Ayetler

Fatır 40. Ayetteki Tercüme Hatası

Altta Diyanet'in mealiyle Süleymaniye Vakfının meali peş peşe yazdım, bazı kelimeleri renkli belirttim. Her iki mealde de aynı renkler aynı kelimeleri gösterir. Diyanet ve pek çok mealde renkli belirttiğim kelimeler yanlış tercüme ediliyor. Süleymaniye Vakfı'nın meali doğrudur. Renkli kelimeleri kıyas yapabilesin diye iki meali peş peşe ekledim. Yanlış tercümelerden dolayı şirki tanıyamıyoruz, kimse bu ayetleri üstüne alınmıyor. Alt tarafa bu kelimelerin ne anlama geldiğini yazacağım.

Diyanet İşleri Meali

FATIR SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

40. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler.

Süleymaniye Vakfı Meali

FATIR SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

40. De ki: "Allah ile ortak sayarak araya koyup yardım istediklerinize baktınız mı? Gösterin bana; onlar yerin hangi parçasını yaratmışlar. Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var? Ya da onlara bir yazı verdik de onu belge olarak mı kullanıyorlar? Hayır; o zalimlerden biri diğerine sadece aldatıcı vaadde bulunur.

Cübbeli Ahmet'in Girdiği Şirk

Cübbeli Ahmet hapse girdiğinde kendisini kurtarması için Abdülkadir Geylani'den himmet istemişti. Bunu anlattığı videoya bakabilirsin.

Bu Ayetler Müslümanlar İçin Örnek

Ayetlerde renkle belirttiğim genelde "O'nu bırakıp" "Allah'tan başka" "Allah'ın dışında" diye çevrilen (مِنْ دُونِ اللَّهِ ) Min Dûnillâh ifadesi. Min Dûnillâh, Allah ile kulun arasına yaşayan veya ölmüş bir insanın, meleklerin, ruhların vs alınması demek. Eğer Allah'tan değil de bu kişilerden, meleklerden, ruhlardan yardım istersen bu şirk oluyor. Kur'an'da şirkin tanımı bu; Doğrudan Allah'tan istemiyor da rütbesi yüksek olduğuna inandığı bir evliyayı yardıma çağırarak istiyor. Askeriyedeki ast üst ilişkisine benzetebiliriz. Allah'ın astından, yani Allah'ın altında ama kendisinden üstün olduğuna inandığı birini/birine çağrıda bulunmak, yardım istemek Allah'ın tevbe etmeden ölünmesi durumunda affetmeyeceğini söylediği tek günah. Bu ayetleri "O'nu bırakıp" "Allah'tan başka" "Allah'ın dışında" diye tercüme edince müslümanlar ayetin muhatabı olmadığını düşünüyor. Halbuki en başta Müslümanlar muhatap bu ayetlere.

Ayette doğru anlaşılmayan ikinci kelime renkle belirttiğim "tapmak" kelimesi. Böyle tercüme edince Müslümanlar "ben Allah'tan başka tanrıya tapmıyorum" diyor. Ayette tapmak diye çevirdikleri kelime ted’ǔne ( تَدْعُونَ ) Bu kelimenin anlamı yalvarma, çağrıda bulunmak demek. Bu kelimeler düzgün tercüme edilmeyince şirkin ne olduğu görülemiyor. fatır 40. ayet Allah ile arasına birini alan ve ondan yardım isteyen, ona çağrıda bulunan insanları anlatıyor.

Abdülkadir Geylani ve Şirk İçeren Sözleri

Alttaki dize Abdülkadir Gelani'ye ait olduğu söylenen Füyuzat-ı Rabbaniye itabından. Geylani bu ve benzer bir çok dizesinde müritlerine kendisinden yardım istemelerini söylüyor. Buna Allah ile araya birini almak ve ondan yardım istemek deniyor; Bu, Allah'ın tevbe edilmediği sürece affetmeyecei tek günah olan şirktir. Araf 194-195. ayetler şöyle; Allah ile aranıza koyup çağrıda bulunduklarınız sizin gibi kullardır. Dedikleriniz içinize yatıyorsa onlara seslenin de size cevap versinler. Ayakları mı var ki yürüsünler; elleri mi var ki tutsunlar; gözleri mi var ki görsünler; kulakları mı var ki dinlesinler . Abdülkadir Geylani'nin eli ayağı, gözü kulağı mı kaldı yapılan çağrıları duysun?

Yeryüzündeki diğer taraflarının hepsi hükmüm altındadır.

Ve yer küre elimde bir güvercin yumurtası gibidir.

Güneşin doğduğu ufuk Batıda aşağı kademededir.

Adımım ise onu dikkatle aşıp geçti.

Ey müridim! Benim devamım sana kolaylık sağlar,

Şerefli bir hayat, yüksek ve saygı değer bir makam,

Ey Müridim! Beni doğuda çağıracak olursan,

Veya batıda, ya da denizlerde seyrederken…

Yardımına koşarım, atmosferin üstünde bile olsan…

Her hasma karşı ben kaza kılıcıyım…Haşır günü müridime şefaatçiyim ben,

Rabbim katında, sözüm ise reddolunmaz.

Ben, hem şeyh, hem salih, hem de veliyim,

Hem KUTUB’um ve insanların önderiyim.

Ben Kaadir olan mevlanın kuluyum, vaktim pek hoş,

Dedem Mustafa’dır, imamlık ise bana yeter.

Ceddime her vakit salat u selam olsun,

Hanedanına da olsun uzun müddet


Kaynak : Abdülkadir Geylani, Füyuzat-ı Rabbaniye, 64-65-66. sayfalar)

Cübbeli Ahmet Kur'an'ı değil de Abdülkadir Geylani'nin yazdığı kitabı esas aldığı için hapiste ondan yardım istedi. Allah bu örnekleri Cübbeli Ahmet'in düştüğü hallere düşmememiz için veriyor.

Min Dûnillâh Ne Demek Ve Şirk Hakkında Ayrıntılı Açıklama

Şirk ayetlerinin nasıl katledildiğini, Ahkaf Suresi 4-5-6. ayetlerini ne hale getirdiklerini yazdığım bu sayfadan okuyabilirsin. Ahkaf Suresi 4-5-6. Ayetlerin Katledilmesi

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    40. Ey Muhammedi Onlara de ki: Allah’tan başka da yalvarmakta olduğunuz ortaklarınıza baksanıza! Bunlar bu yeryüzünden (dünyadan) neyi yaratmışlardır, bana göstersenize! Yoksa onların şu göklerde mi bir ortaklığı var? Yoksa Biz, onlara bir Kitap vermişiz de, onlar da o Kitaptan açık bir delil üzerinde midirler? Hayır! O zalimler, birbirlerine aldatmadan başka bir şey vaat etmiyorlar.

  2. Bayraktar Bayraklı

    40. “Allah`tan başka yalvardığınız ortaklarınızı hiç düşündünüz mü? Gösteriniz bana! Onlar yerdeki hangi şeyi yarattılar! Yoksa onların göklerde mi bir ortakları var! Yoksa biz onlara bir kitap mı verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayanıyorlar?” Hayır! O zâlimler/müşrikler, birbirlerine aldatmadan başka bir şey vaad etmiyorlar.

  3. Diyanet İşleri

    40. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler.

  4. Diyanet Vakfı

    40. De ki: Allah’ı bırakıp da taptığınız, ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi şeyi yarattılar! Yoksa onların göklerde mi bir ortaklıkları var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mı verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayanıyorlar? Hayır! O zalimler birbirlerine, aldatmadan başka bir şey vâdetmiyorlar.

  5. Edip Yüksel

    40. De ki: "ALLAH’ın dışında çağırdığınız ortaklarınızı düşündünüz mü; onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar bana gösterin?" Yoksa onların gökte bir ortaklıkları mı var? Veya onlara bir kitap verdik de ondaki bir delile mi dayanıyorlar? Doğrusu, zalimler birbirlerine ancak aldatıcı sözler verirler.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    40. De ki: «Gördünüz ya, Allah’ı bırakıp da tapmakta olduğunuz ortaklarınızı! Gösterin bana, yer yüzünden neyi yaratmışlardır?» Yoksa onların gök yüzünde bir ortaklığı mı var? Yoksa biz kendilerine bir kitap vermişiz de ondan bir delil üzerinde mi bulunuyorlar? Hayır o zalimler, birbirlerine aldatmadan başka bir vaadde bulunmuyorlar.

  7. Hakkı Yılmaz

    40. De ki: “Allah’ın astlarından yakarıp durduğunuz ortak koştuğunuz kimseleri hiç düşündünüz mü? Gösterin bana, yeryüzünden neyi oluşturmuşlar? Ya da onlar için göklerde bir ortaklık mı var? Ya da Biz kendilerine bir kitap vermişiz de onlar, ondan bir delil üzerinde midirler?” Tam tersi, şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapan o kimseler, birbirlerine, aldatmadan başka bir vaatte bulunmuyorlar.

  8. Hasan Basri Çantay

    40. (Habîbim) de ki: «Allâhı bırakıb tapdığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Yerden her hangi bir şey’i yaratdıklarını bana gösterin»! Yoksa onların göklerde (Allah ile) bir ortaklığı mı var? Yahud biz onlara bir kitâb vermişiz de kendileri bundan apaçık bir hüccet üzerinde midirler? Hayır, o zaalimler birbirini aldatmakdan başka bir va’dde bulunmuyor (lar).

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    40. (Resûlüm!) De ki: “Allah’tan başka yalvardıklarınız, ortak (koştuk)larınızı gördünüz mü? Bana gösterin, onlar yeryüzünde neyi yarattılar? Yoksa onların göklerde (Allah ile) bir ortaklığı mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de onlar (yaptıklarının doğruluğu için) ondan açık bir delil üzerinde midirler?” Hayır! O zalimler birbirlerini aldatmaktan başka bir vaadde bulunmazlar.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    40. De ki: `Söyleyin bana! Allah`ı bırakıp da (O`na şirk koşarak kendilerine)yalvarmakta olduğunuz ortaklarınız, yerden neyi yarattılar, bana gösterin! Yoksa onlar için, göklerde (Allah ile sözleştikleri) bir ortaklık mı var? Yoksa kendilerine bir kitab vermişiz de onlar ondan bir delil üzerinde midirler?` Hayır! O zâlimler birbirlerine, aldatmadan başka bir şey va`d etmiyor.

  11. Hüseyin Atay

    40. De ki: “Allah'tan başka yakardığınız ortaklarınıza hiç baktınız mı? Yeryüzünde yarattıkları nedir? Bana göstersenize!” Yoksa onların göklerde ortaklığı mı vardır? Yoksa, Biz onlara kitap verdik de, onda olan açık bir kanıt üzere midirler? Hayır! O zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.

  12. İhsan Eliaçık

    40. Haykır yüzlerine: "Söyler misiniz Allah'tan başka yalvarıp durduğunuz ortaklarınız yeryüzünün hangi parçasını yaratmışlar? Y oksa onlar göklerden hisse mi aldılar? Yahut kendilerine yazılı bir senet vermişiz de delil olarak o mu var ellerinde? Hayır! O zâlimler kendi aralarında kurmuşlar bir düzen,1 5 birbirlerini aldatmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    40. (Habîbim! İlâhlığa hiçbir liyâ katleri olmayan âciz yaratıkları Allâh-u Te`âlâ’ya ortak eden o müşriklere) de ki: “Allâh’ı bırakıp da tapmakta olduğunuz o ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana ki, yerde (olanlarda)n hangi bir şeyi onlar yaratmışlar; yoksa onlar için gökler(in yaratılışında ve yönetimin)de bir ortaklık mı var; ya da kendilerine (putları ortaklar edindiğimizi bildiren) bir kitap vermişiz de, ondan dolayı onlar (şirkin doğruluğuna dâir) pek açık bir delil üzere midirler? Doğrusu o zâlimler (“Bu putlar Allâh katında bizim şefâatçilerimizdir!” diyerek); onların bir kısmı diğer bir kısma büyük bir aldatmacadan başka bir şey vaad etmemektedir.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    40. De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?" Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaadetmezler.

  15. Mehmet Okuyan

    40. De ki: “Allah’ın peşi sıra yalvardığınız ortaklarınızı bir düşünsenize! Yerden neyi yaratmışlar bana gösterin veya göklerle ilgili (onların yaratılışında) onların ortaklığı mı varmış! Yoksa biz onlara (farklı) bir kitap vermişiz de o kitaptan bir delile mi dayanıyorlarmış!” Aksine o zalimler birbirlerine aldanmadan başka bir şey vadetmiyorlar.

  16. Mustafa İslamoğlu

    40. De ki: “Allah dururken, yalvarıp yakararak kendilerinde ilâhî nitelikler vehmettiğiniz kimseler hakkında kafa yordunuz mu hiç? Bana gösterin bakayım, yeryüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa onların gökler(in yönetimin)de bir payı mı var? Veyahut onlara bir vahiy indirdik de, kendileri delil olarak ona mı dayanıyorlar? Asla! Bu haddini bilmezler, birbirlerine sadece aldanış vaad ediyorlar.

  17. Mustafa Öztürk

    40. [Ey Peygamber!] De ki o müşriklere: "Allah'ı bırakıp da tanrı diye tapındığınız o şeylerin ne işe yaradıkları konusunda hiç düşündünüz mü?! Şu koca yeryüzünde onların yarattığı bir tek şey gösterin bana! Yoksa onlar göklerin yaratılışında mı pay sahibiler?! Ne o , yoksa biz o müşriklere bir kitap/vahiy gönderdik de onlar buna dayanarak mı bana ortak koşuyorlar?! Yoo! Gerçek şu ki o müşrikler, ["Biz bu putlarımızın yüzü suyu hürmetine yaşıyoruz; Allah onların hürmetine bizim yüzümüze bakıyor!" gibi hurafelerle] kendi kendilerini aldatmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    40. De ki: «Gördünüz mü Allah’tan gayrı kendilerine ibadet ettiğiniz şeriklerinizi? Bana gösteriniz, yerden neyi yaratmışlardır? Yoksa onlar için göklerde bir ortaklık var mıdır?» Yoksa onlara bir kitap vermişiz de, artık onlar ondan bir beyyine üzerine mi bulunuyorlar? Hayır, o zalimlerin bazısı bazısına aldanıştan başka bir vaadde bulunmazlar.

  19. Sadık Türkmen

    40. De ki: "Allah’ın yanında yalvardığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünde ne yarattılar?" Ya da göklerde bir ortaklıkları mı var? Veya onlara bir kitap vermişiz de, onlar o kitaptan bir kanıt/delil üzerinde midirler? Aksine zalimler, birbirlerine sadece aldatma vadediyorlar.

  20. Süleyman Ateş

    40. De ki: "Siz, Allah’tan başka yalvardığınız şu tanrılarınızı gördünüz mü? Bana gösterin (bakayım), onlar yerden hangi şeyi yarattılar?" Yoksa onların, gökler(in yaratılmasın)da (Allah’a) ortaklıkları mı var? Yoksa biz onlara (taptıkları putları bize ortak koşmalarını söyleyen) bir Kitap vermişiz de onlar o Kitaptan bir delil üzerinde mi bulunuyorlar? Hayır, o zâlimler birbirlerine, aldatmadan başka bir şey va’detmiyorlar.

  21. Süleymaniye Vakfı

    40. De ki: "Allah ile ortak sayarak araya koyup yardım istediklerinize baktınız mı? Gösterin bana; onlar yerin hangi parçasını yaratmışlar. Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var? Ya da onlara bir yazı verdik de onu belge olarak mı kullanıyorlar? Hayır; o zalimlerden biri diğerine sadece aldatıcı vaadde bulunur.

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    40. De ki: "Allah'ın yanısıra yalvarıp yakardıklarınıza hiç baktınız mı?Yoksa onların Allah'la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    40. De ki: "Allah’ın berisinden yakardığınız şu ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana topraktan neyi yarattı onlar!" Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa onlara bir kitap verdik de kendileri o kitaptan bir kanıt üzerinde midirler? Hayır, zalimler birbirlerine aldanıştan/aldatıştan başka hiçbir şey vaat etmezler.