*]. Bize katından iyilikte bulun! Vehhab olan / karşılık beklemeden bol bol veren sensin.

[*] Yola gelmek de yoldan çıkmak da kişinin kararına bağlıdır (Saf 61/5). Bununla birlikte, bu dua, her şeyde olduğu gibi doğru yolda kalmak için de Allah’ın desteğine ihtiyacımız olduğunu gösterir.

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    8. Yine, o âlimler derler ki: “Ey Rabb’imiz! Sen bizi doğru yola ilettikten sonra gönlümüzü oradan kaydırma ve Sen bize Kendi katından geniş bir rahmet bağışla! Şüphesiz Vehhâb olan (karşılıksız olarak bol bol veren) ancak Şensin)!

  2. Bayraktar Bayraklı

    8. Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi haktan bir daha saptırma ve bize rahmetini bağışla, gerçek lütuf sahibi sensin.

  3. Diyanet İşleri

    8. Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi eğriltme, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lutfu en bol olan yalnız sensin.

  4. Diyanet Vakfı

    8. (Onlar şöyle yakarırlar:) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin

  5. Edip Yüksel

    8. "Efendimiz, bizi doğruya ulaştırdıktan sonra kalplerimizin eğrilmesine izin verme. Üzerimize rahmetini yağdır; kuşkusuz sen Bağışta Bulunansın."

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    8. Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.

  7. Hakkı Yılmaz

    8. Rabbimiz! Bize kılavuzluk ettikten sonra kalplerimizi çevirme! Bize Kendi nezdinden rahmet lütfet! Şüphesiz Sen, bol bol lütfedenin ta kendisisin.

  8. Hasan Basri Çantay

    8. Ey Rabbimiz, bizi doğru yola iletdikden sonra kalblerimizi (Hakdan) sapdırma. Bize kendi canibinden bir rahmet ver. Şübhesiz bağışı en çok olan Sensin Sen.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    8. (Onlar derler ki:) “Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi (haktan) çevirme! Bize yüce katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz sen bağışı en bol olansın.”

  10. Hayrat Vakfı Meali

    8. (Hem onlar derler ki:) `Rabbimiz! Bizi hidâyete erdirdikten sonra kalblerimizi(haktan) eğriltme! Ve bize, tarafından bir rahmet ihsân eyle! Şübhesiz ki Vehhâb (çok ihsân edici) olan, ancak sensin!`

  11. Hüseyin Atay

    8. Rabbimiz! Bize doğru yol gösterdikten sonra gönüllerimizi kaydırma. Katından bize rahmet ver Doğrusu, Sen pek bağış yapansın.

  12. İhsan Eliaçık

    8. Onlar şöyle derler: " Ey Rabbimiz! Bizleri doğru yolda yürüttükten sonra kalplerimizi kaydırma ve üzerimizden sevgi ve merhametini eksik etme. Sensin gerçek lütuf sahibi."

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    8. (İlimde râsih olan âlimler, Kur’ân’ın te’vîli hakkında sapıtanları görünce derler ki:) “Ey Rabbimiz! Bizi (muhkem ve müteşâbih âyetlerin tümüne inanmaya) hidâyet buyurduktan sonra (, kalplerini râzı olmadığın yorumlara kaydırdığın kimselere yaptığın gibi, bizim) kalplerimizi (de müteşâbihleri araştırmaya meylettirerek haktan) kaydırma ve bize tarafından bir rahmet bahşet (ki, hakta sebata muvaffak olalım ve günahlarımızdan kurtulalım)! Şüphesiz ki (karşılık beklemeden bolca bağış yapan) Vehhâb Sensin, ancak Sen!

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    8. (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."

  15. Mehmet Akif Ersoy

    8. Yâ Rabbe'1-âlemîn! Sen bizleri doğru yola çıkarmışken sonradan kalplerimizi dalâle saptırma ve bizlere nezd-i ehadiyetinden rahmet ver. Evet, bütün dilekleri veren Sensin, yalnız Sensin.

  16. Mehmet Okuyan

    8. (Şöyle dua ederler:) “Rabbimiz! Bizi doğru yola ulaştırdıktan sonra kalplerimizi eğriltme! Bize katından merhamet ver! Şüphesiz ki bolca veren yalnızca sensin.

  17. Mustafa İslamoğlu

    8. "Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma ve bize katından bir rahmet bahşet: çünkü yalnızca Sensin hiç karşılıksız sınırsızca lutfeden."

  18. Mustafa Öztürk

    8. İşte böyleleri Allah'a şöyle niyaz ederler: "Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi hak ve hakikatten saptırma. Bize rahmet ve merhametini lütfet. Şüphesiz sen sınırsız lütuf sahibisin.

  19. Ömer Nasuh Bilmen

    8. Ey Rabbimiz! Bizlere hidâyet buyurduktan sonra kalplerimizi (haktan) saptırma ve kendi cânib-i izzetinden bizlere bir rahmet bağışla. Şüphe yok ki vehhâb olan ancak Sen’sin.

  20. Sadık Türkmen

    8. (onlar şöyle yalvarırlar): "Rabbimiz! Biz hidayeti (doğru hayat rehberini) anladıktan sonra kalplerimizi eğriltmek istemiyoruz! Bize katından bir rahmet (iyilik) bahşet. Şüphesiz Sen çok bahşedensin."

  21. Süleyman Ateş

    8. (Onlar derler ki): "Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi eğriltme, bize katından bir rahmet ver, kuşkusuz sen çok bağış yapansın."

  22. Süleymaniye Vakfı

    8. (Onlar şöyle derler:) Rabbimiz! Bizi yoluna kabul ettikten sonra, kalplerimizin kaymasına izin verme . Bize katından iyilikte bulun! Vehhab olan / karşılık beklemeden bol bol veren sensin.

  23. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    8. (Onlar şöyle yalvarırlar) Rabbi miz, bizi doğru yola yönelttikten sonra, kalplerimizi haktan / doğru yoldan sapmaktan alıkoy. Bize katından rahmet bahşet, şüphesiz sen,bol bol bağışlayansın.

  24. Yaşar Nuri Öztürk

    8. Ey Rabbimiz! Bizi doğruya ve güzele yönelttikten sonra kalplerimizi bozup eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla. Sen, yalnız sen Vahhâb’sın, bol bol bağışta bulunansın.