Ayetler

Bakara 275. Ayetteki Tercüme Hatası

Diyanet İşleri Meali

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

275. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.

Bu ayette iki tane hata var

Şeytan Ne İçin Süre İstemişti?

Şeytan ayetin mealinde olduğu gibi İnsanları çarpar mı? Hiç şeytanın çarptığı birini gördün mü? Görmediysen Allah böyle bir benzetmeyi neden yapsın? Allah şeytana insanları yoldan çıkarma izni verdi, çarpma izni değil. Alttaki ayetlerle hatırlatayım.

İSRA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

61. Bir gün meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik; hemen secdeye kapandılar ama İblis öyle yapmadı. “Çamur olarak yarattığına secde mi ederim?” dedi.

62. Sonra ekledi: “Kendine baktın mı! Bana tercih ettiğin bu mu? Beni (mezardan) kalkış gününe kadar yaşatırsan birazı dışında onun bütün soyunu kendime bağlarım” dedi.

63. Allah dedi ki “Çek git buradan. Onlardan kim sana uyarsa hepinizin cezası cehennem olur; tam suça göre ceza...”

64. “Onların içinden gücünün yettiğini sesinle[1*] yerinden oynat; atlılarınla ve yayalarınla yönlendir[2*]. Mallarına ve çocuklarına ortak ol[3*]. Bir de onlara söz ver.” Şeytan sadece aldatmak için söz verir.

[1*] Vesvese, fısıldama, seslenme. Melek(cin) grubundan Şeytanların insanların göğsüne seslenme özelliği Nas Suresinde anlatılmıştır. Göğüste olan ruhtur.

[2*] Bunlar İblis'e uyan insanlar ve cinlerdir. En'am 6/112 ve Nas suresinde insan ve cin şeytanlarından ve insanları yoldan çıkarmak için yaptıkları davranışlardan söz edilir. Burada da İblis'in, insanları saptırmak için bütün yolları deneyeceği ifade ediliyor.

[3*] Onları birlikte yönetin.

65. “Kullarım üzerinde senin bir üstünlüğün (gücün,yetkin) yoktur[*]. Rabbinin onlara vekil olması yeter.”

[*] İster Müslüman, ister kâfir olsun, şeytanın hiç biri üzerinde bir üstünlüğü (gücü, yekisi) yoktur. O, sadece kendisine uyanları etkisi altına alabilir. Bu da şeytanın üstünlüğünden değil uyanların kendi iradesinden (tercihinden) kaynaklanır. (Bkz. İbrahim 14/22, Hicr 15/42, Nahl 16/99-100)

İş bitince Şeytan der ki “Allah’ın size verdiği söz doğru idi. Ben de söz verdim ama yalanım ortaya çıktı. Zaten üzerinizde bir üstünlüğüm yoktu; sizi sadece çağırdım, hemen bana uyuverdiniz. Öyleyse beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Beni dünyada Allah’a eş koşmanızı da görmezlikten gelmiştim. Yanlış yapanların payına düşen acıklı bir azaptır.”(İbrahim 14/22)

Şeytan İnsanları Nasıl Kendisine Bağlamaya Çalışır?

Şeytan, 62. ayette "Beni (mezardan) kalkış gününe kadar yaşatırsan birazı dışında onun bütün soyunu kendime bağlarım” diyor. Bakara 275. ayette kendine nasıl bağladığının örneği var. Ayette geçen "şeytanın çarptığı" diye çevrilen tehabbut تخبط, lafzı “takılıp aklını çelme ve aklını bozma” anlamlarına da geliyor. Şeytan insanları çarpmaz, aklını çeler.

Bir İşlemi Bir Sonuca Eşitleyebilir Misin?

2 + 5 = "Dünya küredir" diyebilir misin? Ayette buna benzer bir şey var. "Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır" ifadesi buna benziyor. Alışveriş bir işlemdir, faiz ise sonuçtur. Bir işlemi bir sonuca benzetemezsin. Ayetteki ikinci yanlış bu. Doğrusu "Allah, alışverişi helâl, faizli işlemi haram kılmıştır." İşte şeytan, insanların aklını çelerek faizli işlem yaptırmayı ister. Ayetin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

275. Faiz yiyenlerin duruşu, şeytanın kandırıp aklını çeldiği[1*] kimselerin duruşundan farklı değildir. Bu onların: “Alım-satım, tıpkı faizli işlem[2*] gibidir” demeleri sebebiyledir. Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizli işlemi haram kılmıştır. Kime Rabbinden /Sahibinden bir öğüt ulaşır da faizi bırakırsa, önceden aldıkları kendine kalır.[3*] Onun işi Allah’a aittir. Kim de devam ederse, onlar o ateşin ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

[1*] Ayetteki tehabbut تخبط, “takılıp aklını çelme ve aklını bozma” anlamına da gelir. (Lisân, Tâc’ul-arûs) Şeytanın yaptığı, insanın yanlış işlerini güzel göstermektir (En’am 6/43, Enfal 8/48). “Yanlışlardan sakınanlar, Şeytanın bir vesvesesini fark edince doğru bilgileri (ayetleri) hatırlar ve hemen gerçeği görürler” (A’raf 7/201).

[2*] Faizli işlem” anlamı verdiğimiz kelime ‘er-riba = الربوا’dır. Mastar olarak ‘artma ve çoğalma’; isim olarak ‘artan’ yani ‘faiz’ veya ‘artmaya sebep olan eylem’ yani ‘faizli işlem’ anlamındadır. Burada riba, kâr ile değil, alım satım ile karşılaştırıldığı için ona ‘faizli işlem’ dışında bir anlam verilemez.

[3*] O ana kadar aldıkları kendine kalır ama tahsil etmediği faiz alacaklarını alamaz (Bakara 2/278).

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    275. O kimseler ki, faiz yerler, onlar mezarlarından, ancak şeytan (cin) çarpmış sersem (yahut şeytanın, çarpıp sersemlettiği) kimse gibi kalkarlar. İşte bu, onların gerçekten: “alım-satım, tıpkı faiz gibidir'’ demelerinden dolayıdır. Oysaki Allah, alım-satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, kendisine Rabb’inden bir öğüt erişir de, faize son verecek olursa, artık önceden aldığı önündür (yasak gelmeden önce aldıklarını geri vermesi talep edilmez) ve onun hakkındaki hüküm Allah’a aittir (yahut öğüdü kabul ettiği için Allah, onun mükâfatını verecektir). Her kim de, yeniden faize dönecek olursa, işte onlar o ateş yarânıdır. Onlar hep orada kalacaklardır.

  2. Bayraktar Bayraklı

    275. Fâiz yiyen kimseler, kendisine şeytan çarpmış olan nasıl kalkarsa, mezarlarından öylece kalkarlar. Bu halde olmaları; "-alış-veriş, aynen faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alış verişi halâl ve fâizi (ribâyı) haram kılmıştır. Bundan böyle kim kendisine Rabbinden bir öğüt gelip fâiz yemekten sakınırsa daha önce aldığı faiz ona bağışlanır; geri alınmaz ve bundan sonra onun işi (affedilişi) Allah’a aiddir. Kim de, haram olan bu ribâyı helâl diye yemeğe dönerse, işte onlar cehennemliktirler; o ateşte ebedî olarak kalacaklardır.

  3. Diyanet İşleri

    275. Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, "Alım satım da ancak faiz gibidir" demeleridir. Halbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişte yaptığı kendisine aittir, işi de Allah’a kalmıştır. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir.

  4. Diyanet Vakfı

    275. Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların «Alım-satım tıpkı faiz gibidir» demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah’a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar

  5. Edip Yüksel

    275. Tefecilikle para yiyenler, sapkının çarptığı kimse gibi ayağa kalkarlar. Bu, onların, "Tefecilik alışveriş gibidir" demelerinden ötürüdür. Halbuki ALLAH alışverişi helal, tefeciliği ise haram kıldı. Kime Efendisinden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmişte kazandıklarını tutabilir; işi de ALLAH’a kalmıştır. Devam edenler ise cehennem halkıdır ve orada sürekli kalırlar.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    275. Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, «alışveriş de faiz gibidir» demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah’a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.

  7. Hakkı Yılmaz

    275. O ribayı [emeksiz, risksiz, çalışıp çabalamadan kolayca elde edilen kazançları] yiyen şu kişiler, şeytânın bir dokunuşuyla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu, şüphesiz onların, “Alış-veriş, riba gibidir” demeleriyledir. Oysa ki Allah, alış-verişi helâl, bu ribayı harâm kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’adır. Ve kim ki yeniden dönerse, işte onlar ateşin dostlarıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

  8. Hasan Basri Çantay

    275. Ribâ (faiz) yiyenler kendilerini şeytan çarpmış (birer mecnun) dan başka bir halde (kabirlerinden) kalkmazlar. Böyle olması da onların: «Alım satım da ancak ribâ gibidir» demelerindendir. Halbuki Allah, alış verişi halâl, ribâyı (faizi) haram kılmışdır. (Bundan böyle) kim Rabbinden kendisine bir öğüt gelib de (faizden) vaz geçerse geçmişi ona, ve işi (hakkındaki hüküm) de Allaha âiddir. Kim de tekrar (faize) dönerse onlar o ateşin yaranıdırlar ki orada onlar (bir daha çıkmamak üzere) ebedî kalıcıdırlar.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    275. Ribâ (faiz) yiyenler, (kabirlerinden) ancak kendisini şeytan çarpmış (cin tutmuş, delirmiş bir) kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu (ceza) onların: “Alım satım da (zaten) faiz gibidir.” demelerindendir. Halbuki Allah, (hilesiz ve aldatmasız yapılan)[122] alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faizden) vazgeçerse, geçmişteki (haram olmadan evvel aldığı) onundur ve (affedilme) işi Allah’a aittir. Kim de tekrar (faize) dönerse, onlar ateş ehlidirler ve hep orada kalacaklardır.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    275. Ribâ (fâiz) yiyenler (kabirlerinden), ancak kendisini şeytan çarpmış kimsenin, cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar! Bu, şübhesiz onların: `Alış-veriş (de) ancak fâiz gibidir` demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah, alış-verişi helâl, fâizi ise haram kıldı! O hâlde kim kendisine Rabbinden bir nasîhat gelir de (fâizden) vazgeçerse, artık geçmişte olan(İslâm`a girmeden önce aldıkları) kendisinindir. Onun işi (hakkındaki hüküm) ise Allah`a âiddir. Kim de (helâl sayarak fâize) dönerse, işte onlar ateş ehlidirler! Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.

  11. Hüseyin Atay

    275. Artı olanı yiyenler, ancak şeytanın çarpıp çıldırttığı kimsenin kalkışı gibi kalkarlar. Bu, onların "Alışveriş de artı olan gibidir" demelerindendir. Oysa, Allah alışverişi helal ve artı olanı haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir ve vazgeçerse, geçmişte olan kendisinin olur. Onun durumu Allaha aittir. Kim dönerse, işte onlar ateşliklerdir, onlar orada temellidirler

  12. İhsan Eliaçık

    275. FAİZ yiyenler, şeytan çarpmış saralı gibi kalkarlar. Çünkü, " Faizin alışverişten farkı yok." derler. Oysa Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Kim bu öğütlere kulak verir de hemen faizi terk ederse, geçmişine sünger çekilir. Artık gerisi Allah'a kalmıştır. Kim de tekrar başlarsa cehennemi boylar; oradan daha çıkamaz.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    275. O kimseler ki fâiz yemektedirler; onlar (diriltildikleri zaman kabirlerinden) ancak, şeytanın kendisini yere çalmakta olduğu kimsenin (kendisine isâbet eden) delilik (nöbetin)den kalkışı gibi kalkacaklardır. İşte bu (ceza), şu sebepledir ki, gerçekten onlar: “Alış-veriş ancak fâiz gibidir!” demişlerdir. Hâlbuki Allâh alım satımı helâl etmiş, (parayı parayla değiştirirken veya aynı cins malları değişirken, fazlalık alma anlamındaki) fâizi ise haram kılmıştır. Artık her kim ki; Rabbinden ona (fâizi yasaklayıcı) bir öğüt gelmiştir de (onauyup, yaptığı yanlıştan) vazgeçmiştir, işte geçmiş olan şey kendisi içindir (bu nedenle yasaklık gelmeden önce almış olduğu fâizler kendisinden geri istenmez). Yine de onun işi Allâh’a (kalmış)dır. (İyi niyetle nasihat kabul ederek haramı bıraktığından mükâfat bile alabilir.) Her kim de (fâizi helâl kabul etme fikrine) dönerse, işte onlar ancak o (cehennem) ateşin(in ayrılmaz) arkadaşlarıdır. (Bir daha çıkmamak üzere) kendileri onun içinde ebedî kalıcılardır.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    275. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alış veriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah'a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.

  15. Mehmet Akif Ersoy

    275. Ribâ yiyen kimselere gelince, kendisini cin çarpan adam cünunundan dolayı ayağa nasıl perişan kalkarsa, onlar da mezarlarından ancak öyle kalkabilecekler, işte bu onların "Bey ribâ gibidir, başka bir şey değildir" demeleri yüzün¬ den oluyor. Halbuki Allahu Zülcelâl beyi helâl, ribâyı ise haram buyurdu. Kim kendisine mabudundan gelen irşad üzerine ribâdan vazgeçerse, artık önce aldığı onun ve hakkındaki hüküm Allah'ındır. Kimler de yeniden başlarsalar işte onlar cehennem ehlidirler, ebediyen orada kalacaklar.

  16. Mehmet Okuyan

    275. Faiz yiyenler, şeytan çarpmış kişilerin kalktıkları gibi kalkarlar. Bu, onların “alışveriş tıpkı faiz gibidir.” demeleri yüzündendir. (Oysa) Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. (Artık) kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faizden) vazgeçerse, geçmişte olan (kazançları) kendisinindir. Onun işi Allah’a (kalmış)tır. Kim de (tekrar faize) dönerse, işte onlar ateş halkıdır; orada ebedî kalıcıdır.

  17. Mustafa İslamoğlu

    275. Faiz yiyen kimseler, başka değil sadece şeytanın dokunarak aklını çeldiği kimse gibi hareket ederler: Çünkü onlar "Alışveriş de faiz gibidir" derler. Oysa ki Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Her kim Rabbinden kendisine nasihat gelir gelmez bu işe son verirse, evvelki kazançları ona, onun hakkında karar vermek de Allah`a kalır. Her kim de dönerse, içerisinde kalıcı oldukları ateşe mahkum olanlar işte bunlardır.

  18. Mustafa Öztürk

    275. [Mallarım Allah'ın rızasını kazanma arzusuyla harcamak yerine] tefecilik yapıp servetlerine servet katanlar, [kazanç hırsından dolayı] adeta şeytan çarpmış/ delirnıiş gibi hareket ederler. Nitekim onlar, "Ha alışveriş, ha tefecilik; sonuçta ikisi de birer kazanç kapısı!" derler. Oysa Allah alışverişi helal, tefeciliği haram kılmıştır. Artık kime [tefecilikten vazgeçme hususunda] rabbinin emrt ulaşır ve o da bu emir gereğince tefecilikten vazgeçerse, geçmişte bu yolla kazandıkları kendisine kalır. Tövbesinden dolayı mükafatı da Allah'a aittir. Ama her kim vazgeçmeyip tefeciliğe devam ederse, işte böyleleri cehennemlik olacak ve orada temelli kalacaklar.

  19. Ömer Nasuh Bilmen

    275. O kimseler ki, ribâyı yerler, onlar kalkamazlar, ancak şeytanın çarpmış olduğu delirmiş bir şahıs gibi kalkarlar. Bu ise onların, «Alış veriş muamelesi tıpkı ribâ gibidir,» demeleri sebebiyledir. Halbuki, Allah Teâlâ ticâreti helâl, ribâyı ise haram kılmıştır. İmdi her kim ki, kendisine Rabbinden bir mev’ize gelir de ribâya nihâyet verirse, evvelce aldığı, kendisinedir ve onun hükmü Allah Teâlâ’yadır. Ve her kim tekrar ribâya dönerse işte onlar cehennem ehlidirler, onlar orada ebedî kalacaklardır.

  20. Sadık Türkmen

    275. Riba yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu onların; "Alışveriş de riba gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüde uyarak) riba’dan vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır (dilerse Allah onu affeder.) Kim tekrar (riba’ya) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.

  21. Süleyman Ateş

    275. Ribâ yiyenler, ancak şeytânın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların: "Alışveriş de ribâ gibidir." demelerinden ötürüdür. Oysa Allâh, alış-verişi helâl, ribâyı harâm kılmıştır. Kime Rabbi’nden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak ribâdan) vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve işi de Allah’a kalmıştır. (Allâh onu affeder). Kim tekrar (ribâya) dönerse onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.

  22. Süleymaniye Vakfı

    275. Faiz yiyenlerin duruşu, şeytanın kandırıp aklını çeldiği kimselerin duruşundan farklı değildir. Bu onların: “Alım-satım, tıpkı faizli işlem gibidir” demeleri sebebiyledir. Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizli işlemi haram kılmıştır. Kime Rabbinden /Sahibinden bir öğüt ulaşır da faizi bırakırsa, önceden aldıkları kendine kalır. Onun işi Allah’a aittir. Kim de devam ederse, onlar o ateşin ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

  23. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    275. Riba/ faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan sarsmış (çarpmış) kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların «Alım-satım tıpkı faiz gibidir» demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vaz geçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır. Ve kim ki yeniden faize dönerse, işte onlar ateşin dostlarıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

  24. Yaşar Nuri Öztürk

    275. O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, "Alış-veriş de riba gibidir." demişlerdir. Oysa ki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabb’inden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’a kalmıştır. Yeniden ribaya dönene gelince, böyleleri ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.