Ayetler

Bakara 19-20. Ayetlerdeki Tercüme Hatası

Bakara 17-20. ayetler bir bloktur. Beraber değerlendirilmeli. Önceki sayfada 17-18. ayetlerin değerlendirilmesini görebilirsin.

Diyanet İşleri Meali

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

19. Yahut onlar, karanlıklar içinde gökten boşanan gök gürültülü, şimşekli bir yağmura tutulmuş kimseler gibidirler. Yıldırımlar yüzünden ölümden korkarak parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Halbuki Allah inkârcıları çepeçevre kuşatmıştır.

20. Şimşek gözlerini kör edercesine çakar, onlara ışık verdikçe yürürler, ışığı karartınca da kalakalırlar. Allah dileseydi onların işitme ve görmelerini büsbütün giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.

Bakara 17-20. ayetlerde münafıkların durumunu istiare-i temsiliye yöntemiyle tasvir ediyor. Bu münafıklar, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda duymazdan, görmezden geliyorlar. Sanki sağır, körmüş gibi davranıyor. Allah Bakara 19-20'de bu insanların hallerini tasvir etmeye devam ediyor. Bu insanlar ayetler karşısında kör sağır gibi davranınca Allah'ın öfkesini çekiyor. Bunu Mümin 10. ayette görebiliriz; Ayetleri görmezlik edenlere, şöyle seslenilir: "İmana çağrılıp da görmezlik ettiğiniz günkü Allah'ın kızgınlığı, şimdi sizin kendinize olan kızgınlığınızdan büyüktü.” Allah bu kızgınlığından dolayı münafıklara, kafirlere bir şey yapsaydı görme ve dinleme özellikleri yok ederdi ama yapmadı. 20. ayette yapılan hata şae (شاء ) fiilini "dileme" diye çevirmek. Âyette dileme diye çevrilen şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yaptı” insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir. Ayetin doğru tercümesi ve açıklaması aşağıda.

Süleymaniye Vakfı Meali

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

19. Ya da karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşeğin olduğu bir yerde bardaktan boşanırcasına yağan yağmura tutulmuş kişi gibidirler. Şiddetli gürültülerden[1*] dolayı ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır[2*].

[1*] Savâ’ik = صواعق sâ’ika (صاعقة)’nın çoğuludur, "şiddetli gürültü" demektir (Mekâyîs). Allah, gürültüyü bazen toplumları cezalandırmak için kullanır (Ra’d 13/13, Bakara 2/55, Nisa 4/153. Fussilet 41/13, Fussilet 41/17, Zariyat 51/44). Ahirette herkes böyle bir gürültü ile mezarından çıkacaktır (Zümer 39/68, Tur 52/45).

[2*] Bazı ayetler, münafıkları şiddetli bir yağmur gibi etkiler. Bazı ayetler de bir şimşek gibi önlerini aydınlatır, bazıları ise onları, bir yıldırım gibi korkutur. Bu yüzden kulaklarını tıkar ve o ayetleri duymak istemezler.

20. O şimşek (Kur’ân nuru), gözlerini söküp çıkaracak gibi olur. Ne zaman işlerine yarayan bir parıltı görseler orada yürür, gözleri kamaşınca da kalakalırlar. Allah gerekeni yapsaydı [1*] görme ve dinleme özelliklerini yok ederdi. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

[1*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. İnsanın var etmesi, “gerekeni yapması”, Allah’ın var etmesi de “o şeyi yaratmasıdır” (Müfredât). İmtihanla ilgili konularda ilk kararı insan verir. Çünkü Allah, herkesin yola gelmesini ister (Nisa 4/26) ama sadece “doğruya yöneleni kendine yöneltir” (Ra’d 13/27). Yaptığının iyi mi yoksa kötü mü olduğunu, her insana ilham ettiği için de (Şems 91/7-10) yola gelmek isteyenin içini İslam’a açar. Yoldan çıkmak isteyenin içine de öyle bir darlık verir ki, yükseklere tırmanıyormuş gibi olur. (En’âm 6/125) Bir ayet şöyledir: ”Yapılması gerekeni Allah yapsaydı hepinizi tek bir toplum haline getirirdi. Ama Allah, (sapıklığın) gereğini yapanı sapık sayar, (doğru yolda olmanın) gereğini yapanı da yoluna kabul eder. Yaptıklarınızdan elbette sorumlu tutulacaksınız.” (Nahl 16/93)

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Çoğu mealde parantezlerle "Allah mühürledi çünküü ..." diye yanlış ifade üzerinden Allah'ı haklı göstermeye yönelik açıklamalar eklenmiş. Anlam bütünlüğü olsun diye altı ve yedinci ayetleri beraber yazdım. Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    19. Yahut onların durumu, o kimselerin durumuna benzer ki, gökten sağanak halinde boşanan, içinde zifiri karanlıklar, şiddetli gök gürültüsü ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuşlar; yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkamışlardır. Oysaki Allah, kâfirleri her yandan kuşatmıştır.

    20. Neredeyse o şimşekler, onların gözlerini kapıverecekmiş. Şimşek, onları aydınlattıkça ışığında yürüyorlar; karanlık üzerlerine çökünce de, duraksıyorlar. Zaten Allah dileseydi, elbette onların gözlerini görmez, kulaklarını da işitmez ederdi. Şüphesiz Allah’ın gücü, her şeye yetmektedir.

  2. Bayraktar Bayraklı

    19.Yahut onların durumu, gökten sağanak halinde boşalan, içinde yoğun karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan fırtınaya tutulmuş insana benzer. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

    20. Neredeyse gözlerini kapıverecek olan şimşek önlerini aydınlattığında onun ışığında yürürler; üzerlerine karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.

  3. Diyanet İşleri

    19. Yahut onlar, karanlıklar içinde gökten boşanan gök gürültülü, şimşekli bir yağmura tutulmuş kimseler gibidirler. Yıldırımlar yüzünden ölümden korkarak parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Halbuki Allah inkârcıları çepeçevre kuşatmıştır.

    20. Şimşek gözlerini kör edercesine çakar, onlara ışık verdikçe yürürler, ışığı karartınca da kalakalırlar. Allah dileseydi onların işitme ve görmelerini büsbütün giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.

  4. Diyanet Vakfı

    19. Yahut (onların durumu), gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve şimşek bulunan yağmur(a tutulmuş kimselerin durumu) gibidir. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

    20. (O esnada) şimşek sanki gözlerini çıkaracakmış gibi çakar, onlar için etrafı aydınlatınca orada birazcık yürürler, karanlık üzerlerine çökünce de oldukları yerde kalırlar. Allah dileseydi elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah şüphesiz her şeye kadirdir.

  5. Edip Yüksel

    19. Ya da, karanlık, gök gürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. ALLAH inkârcıları böyle kuşatır.

    20. Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek! Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca da dikilir kalırlar. ALLAH dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. ALLAH her şeye gücü yetendir.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    19. Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır.

    20. O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.

  7. Hakkı Yılmaz

    19. Bazen de onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek olan, gökten boşanan bir yağmur gibidir. Onlar, ölüm korkusuyla yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. –Oysa Allah, kâfirleri; Kendisinin ilâhlığını, rabliğini bilerek reddedenleri çepeçevre kuşatandır

    20. O şimşek nerdeyse gözlerini kapıverecek. Şimşek önlerini aydınlattı mı aydınlığın içinde yürürler, karanlık üzerlerine çöktü mü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini de, görmelerini de giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye en çok güç yetirendir.

  8. Hasan Basri Çantay

    19. Yahud (onların haali) gökden (bulutdan boşanan) yağmur (a tutulmuşun haali) gibidir ki onda (o yağmurda) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek çakışı vardır. Ölüm korkusiyle yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepçevre kuşatandır.

    20. O şimşek hemen hemen gözlerini kapıp alıverecek. Onları aydınlatınca (ışığı) içinde yürürler, başlarına karanlık çökünce ise dikilib kalırlar. Allah dileseydi onların işitmelerini, gözlerini de giderirdi. Şübhe yok ki Allah her şey’e hakkıyle kaadirdir.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    19. Yahut (onların durumu), yoğun karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) içinde gökten boşalan şiddetli bir yağmur(a tutulmuş kimsenin hali) gibidir. Onlar, yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri (ilim ve kudretiyle) çepeçevre kuşatmıştır.

    20. O şimşek, neredeyse gözlerini kapıp alıverecek. Onlara aydınlık verince ışığında (biraz) yürürler, karanlık tekrar basınca da dikilip kalırlar. Allah dileseydi elbette onların işitmelerini ve görmelerini de giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    19. Veya (onların misâli) gökten boşanan, (ve) kendisinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan bir yağmur(a tutulan kimselerin hâli) gibidir. Yıldırımlardan dolayı, ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Hâlbuki Allah, kâfirleri (ilim ve kudretiyle) çepeçevre kuşatıcıdır.

    20. O şimşek, nerede ise gözlerini(n nûrunu) kapıp alıverecek! Ne zaman onlara aydınlık verse, onda (onun ışığında) yürürler; onlara karanlık çöktüğü zaman ise (oldukları yerde) dikilip kalırlar. Hâlbuki Allah dileseydi, elbette onların işitmelerini ve görmelerini giderirdi. Şübhesiz ki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.

  11. Hüseyin Atay

    19. Yahut onlar, gökten boşanan, içinde gök gürlemesi, şimşek çakması ve karanlıklar bulunan sağanağa yakalanmış kimselere benzerler. Yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah inkarcıları kuşatmıştır.

    20. Şimşek neredeyse gözlerini kapıverir, onları aydınlattıkça ışığında yürürler, üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitmelerini ve görmelerini de giderirdi. Doğrusu, Allah'ın her şeye gücü yeter.

  12. İhsan Eliaçık

    19. Ya da onların halini şöyle düşünün... Karanlıklar içinde gök gürlüyor ve şimşekler çakıyor. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Yıldırım düştükçe ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

    20. Çakan şimşek adeta gözlerini alıyor. Ortalık aydınlanınca yürüyor, karanlık çökünce oldukları yere mıhlanıp k alıyorlar. Allah istese tümden kör ve sağır dahi olabilirlerdi. Allah istese idi, onların görme ve işitmelerini yok ederdi. Hiç şüpheniz olmasın; Allah'ın her şeyi yapmaya gücü yeter

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    19. Veya (onların durumu;) gökte(ki bulutta)n (sağanak hâlinde boşanan), şiddetli bir tür yağmur (a tutulanların hâli) gibidir ki, beraberinde türlü türlü karanlıklar, dehşetli bir gök gürültüsü ve korkunç bir şimşek bulunmaktadır. O (fırtınaya tutula)nlar yıldırımlar yüzünden (gelecek) ölüm çekincesiyle parmaklarını(n uçlarını) kulaklarına tıkarlar. Allâh ise o kâfirleri (ilmiyle ve kudretiyle her taraflarından) kuşatıcıdır.

    20. (O anda) o şimşek, gözlerini kapmaya çok yaklaşmıştır. O (şimşek) onlar için her ne zaman aydınlatma yapsa, o(nun ışığı)nda (birazcık) yürürler. (Şimşek kaybolup,) üzerlerine karanlık çöktüğünde ise (oldukları yerde şaşkın bir halde durup) dikilirler. Allâh dileseydi elbette onların kulaklarını ve gözlerini (tümüyle) giderirdi. Şüphesiz Allâh her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kâdîr’dir!

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    19. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

    20. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  15. Mehmet Akif Ersoy

    19. Yahut gökten boşanan yağmura tutulmuşların hâli gibidir. Ki bulutta karanlıklar var, gürlemeler, şimşekler var. Ölümden çekindikleri için yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allahu Zülcelâl kâfirleri kuşatmış.

    20. Şimşek nerede ise gözlerini çıkaracak. Ortalığı kendilerine aydınlattı mı ışığında yürüyorlar. Üzerlerine karanlık çöktü mü dikilip kalıyorlar. Bununla beraber Allah dileseydi kulaklarını da gözlerini de büsbütün götürürdü, şüphe yok ki Allah herşeye kadirdir.

  16. Mehmet Okuyan

    19. Veya (onların durumu) gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan sağanağa (tutulmuş kişilerin durumu) gibidir. Onlar (münafıklar), yıldırımlardan kaynaklanan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.

    20. O esnada) şimşek, neredeyse gözlerini alacakmış (gibi çakar). (Şimşek) onlar için (etrafı) aydınlatınca orada (birazcık) yürürler; üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde kala kalırlar. Allah dileseydi elbette onların işitme (duyu)larını ve gözlerini giderirdi. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.

  17. Mustafa İslamoğlu

    19. Ya da (durumları şu örneğe) benzer: Gökten inen bir sağanak (düşünün), onunla birlikte karanlıklar, gök gürlemesi, şimşek... Yıldırımlardan dolayı, ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Zira Allah kafirleri çepeçevre kuşatandır.

    20. Şimşek neredeyse gözlerini kör eder; onları ne zaman aydınlatsa, o aydınlıkta yol alırlar; ne zaman da karanlık üzerlerine çökse, ayakta kalakalırlar. Ve eğer Allah dileseydi, işitme ve görme duyularını giderirdi; çünkü Allah`ın her şeye gücü yeter.

  18. Mustafa Öztürk

    19. O münafıkların hali şuna da benzer: Kapkara bulutlar, dehşetli gök gürültüleri ve yıldırımlar eşliğinde bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağar. Bu sağanağa yakalanan kimseler, -ölüm korkusundan dolayı- dehşetli gök gürültüsünü duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. İşte Allah kafirleri/münafıkları böyle aciz ve çaresiz bırakır.

    20. Çakan şimşek onların gözlerini kör edecek gibi olur. Şimşeğin parıltısı çevrelerini aydınlattığında önlerini görüp biraz yürürler, ama karanlık tekrar çökünce bulundukları yerde kalakalırlar. Allah dileseydi onları manen kör ve sağır ettiği gibi, madden de kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.

  19. Ömer Nasuh Bilmen

    19. Yahut (onların meseli) gökten şiddetle boşanan bir yağmur gibidir ki onda karanlıklar vardır, dehşetli bir gök gürültüsü, bir şimşek vardır. Ölüm korkusundan dolayı yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Teâlâ ise kâfirleri kuşatmıştır.

    20. Az kalıyor ki şimşek gözlerini hemen kapıverecek. Her ne zaman önlerini aydınlattı mı, ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık çöktükçe de dikilip kalıverirler. Eğer Allah Teâlâ dilemiş olsa idi onların elbette işitmelerini de, görmelerini de gideriverirdi. Şüphe yok ki Allah Teâlâ her şeye kâdirdir.

  20. Sadık Türkmen

    19. Yahut (onların durumu), gökten boşalan yağmur gibidir; o içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek (bulunan!) Onlar parmaklarını kulaklarına tıkarlar, yıldırım seslerinden/çarpmasından ölmek korkusuyla!.. Oysa Allah kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

    20. Şimşek neredeyse onların gözlerini alıverecek. Her ne zaman kendilerini/önlerini aydınlatsa, onunla/ışığında yürürler ve üzerlerine karanlık çökünce (öylece) dikilip kalırlar. Allah dileseydi elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah herşeye gücü yetendir.

  21. Süleyman Ateş

    19. Ya da (onlar), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek (ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuş) gibi(dirler). Yıldırım seslerinden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar; oysa Allâh, inkârcıları tamamen kuşatmıştır.

    20. Neredeyse gözlerini kapıverecek olan şimşek önlerini aydınlattı mı o(nun ışığı)nda yürürler, üzerlerine karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allâh dileseydi elbette işitmelerini ve görmelerini de götürürdü. Şüphesiz Allâh’ın her şeyi yapmaya gücü yeter.

  22. Süleymaniye Vakfı

    19. Ya da karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşeğin olduğu bir yerde bardaktan boşanırcasına yağan yağmura tutulmuş kişi gibidirler. Şiddetli gürültülerden dolayı ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

    20. O şimşek (Kur’ân nuru), gözlerini söküp çıkaracak gibi olur. Ne zaman işlerine yarayan bir parıltı görseler orada yürür, gözleri kamaşınca da kalakalırlar. Allah gerekeni yapsaydı görme ve dinleme özelliklerini yok ederdi. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

  23. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    19. Yahut onların durumu; gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşalan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmakları ile kulaklarını tıkarlar. Allah, inkârcıları çepeçevre kuşatmıştır.

    20. Çakan şimşekler neredeyse (onların) gözlerini alıverecek. Onlara aydınlık verince ışığında yürürler, karanlık çökünce de dikilip kalırlar. Şayet Allah uygun görseydi, onları işitme ve görme yeteneklerinden yoksun bırakabilirdi. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.

  24. Yaşar Nuri Öztürk

    19. Yahut gökten boşalan bir yağmur haline benzer ki onda karanlıklar var, bir gök gürlemesi var, bir şimşek var. Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhît’dir, küfre sapanları çepeçevre kuşatmıştır.

    20. Şimşek, neredeyse gözlerini çarpıp götürüverecek. Kendilerine her aydınlık sunduğunda, orada yürürler. Üzerlerine karanlık binince çakılıp kalırlar. Eğer Allah dileseydi, işitme güçlerini de gözlerini de elbette alıp götürürdü. Çünkü Allah her şeye Kadîr’dir.