Ayetler

Cuma 4. Ayetteki Tercüme Hatası

Diyanet İşleri Meali

CUMA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

2. O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

3. (Allah, o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

4. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

2. ayetteki ümmi anasından doğduğu gibi kalmış, bir şey öğrenmemiş kişi demektir. Burada kast edilen Allah'ın gönderdiği vahyi bilmeyen insanlar. Yoksa bu insanlar elbette çok şey öğrenmişlerdir. Allah, kitap bilmeyen bu insanlara peygamber gönderdiğini, onlara Kitabı ve hikmet denen Kitaptan çıkan doğru hükümleri öğrettiğini anlatıyor. Allah'ın insanlara yaptığı bu öğretim Allahın ikramıdır ve bu ikramı üzerine düşen görevi yapanlara yapmaktadır. Allah sapıklıkta direnen birine böyle bir ikramda bulunmaz. Kul doğru yolu görüp, gelecek, kabul edecek ki Allah ona ikramda bulunsun.

Âyette dileme diye çevrilen şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yarattı” insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir. Ayetin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

CUMA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

2. Ümmilerin (ilahi kitapları bilmeyenlerin)[*] içinden elçi çıkaran Allah’tır. Onlara, O’nun ayetlerini okur, Kitab’ı ve hikmeti öğreterek onları geliştirir. Halbuki onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.

[*] Ümmi, anasından doğduğu gibi kalmış, bir şey öğrenememiş kişidir (Lisan). Bu âyette Allah'ın kitabının içeriğini bilmeyenler anlamındadır.

3. Bunları, henüz onlara katılmamış başkalarına da öğretecektir. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur.

4. İşte bu (öğretim), Allah’ın ikramıdır. O, ikramını, görevini yerine getiren[*] kişiye yapar. Allah, büyük ikram sahibidir.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir(Müfredât). Bu ayette yapılması istenen şey, o kişiye yüklenen görevdir.

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    4. İşte bu Allah’ın, (bu Peygambere ve ümmetine verdiği) büyük bir lütfudur ki, kime dilerse ona verir. Zaten Allah, pek büyük lütuf sahibidir.

  2. Bayraktar Bayraklı

    4. Peygamberlik yetkisi, Allah`ın lütfudur. Onu kullarından dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

  3. Diyanet İşleri

    4. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  4. Diyanet Vakfı

    4. Bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

  5. Edip Yüksel

    4. Bu, ALLAH’ın lütfudur; dileyene ve/veya dilediğine verir. ALLAH büyük lütuf sahibidir.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    4. Bu, Allah’ın lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  7. Hakkı Yılmaz

    4. Elçi göndermek, Allah’ın dilediği kişilere verdiği armağanıdır. Ve Allah, büyük armağan sahibidir.

  8. Hasan Basri Çantay

    4. Bu, Allahın, kimi dilerse ona vereceği, bir fazl (-u inayet) dir. Allah, büyük fazl (-u kerem) saahibidir.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    4. Bu, Allah’ın lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    4. Bu (peygamberlik vazîfesi) Allah`ın ihsânıdır; onu dilediğine verir. Çünki Allah, pek büyük lütuf sâhibidir.

  11. Hüseyin Atay

    4. Bu, Allah'ın dileyene verdiği bolluğudur. Allah, büyük bolluk sahibidir.

  12. İhsan Eliaçık

    4. Bu, Allah'ın lütfudur, onu lâyık gördüğüne verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    4. İşte bu, Allâh’ın fazl(u ihsan)ıdır ki, onu dilediği kimseye verir. Zaten Allâh pek büyük fazl (u kerem) sahibidir.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    4. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

  15. Mehmet Okuyan

    4. İşte bu, Allah’ın dilediğine (layık olana) verdiği lütfudur. Allah büyük lütuf sahibidir.

  16. Mustafa İslamoğlu

    4. İşte bu, Allah’ın hak edene/tercih ettiğine bahşettiği lütfudur: Zira Allah büyük lütuf sahibidir.

  17. Mustafa Öztürk

    4. İşte bu [peygamberlik) Allah'ın bir lütfu olup onu dilediğine verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    4. İşte bu, Allah’ın fazlıdır ki, bunu dilediğine verir ve Allah pek büyük fazl sahibidir.

  19. Sadık Türkmen

    4. Işte bu, Allah’ın lütfudur. Onu (Peygamberliği) dilediğine (kendi seçtiğine) verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

  20. Süleyman Ateş

    4. Bu, Allâh’ın, dilediğine vereceği lutfudur. Allâh, büyük lutuf sâhibidir.

  21. Süleymaniye Vakfı

    4. İşte bu (öğretim), Allah’ın ikramıdır. O, ikramını, görevini yerine getiren kişiye yapar. Allah, büyük ikram sahibidir.

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    4. Bu, Allah'ın lütfudur. Allah, onu, elde etmek isteyen herkese bağışlar çünkü, Allah lütfunda sınır sızdır.

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    4. İşte bu, Allah’ın lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütfun sahibidir.