Ayetler

Hadid 29. Ayetteki Tercüme Hatası

Diyanet İşleri Meali

HADİD SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

28. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

29. Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Yahudiler ve Hırıstiyanlar son Nebi'yi bekliyorlardı. Bugün hala Tevrat ve İncil'de bir Nebi geleceğine dair pasajlar var. Yahudiler de Hırıstiyanlar da bekledikleri Nebi gelince inanmadılar çünkü gelen Nebi Araplardan seçildi. Onlar kendi içlerinden çıkacağını umuyorlardı. 29. ayette Allah Ehli Kitaba gönderilen yeni Nebi'nin kendilerinden olmasına güçlerinin yetmeyeceğini anlatıyor. Peygamber seçilmekle Allah'ın yoluna kabul edilmek arasında büyük fark var. Allah, iman konusunda üzerine düşenleri yapanları yoluna kabul eder. Sapıklıkta direnenleri de oldukları yolda bırakır. Onlar sapık sayılır. Bu iki grup da kendi gayretlerinin karşılığını alır. Peygamber seçilmek böyle değildir. İnsan ne kadar çalışırsa çalışsın peygamber seçilemez. Bunlar Allah'ın tercihleridir. Ayetin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

HADİD SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

28. Ey inanıp güvenenler! Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun ve O’nun elçisine tam güvenin ki size ikramından iki pay versin, içinde yürüyeceğiniz bir ışık (nur) oluştursun ve sizin durumunuzu düzeltsin. Allah bağışlar ve ikramı boldur.

29. Ehl-i Kitap (Kitaplarında uzman olan kişiler), Allah'ın yapacağı ikramdan[*] herhangi bir şeyi kendilerinin belirleyemeyeceğini bilmelidir. Bütün ikramlar Allah'ın elindedir; onu tercih ettiğine yapar; Allah büyük ikram sahibidir.

[*] Kimi nebi olarak seçip kitap indireceği konusunda önceki kitap ümmetlerinin Allah’a karşı bir söz hakkı yoktur. Onların sorumluluğu, yeni gelen kitaba uymak ve onu desteklemektir. Bunun haricinde bir tavır sergilemek, büyüklenmek ve yoldan çıkmak olur. “Size Kitap ve Hikmet veririm de daha sonra elinizde olanı tasdik eden bir elçi (bir kitap) gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek olacaksınız. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısr) yüklendiniz mi?’. Onlar: ‘Kabul ettik!’ demişlerdir. Allah: ‘Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim.’ demiştir. Bundan sonra sözünden dönen olursa onlar yoldan çıkmışlardır.” (Al-i İmran 3/81-82)

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    29. (Bunu size bildiriyorum) ki, o Kitap Ehli, (bu peygambere iman etmedikleri takdirde) Allah’ın lütfundan hiçbir şeye muktedir olamayacaklarını, bütün lütfün şüphesiz Allah’ın kudret elinde olup onu dilediğine vereceğini bilsinler. Zaten Allah pek büyük lütuf sahibidir.

  2. Bayraktar Bayraklı

    29. Kitap ehli, Allah`ın, mesajını kime vereceği üzerinde hiçbir yetkilerinin olmadığını bilmelidirler. Allah, kendi yetkisinde olan peygamberlik görevini dilediğine verir. Allah sonsuz lütuf sahibidir.

  3. Diyanet İşleri

    29. Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  4. Diyanet Vakfı

    29. Böylece kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah’ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  5. Edip Yüksel

    29. Böylece kitap halkı bilsin ki onlar ALLAH’ın lütfunu tekelleştiremezler, tüm lütuf ALLAH’ın elindedir, onu dilediğine ve/ veya dileyene verir. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    29. Böylece Kitab ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemiyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  7. Hakkı Yılmaz

    28-29. Ey iman etmiş kimseler! Allah’ın koruması altına girin, O’nun Elçisi’ne inanın ki –Kitap Ehli, Allah’ın armağanlarından hiçbir şey elde edemeyeceklerini ve şüphesiz armağanların Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilsinler diye–Allah size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir ışık yapsın ve sizi bağışlasın. Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Ve Allah, büyük armağan sahibidir.

  8. Hasan Basri Çantay

    29. Ehl-i kitâb, hakıykaten Allahın fazl (-u kerem) inden hiçbir şey’e nail olamayacaklarını, muhakkak bütün inayetin Allahın elinde bulunduğunu, onu (ancak) dileyeceği kimselere vereceğini bilmedikleri için mi (küfürde inâd ediyorlar? Halbuki bunu pek a’lâ biliyorlar da). Allah büyük fazl (-u kerem) saahibidir.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    29. Böylece (son Peygamber’e inanmayıp “yahudiler yahudi hıristiyanlar da hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” diyen) Ehl-i Kitab, kesin olarak bilsin ki[13] Allah’ın lütfundan hiç bir şey (elde etmey)e asla güç yetiremezler. Muhakkak ki lütuf Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    29. Böylece ehl-i kitab, (kendilerinin) Allah`ın lütfundan hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerini ve şübhesiz lütuf (sâdece) Allah`ın elinde olup, onu dilediğine vereceğini bilsin(ler)! Çünki Allah, pek büyük ihsan sâhibidir.

  11. Hüseyin Atay

    29. Kitaplılar, Allah’ın bolluğundan bir şey elde edemeyeceklerini ve Allah’ın elinde olan bolluğunu isteyene vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah büyük bolluk sahibidir.

  12. İhsan Eliaçık

    29. Ve önceki çağlarda kitap verilenler bilsinler ki Allah'ın lütfunu onlar dağıtacak değildir. Lütuf Allah'ın elindedir, onu lâyık gördüğüne verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    29. (Allâh size bu hakikati bildirdi,) tâ ki (Müslümanlara: “Bizden sizin kitabınıza inananlar iki ecir alır, inanmayan ise sizin ecirleriniz gibi tek ecirle kalır!” diyen) Ehl-i Kitab şu gerçeği bilsin ki; (son peygam bere ve kitaba inanmamaları halinde ecirleri tamamen bâtıl olacak, kendi kitaplarına imanlarının da onlara bir faydası ol mayacak ve bu durumda) onlar Allâh’ın faz lından hiçbir şey (elde etmey)e güç yetire meye ceklerdir, zaten şüphesiz fazl(-u ihsan) ın tamamı Allâh’ın (kudret) elindedir ki, onu dilediği kimseye verir. (O lütfa mazhar ola caklar da, tüm peygamberlere ve kitaplara inananlardır!) Allâh pek büyük fazl(-u kerem) sahibidir.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    29. Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

  15. Mehmet Okuyan

    29. Kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini, lütfun tamamen Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediğine (layık olana) vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

  16. Mustafa İslamoğlu

    29. Kitap ehli bilmez mi ki, Allah’ın lütfundan hiçbir şey üzerinde tekel oluşturamazlar. Çünkü lütuf Allah’ın elindedir; onu hak edip tercih eden/tercih ettiği kimselere verir. Nitekim Allah, muazzam ikram sahibidir. *

  17. Mustafa Öztürk

    29. Yahudiler ve Hıristiyanlar iyi bilmeliler ki Allah'ın vahiy ve peygamberlik lütfuna onlar asla karışamazlar. Bu lütuf Allah'ın elindedir; dolayısıyla vahiy ve peygamberliği dilediğine verir. Allah büyük lütuf ve ihsan sahibidir.

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    29. Artık ehl-i kitap bilmeyecekler midir ki, Allah’ın fazlından hiçbir şeye güç yetiremiyeceklerdir ve şüphe yok ki bütün fazl, Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir ve Allah pek büyük fazl sahibidir.

  19. Sadık Türkmen

    29. Bunları açıkladık ki, Kitap Ehli (Museviler, İseviler, Müslümanlar), Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine ait kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfunAllah’ın elinde olduğunu, onu dileyen (gereğini yapan) kimseye vereceğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

  20. Süleyman Ateş

    29. Böylece Kitap ehli, kendilerinin, Allâh’ın lutfundan hiçbir şeye mâlik olmadıklarını, bütün lutfun, Allâh’ın elinde olduğunu, onu dilediğine vereceğini bilmezlik etmesinler. Allâh, büyük lutuf sâhibidir.

  21. Süleymaniye Vakfı

    29. Ehl-i Kitap (Kitaplarında uzman olan kişiler), Allah'ın yapacağı ikramdan herhangi bir şeyi kendilerinin belirleyemeyeceğini bilmelidir. Bütün ikramlar Allah'ın elindedir; onu tercih ettiğine yapar; Allah büyük ikram sahibidir.

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    29. Kitap Ehli de şunu bilsin ki, onlar Allah'ın lütfu üzerinde tasarruf sahibi değillerdir. Lütuf ve nimet Allah'ın elindedir; onu hak edene bağışlar. Ve Allah pek büyük lütuf sahibidir

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    29. Böylece, Ehl-i Kitap, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kotarma gücünde olmadıklarını bilsinler. Lütuf, Allah’ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah, büyük lütfun sahibidir.