Ayetler

Bakara 255. Ayetteki Tercüme Hatası

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

255. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarındanbaşka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.

Allah'ın Dilemesi Ne Demek?

Bu ayette Allah, kullarına bilgisinden bir miktar öğrenme, kavrama izni veriyor. Bu iş dilemeyle olacak şey değildir. Kullar çalışmaları nispetinde Allah'ın izin verdiği kadar bilgi sahibi olur. Ayetin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

255. Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. Daima diridir, sürekli işinin başındadır; Onu ne uyuklama ne de uyku tutar! Göklerde ve yerde olan her şey onundur. Ondan izinsiz, onun katında kim birine şefaat /aracılık edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Ama onlardan hiçbiri, onun bilgisinden onun imkân verdiği kadarı dışında bir şey kavrayamaz. Hâkimiyeti, gökleri de kapsar yeri de. Bu ikisini korumak ona zor gelmez. O yücedir, büyüktür.

Süleymaniye Vakfı tefsirinde “onlardan hiçbiri, O’nun bilgisinden onun imkân verdiği kadarı dışında bir şey kavrayamazlar" ifadesi için şöyle açıklama yapılmış;

Cenab-ı Hak her şeyi sonsuz ilmi ile tüm inceliklerine kadar bilir. Ancak kullar O'nun öğrettiği ve izin verdiği kadarını bilebilirler. Varlıklara yerleştirilen bilgi, Allah’ın sonsuz bilgisinin bir parçası olduğu için o, şöyle demiştir: “… Onlar onun bilgisinden onun belirlediği kadarı dışında bir şey kavrayamazlar.”Öyleyse en bilgili insan, Hz. Adem'dir. Şu ayetler bu bilginin ona yazıyla öğretildiğini gösterir: “Rabbin kalemle öğretti; insana bilmediğini öğretti.” (Alak 96/4-5) Varlıklar, Allah’ın yarattığı ayetlerdir. Onlardan öğrenilen bilgi ile indirilmiş ayetlerdeki bilgi arasında tam bir uyum olur. İnsan bu bilgiyi daha çok öğrenerek önce kendini geliştirmeli sonra da insanlığa faydalı olmalıdır. O zaman o da bütün varlıklar gibi Yaratıcıya boyun eğecek ve yalnız ona kul olmanın mutluluğunu yaşayacaktır. “Kulları arasında Allah'tan çekinenler sadece onun bilgili kullarıdır.” (Fâtır 35/28) buyrulması bundandır. Dolayısıyla bu bilgi insanlığın yaratılış gayesidir. (Geniş bilgi için bkz: http://www.suleymaniyevakfi.org/kuran-dersleri/2-bakara-suresi-31-ayet.html )

Allah-u Teala her insana farklı bir kavrama gücü, her insana da farklı kabiliyetler vermiştir. Kişi bu kabiliyetlerini keşfettiğinde kendi yeteneğini geliştirerek, uzmanlaşarak alanında çok yükselir. İlim bu farklı kabiliyetleri keşfetmeye yarar. Allah-u Teala şöyle buyuruyor; "Allah'ın birinizi diğerine üstün kıldığı şeylere imrenmeyin. Erkeklere ait olan, onların kazandıklarından bir paydır. Kadınlara ait olan da onların kazandıklarından bir paydır. Siz Allah katında üstün olanı isteyin. Çünkü Allah her şeyi bilir."(Nisa 4/32) Ayette bildirildiği üzere kişinin kendine özel verilmiş olan kabiliyetini geliştirmesi, başkasında olanla ilgilenmemesi gerekmektedir. Zira herkesin başkasında olmayan bir kabiliyeti vardır. Ne kadının erkeğe, ne erkeğin kadına, ne fakir zengine, ne de zengin fakire özenmemeli, her kes kendisine verileni geliştirmelidir.

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    255. Allah O’dur ki, Kendisinden başka tanrı yoktur. O, Hayy’dir (ezelî ve ebedî hayat ile her zaman diridir); Kayyûm’dur (bütün yaratılmışları bizzat idare eden, gözetip koruyandır). Onu ne uyuklama tutar, ne de uyku. Şu göklerde ve bu yerde ne varsa hepsi yalnız Onundur. Onun izni olmadan huzurunda kim şefaat edebilir! O, yaratılmışların önlerinde olanları da, arkalarında olanları da (kendilerinden öncekileri de, sonrakileri de, bu dünya işlerini de, öbür dünya işlerini de, yaptıklarını da, yapacaklarını da, idrâk ettiklerini de, etmediklerini de) bilir. Onlar, Onun ilminden dilediğinden başkasını da kavrayamazlar. Onun Kürsîsi (Kürsî'sinin kendisi, ilmi, hükümranlığı) şu gökleri ve bu yeri kuşatmıştır. Şu gökleri ve bu yeri koruyup gözetmek de, Ona ağır gelmez. Aliyy (yüceler yücesi) ve Azım (ulular ulusu) olan da yegâne Odur.

  2. Bayraktar Bayraklı

    255. Allah`tan başka ilah yoktur; her zaman diridir; bütün varlıkların kendi kendine yeterli kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O`nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O`nundur. O`nun izni olmaksızın katında şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da arkalarında olanı da bilir; O dilemedikçe insanlar O`nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O`nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar. Onların korunup desteklenmesi O`na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O`dur.

  3. Diyanet İşleri

    255. Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; diridir, her şeyin varlığı O’na bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları O bilir. O’nun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür.

  4. Diyanet Vakfı

    255. Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O’na hiçbir şey gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

  5. Edip Yüksel

    255. ALLAH: O’ndan başka tanrı yoktur, Yaşayandır, Sürekli Gözetendir. Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan kim O’nun katında aracılık edebilir? Onların geçmişini ve geleceğini bilir. Dilediği miktar dışında O’nun bilgisinden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları düzen içinde korumak onu yormaz. O Yücedir, Büyüktür.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    255. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.

  7. Hakkı Yılmaz

    255. Allah, Kendisinden başka ilâh diye bir şey olmayandır, her zaman diridir, her şeyi ayakta tutan, koruyan, diri ve bütün kâinatın idaresini bizzat yürütendir. Kendisini uyuklama ve uyku yakalamaz. Göklerde olan şeyler ve yeryüzünde olan şeyler yalnızca O’nun içindir. Kendisinin izni/ bilgisi olmadan yanında yardım, kayırma yapacak olan kimmiş? O, onların önlerinde ve arkalarında olan şeyleri bilir. Onlar ise, O’nun dilediğinden başka bilgisinden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeryüzünü kucaklamıştır. Onların ikisinin de korunması O’na zor gelmez. Ve O, çok yücedir, yücelticidir, sonsuz büyüktür.

  8. Hasan Basri Çantay

    255. Allah (o Allahdır ki) kendinden başka hiç bir Tanrı yokdur. (O, zatî, ezelî ve ebedî hayaat ile) diridir (baakıydir). Zâtiyle ve kemâliyle kaaimdir. (Yaratdıklarının heran tedbîr-ü hıfzında yegâne haakimdir, her şey onunla kaaimdir). Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onun. Onun izni olmadıkça nezdinde şefaat edecek kim miş. O (yaratdıklarının) önlerindekini, arkalarındakini, (yapdıklarını, yapacaklarını, bildiklerini, bilmediklerini, açıkladıklarını, gizlediklerini, dünyalarını, âhiretlerini, hülâsa her şey’ini, her şey’ini) bilir. (Mahlûkatı) onun ilminden yalnız kendisinin dilediğinden başka hiç bir şey’i (kaabil değil) kavrayamazlar. Onun kürsüsü gökleri ve yeri (kucaklamışdır, o kadar) vâsi’dir. Bunların nigehbanlığı Ona ağır da gelmez. O, çok yüce, çok büyükdür.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    255. Allah öyle bir ilâh ki kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, Hayy ve Kayyûm’dur (daima diri ve yarattıklarını gözetip yönetendir ve her şey varlığını O’nunla devam ettirir). Kendisini ne bir uyuklama (gaflet) ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olanlar(ın hepsi) ancak O’nundur. O’nun izni olmadıkça O’nun katında kim şefaat edebilir? Kullarının önündeki ve arkasındaki (geçmiş ve geleceklerini, yaptıklarını ve yapacaklarını, dünya ve âhirete ait) şeylerini O bilir. Onlar, O’nun ilminden ancak dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü (kudreti, mülk ve hükümranlığı) gökleri ve yeri kaplamıştır; onları koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O çok yücedir, çok büyüktür.[

  10. Hayrat Vakfı Meali

    255. Allah ki, O`ndan başka ilâh yoktur. (O,) Hayy (hayâtı ezelî ve ebedî olan)dır, Kayyûm (bütün mevcûdât kendisiyle kaim olan)dır. O`nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ne var, yerde ne varsa O`nundur. İzni olmadan O`nun huzûrunda şu şefâat edecek olan kimdir? (Onların) önlerindekini ve arkalarındakini (geçmiş ve geleceklerini) bilir. Hâlbuki (onlar ise) O`nun ilminden, dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Kürsî`si, gökleri ve yeri kaplamıştır; her ikisinin muhâfazası O`na ağır gelmez. Ve O, Aliyy(pek yüce olan)dır, Azîm (pek büyük olan)dır.

  11. Hüseyin Atay

    255. Kendisinden başka tanrı olmayan ancak Allah'tır. O, diridir, özü varlık olandır, kendisini uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde olan ve yerde olanlar Onundur. O'nun katında, O'nun bilgisi olmadan kim aracılık edebilir? Çünkü onların önlerini ve ardlarını bilir. O'nun dilemesinin dışında ilminden bir şey kavrayamazlar. O'nun ilmi ve egemenliği gökleri ve yeri kaplamıştır ve onların korunması O'na yük olmaz. O uludur, yücedir.

  12. İhsan Eliaçık

    255. ALLAH; O'ndan başka ilâh yoktur. Sonsuz yaşam kaynağı ve yarattıkları üzerine titreyendir. O 'nu uyku ve uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O 'nundur. O 'nun izni olmaksızın kimmiş arabuluculuk yapacak? Olan biten her şeyi bilir. Allah uygun görmedikçe, insanlar O 'nun bilgisinden hiçbir şeye yetişemezler. O'nun görkemi gökleri ve yeri kaplamıştır. Bunlar O 'na ağır gelmez. Allah çok yüce, çok büyüktür

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    255. Allâh ki; Kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur! (Başı sonu olmayan, Zât’ına ait bir hayatla) Hayy’dır; (yaratıklarını yönetme ve koruyup kollama işini dâima üstlenmiş bulunan bir) Kayyûm’dur. Ne (uyku öncesindeki) bir gevşeme, ne de bir uyku Kendisini tutmaz. Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar (, mülkiyet ve hâkimiyet bakımından) sadece O’na aittir. Kimdirşu kimse ki, O’nun izni olmadan nezdinde şefaat edebilecektir? O, (yaratıklarının) önlerinde olanları da, arkalarında bulunanları da (; onların geçmiş-gelecek, dünya-âhiret, görülen ve görülmeyen her şeylerini) bilmektedir. (Öğretmeyi) dilediği şeyler hariç, onlar O’nun ilmi(nin tealluk ettiği sonsuz bilgileri)nden hiçbir şeyi kavrayamazlar. (Arş’ının önündeki tahtı olan) Kürsü’sü (ise) gökleri ve yeri kaplamıştır. O ikisini(n yedi kat tabakalarını) korumak Kendisine hiç de ağır gelmez. (Eş ve benzerden, tüm noksanlık emâreleri ve sonradan olma belirtilerinden son derece yüce olan) Aliyy de; (Zât’ına nispetle, her şeyin değersiz kalacağı bir büyüklük sahibi olan) Azîm de ancak O’dur!

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    255. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

  15. Mehmet Akif Ersoy

    255. Allah öyle bir ilâh ki, O'ndan başka ilâh yok. Bakî; her an bütün hilkat üzerine hâkim ve kâim. Ne uyuklar, ne uyur. Göklerde, yerde ne varsa hep O'nun. Kim tasav¬ vur edilebilir ki kalksın da izni olmaksızın O'nun yanında şefaat eyleyebilsin? Mahlûkâtm işlediklerini, işleyeceklerini bilir. Mahlûkâtı ise ilm-i İlâhîsinden ancak O'nun dilediğini kavrayabilir. İlmi bütün gökleri ve yeri kucaklar ve bunların nigehbanlığı {bunları ademden sıyânet) Kendisi¬ ne ağır gelmez. Yüksek, büyük ancak O (ancak O'nun Zât-ı Kibriyâsı).

  16. Mehmet Okuyan

    255. Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerdekilerin hepsi yalnızca O’na aittir. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (kimse) O’nun bilgisinden hiçbir şeyi kuşatamaz. O’nun egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür.

  17. Mustafa İslamoğlu

    255. Allah, kendisinden başka ilah olmayan, mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır; ne gaflet basar O`nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde olan her bir şey O`nundur: O`nun izni olmaksızın katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? O, kullarının önünde-açıkta olan şeyleri de, ardında-gizli olan şeyleri de bilir; oysa onlar, O dilemedikçe O`nun ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O`nun sonsuz kudret ve otoritesi gökleri ve yeri kaplamıştır; üstelik onları görüp gözetmek O`na güç gelmez: zira yüce ve azametli olan yalnızca O`dur.

  18. Mustafa Öztürk

    255. Allah! O'ndan başka gerçek ilah/ tanrı yoktur. O her daim diridir. O'nun varlığı hiçbir şeye bağlı değildir; O her şeyi görüp gözetendir. Ne gaflet basar O'nu ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatçilik yapmak kimin haddine! O, insanların yaptıklarını- yapacaklarını, gizli tuttuklarını-açığa vurduklarını bilir. Bildirdiği şeyler dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sınırsız kudret ve hükümranlığı gökleri ve yeri kuşatmıştır. Göklerin ve yerin düzenini korumak O'na hiç zor gelmez. O yüceler yücesi, büyükler büyüğüdür.

  19. Ömer Nasuh Bilmen

    255. Allah Teâlâ ki, O’ndan başka bir mabut yoktur. Hayy-ü Kayyûm olan O’dur. O’nu ne uyuklama ne de uyku tutmaz. Göklerde ne varsa yerde ne varsa, hep O’nundur. O’nun izni olmaksızın O’nun yanında şefaat edecek olan kimdir? O, mahlukatının geçmişleri ve gelecekleri ne varsa hepsini bilir. Ve O’nun mahlukatı, O’nun dilediğinden başka O’nun malumatından bir şeyi ihata edemezler. O’nun kürsüsü göklerden ve yerden daha geniştir. Göklerin ve yerin hıfzı O’na ağır gelmez. Ve en yüce ve en ulu olan da ancak O’dur.

  20. Sadık Türkmen

    255. Allah kendisinden başka hiçbir İlah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki herşey, yerdeki herşey O’nundur. İzni olmaksızın, O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri (gözlerinin önünde olanı) ve arkalarındakileri (arkalarında olanı da) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O; göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na zor gelmez. O yücedir, büyüktür.

  21. Süleyman Ateş

    255. Allâh, ki O’ndan başka tanrı yoktur, dâimâ diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan kendisinin katında kim şefâat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır (O yüce padişah, göklere, yere, bütün kâinâta hükmetmektedir). Onları koru(yup gözet)mek, kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.

  22. Süleymaniye Vakfı

    255. Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. Daima diridir, sürekli işinin başındadır; Onu ne uyuklama ne de uyku tutar! Göklerde ve yerde olan her şey onundur. Ondan izinsiz, onun katında kim birine şefaat /aracılık edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Ama onlardan hiçbiri, onun bilgisinden onun imkân verdiği kadarı dışında bir şey kavrayamaz. Hâkimiyeti, gökleri de kapsar yeri de. Bu ikisini korumak ona zor gelmez. O yücedir, büyüktür.

  23. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali /p>

    255. Allah, O'ndan başka ilah yoktur; O, bütün yarattıklarını ayakta tutan ve canlılık verendir. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadığı halde O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının önünde ve arkalarındakini bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü (hükümranlığı) gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

  24. Yaşar Nuri Öztürk

    255. Allah’tan başka ilâh yok. Hayy’dır O, sürekli diridir; Kayyûm’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nun dur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiç bir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliy’dir O, yüceliği sınırsızdır; Azîm’dir O, büyüklüğü sınırsızdır.