Ayetler

Bakara 17-18. Ayetlerdeki Tercüme Hatası

Diyanet İşleri Meali

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

17. Onların misali, bir ateş yakan insan gibidir. Ateş tam etrafını aydınlattığında Allah ışıklarını yok eder de onları karanlık içinde, hiç bir şeyi görmez bir halde bırakıverir.

18. Artık onlar sağırlardır, dilsizlerdir ve körlerdir; bu yüzden geri de dönemezler.

Allah İnsanları Neden Karanlıkta Bıraksın?

Bakara suresinin 17-20. ayetlerinde münafıkların durumu tasvir ediliyor. Ayette bahsi geçen ışıkla Allah'ın dini temsil edilir. Bu ve benzeri tercümelere göre Allah'ın dini bu insanları aydınlatmaya başlayınca Allah onları karanlıklar içinde bırakıyor ve bu insanlar sağır, dilsiz, kör oluyor. İyi de Allah neden bu insanları karanlıkta bıraksın? Allah bazı insanlara kötü bazılarına iyi mi davranıyor? Allah da adil davranmazsa kime güveneceğiz? Bu ayetlerde istiare-i temsiliye var. Ayetin doğru meali şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

16. Onlar, rehberi verip[*] sapıklığı almış kimselerdir. Yaptıkları alım satım bir kazanç sağlayamamıştır. Doğru yolda değillerdir.

[*] Hidayet; doğru yola girme, doğru bir yola rehberlik etme ve o yola kabul etme anlamlarındadır. Dalalet ise kasıtlı veya kasıtsız olarak yoldan çıkma, hedeften sapma, kaybolma, bir şeyi kaybetme vs. anlamlara gelir.

17. Onların durumu, bir meşale yakmak isteyenin durumu gibidir. Meşale çevresini aydınlatınca sanki Allah gözlerini kör etmiş de kendilerini karanlıklar içinde bırakmış gibi olurlar; hiçbir şeyi göremezler[*].

[*] Buradan itibaren dört ayette, kâfirlerin ve münafıkların durumu, bir benzetme ile canlandırılmıştır. Bu ayete göre onlar başlangıçta, bir meşale ile yani Allah’ın kitabı ile aydınlanmak ve doğru yolda yürümek isterler. Ama önleri aydınlanıp o yolda girdikten sonra bazı şeyler hesaplarına gelmediği için körler gibi davranmaya başlarlar (Münafikun 63/2-3). Mesela Yahudiler, son nebinin getireceği kitapla önlerinin açılacağını bekliyorlardı. Kitap geldi, Allah’ın kitabı olduğunu kesin olarak anladılar (En’am 6/19-21 ve En'am 6/114). Ama daha sonra çoğunun davranışı değişti (Al-i İmran 3/113-115); bir kısmı kâfir (Bakara 2/89-92) bir kısmı da münafık oldu (Bakara 2/75-91).

18. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler; artık geri dönmezler[*].

Allah Hiç Kimseyi Kör, Sağır, Dilsiz Yapmaz

Allah hiç kimseyi kör, sağır, dilsiz yapmaz, karanlıkta bırakmaz fakat kafirler ve münafıklar Allah'ın davetini duyduklarında, kendilerine din adına bir şeyler anlatılmaya başlandığında sanki kör, sağır, dilsiz gibi davranmaya başlar. Bu ayetler kafirlerin, münafıkların bu hallerini istiare-i temsiliye yoluyla anlatıyor. İstiare hakkında daha fazla bilgi için Bakara suresinin yedinci ayetinin açıklamasına bakabilirsin. Bakara Yedinci Ayet Açıklama.

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın (Kısmen Doğru)

    17. O münafıkların durumu, o kimselerin durumuna benzer ki, karanlıkta bir ateş yakmışlar; nihâyet o ateş etrafını aydınlatınca, Allah, onların ışığını gidermiş ve kendilerini zifiri karanlıklar içinde hiçbir şeyi görmez halde bırakmıştır.

    18. Onlar, (sanki) sağırdırlar; dilsizdirler ve kördürler. Onun için onlar, (sapkınlıklarından) dönemezler.

  2. Bayraktar Bayraklı (Kısmen Doğru)

    17. Onların durumu, bir ateş yakan kimseye benzer. O ateş yanıp etrafını aydınlattığında, Allah hemen onların aydınlığını giderir ve onları hiçbir şey göremeyecekleri karanlıklar içinde bırakır.

    18. Onlar manen sağır, dilsiz ve kördür; gerçeğe dönmezler.

  3. Diyanet İşleri

    17. Onların misali, bir ateş yakan insan gibidir. Ateş tam etrafını aydınlattığında Allah ışıklarını yok eder de onları karanlık içinde, hiçbir şeyi görmez bir halde bırakıverir.

    18. Artık onlar sağırlardır, dilsizlerdir ve körlerdir; bu yüzden geri de dönemezler.

  4. Diyanet Vakfı

    17. Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler.

    18. Onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple onlar geri dönemezler

  5. Edip Yüksel

    17. Durumları, ateş yakan kimselerin şu durumuna benzer: Ateş çevrelerini aydınlatmaya başlayınca ALLAH onların ışığını giderir ve onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakır.

    18. Sağır, dilsiz ve kördürler; yönlerini değiştiremezler.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    17. Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gözlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler.

    18. (Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  7. Hakkı Yılmaz

    17. Onların durumu bazen, bir ateş yakmak isteyen kimsenin durumu gibidir. Ateş, ateş yakan kimsenin kenarını aydınlatınca, Allah, onların nûrlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde görmez olarak bıraktı.

    18. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler! Artık onlar dönmezler.-

  8. Hasan Basri Çantay

    17. Onların haali bir ateş yakanın haali gibidir ki o (ateş) çevresindekileri aydınlatınca Allah ışıklarını giderib (söndürüb) kendilerini karanlıklar içinde, görmez (ve şaşkın kimse) ler haalinde bırakıvermişdir.

    18. (Onlar) sağırlar, dilsizler, körlerdir. Artık (Hakka) dönmezler.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan (Kısmen Doğru)

    17. Onların (münâfıkların) durumu (karanlık bir sahrada) bir ateş tutuştur(up aydınlan)mak isteyen kimse gibidir ki o (ateş yanıp da) çevresini aydınlatınca (faydalanmadılar), Allah da onların ışığını giderip kendilerini (yine) karanlıklar içinde, görmez (ve şaşkın) olarak bıraktı.

    18. (Onlar mânen) sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar (bulundukları sapıklıktan Hakk’a) dönemezler.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    17. Onların (o münâfıkların) misâli, (karanlıkta) ateş yakan kimsenin hâli gibidir. Derken (o ateş) etrâfını aydınlatınca, Allah onların nûrunu giderdi ve onları karanlıklar içinde görmez bir hâlde bıraktı.

    18. (Onlar) sağırdırlar (hakkı işitmezler), dilsizdirler (hakkı söylemezler), kördürler (hakikati görmezler). Bu yüzden onlar (hakka) dönemezler.

  11. Hüseyin Atay

    17. Onların durumu, ateş yakmak isteyenin durumu gibidir. Ateş onun çevresindekini aydınlattığı anda, Allah onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; görmezler.

    18. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bu yüzden geri de dönemezler.

  12. İhsan Eliaçık

    17. Onların hali şuna benzer: Ateş yakan bir adam düşünün... Ateş ortalığı aydınlatınca Allah ışığı gideriveriyor, zifiri karanlıkta ortada kalakalıyor, hiç bir şey göremiyorlar.

    18. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, çıkmaz bir yola girmişlerdir.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    17. O (münafık ola) nların şaşılacak durumu; öyle bir kimsenin ilginç hâli gibidir ki, (karanlık bir gecede korktuklarından emin olmak ve ısınmak gibi faydalar temin etmek için) bir ateş yakmıştır. Artık ne zaman ki o (ateş), çevresindekileri aydınlatmıştır, Allâh hemen onların nurunu (temin eden ateşlerini söndürüp) gidermiştir ve kendilerini karanlıklar içerisinde (hiçbir şeyi) göremez oldukları halde bırakmıştır.

    18. (O münafıklar, hakikatleri duymaktan, konuşmaktan ve görmekten) sağırlardır, dilsizlerdir, körlerdir. Artık onlar (bıraktıkları o doğru yola geri) dönemezler.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir (Diyanet İşleri Başkanlığı)

    17. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

    18. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  15. Mehmet Akif Ersoy

    17. Bunların hâli karanlıkta ateş yakan o kimselerin hâli gibidir ki, ışığı henüz çevrelerini aydınlattığı bir sırada da Allah nurlarını giderir de kendilerini zulmetler içinde bir şey göremez bırakır.

    18. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, onun için bunlar yola gelmezler.

  16. Mehmet Okuyan

    17. Onların (münafıkların) durumu, (karanlıkta) ateş tutuşturan kişi gibidir. (Ateş), etrafını aydınlattığında Allah onların aydınlığını hemen giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (hiçbir şey) göremezler.

    18. (Bu gibiler) sağırdır, dilsizdir, kördürler; onlar (gerçeğe) dönmezler.

  17. Mustafa İslamoğlu

    17. Onların durumu şu kişinin durumuna benzer: O kişi bir meşale tutuşturdu; Alevler etrafını aydınlatır aydınlatmaz Allah (gözlerinin) nurunu alıverdi ve kendilerini karanlıklar içinde bıraktı; artık göremezler:

    18. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler: artık onlar (hakikate) dönemezler.

  18. Mustafa Öztürk

    17. [Peygamber'in tevhide iman daveti karşısında] o münafıkların hali şuna benzer: Bir kişi [Peygamber] ateş yakar; bu ateş [vahiy] onların etrafını aydınlatır fakat bu sırada Allah onların nurunu/ışığını söndürür, böylece onları zifiri karanlıklar içinde hiçbir şey göremeyecekleri bir halde bırakır.

    18. Onların kulakları Allah'ın iman çağrısını işitmez, dilleri bu ilahi çağrıyı kabule dair bir tek samimi söz söylemez, gözleri de hakikat ışığını görmez. Bu yüzden onların doğru yolu bulmalarına imkan ve ihtimal yoktur.

  19. Ömer Nasuh Bilmen

    17. Onların meseli, ateş yakmış kimsenin meseli gibidir ki, o ateş vaktâ ki çevresindekilerini aydınlattı. Hak Teâlâ hemen onların nûrunu giderdi, onları zulmetler içinde görmez bir halde bıraktı.

    18. Onlar birtakım sağırlar, dilsizler, körlerdir. Artık onlar (o dalâletten) dönmezler.

  20. Sadık Türkmen

    17. Onlarin durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer. (Ateş) tam çevresini aydınlatınca; Allah da onların nurlarını/ışıklarını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır. Çünkü onlar gerçekleri görmek istemediler.

    18. Sağırdırlar (gerçekleri işitmek istemiyorlar), dilsizdirler (doğruları söylemek istemiyorlar), (üstüne üstlük gerçeklere karşı da) kördürler. Artık onlar (doğru yola) dönmüyorlar.

  21. Süleyman Ateş

    17. Onların durumu, tıpkı şuna benzer ki, (aydınlanmak için) bir ateş yakmak istedi. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz, Allâh onların nurunu giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler.

    18. (Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar (Hakk’a) dönmezler.

  22. Süleymaniye Vakfı

    17. Onların durumu, bir meşale yakmak isteyenin durumu gibidir. Meşale çevresini aydınlatınca sanki Allah gözlerini kör etmiş de kendilerini karanlıklar içinde bırakmış gibi olurlar; hiçbir şeyi göremezler.

    18. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler; artık geri dönmezler.

  23. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    17. Sanki Onların durumu bir ışık yakmak iste yenin durumuna benzer. (yaktıkları bu ışık) Çevrelerini aydınlatınca, sanki Allah onların ışıklarını gidermiş ve onları karanlıklar içinde bırakmış gibidirler.Bu yüzden onlar (hakikati) göremiyorlar.

    18. Onlar sağır, dilsiz ve kör gibidirler. Bu yüz den vazgeçmezler. (Onlar Hakk'a dönmezler ) .

  24. Yaşar Nuri Öztürk

    17. Onların durumu şu kişinin durumuna benzer: Bir ateş tutuşturmak istedi. Ateş, çevresindekileri aydınlattığında, Allah onların ışığını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler.

    18. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar artık dönmezler.