Ayetler

Hud 32, 33, 34. Ayetlerdeki Tercüme Hatası

Diyanet İşleri Meali

HUD SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

32. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.”

33. Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.”

34. Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.

Her Toplumun Bir Eceli Var

Allah Araf 34. ayette şöyle diyor; Her toplumun (ümmet) bir eceli vardır. Ecelleri gelince onu ne erteleyebilirler, ne de ecelleri gelmeden onun öne alınmasını sağlayabilirler. Nuh toplumunun da bir eceli vardı. Bu ecel ya da halkın istediği azap Allah dileyince değil, azabı göndermeye, Nuh toplumunu yok etmeye karar verdiğinde gelecekti.

34 ayetteki koyu ifadeyi ele alırsak Allah Nuh toplumunu azdırmak istediyse ne diye peygamber göndersin? Hem peygamber gönderip imana çağıracak hem de insanları azdıracak, yoldan çıkaracak; bunu insanlar yapmazken her işi planlı, ölçülü olan Allah neden yapsın?

Âyette dileme diye çevrilen şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yarattı” insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir. Bir ayet şöyledir: ”Yapılması gerekeni Allah yapsaydı hepinizi tek bir toplum haline getirirdi. Ama Allah, (sapıklığın) gereğini yapanı sapık sayar, (doğru yolda olmanın) gereğini yapanı da yoluna kabul eder. Yaptıklarınızdan elbette sorumlu tutulacaksınız.” (Nahl 16/93) Buna göre ayetin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

HUD SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

32. Dediler ki: “Bak Nuh! Bizimle tartıştın, tartışmayı da çok uzattın! Doğru söylüyorsan haydi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir!”

33. Nuh dedi ki: Karar vermesi durumunda[*] o azabı başınıza getirecek olan sadece Allah’tır. Siz onun önüne geçemezsiniz.”

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şey yapma” anlamında olan şey = شيء’dir. Allah’ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredât). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra’d 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiyâ 21/35). Allah, herkesin doğru olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yarattı”, insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir” anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam’a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şâe = شاء fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: http://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

34. “Sizi ne kadar iyiliğe yöneltmek istesem de -Allah (gösterdiğiniz tavırdan dolayı) yoldan çıkmanızı istemişse iyiliğe yöneltmemin size bir faydası olmaz. O sizin Rabbinizdir. Onun huzuruna çıkarılacaksınız.”

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    33. Nûh demişti ki: “Allah dileyecek olursa, o azabı ancak O, getirecek ve siz Onu âciz bırakabilecek (azabı engelleyebilecek) değilsiniz.”

    34. “Eğer Allah, sizin azgınlıkta kalmanızı dileyecek olursa (sizin kendi iradenizle ve aklınızla azgınlıkta ısrar etmenizden dolayı Allah da bunu yaratacak olursa), ben size öğüt vermeyi isteyecek olsam da, zaten öğütlerim size fayda vermeyecektir. Sizin yegâne ( ortaksız) Rabb’iniz Odur ve sonunda hepiniz yalnız Ona döndürüleceksiniz.”

  2. Bayraktar Bayraklı

    33. Nûh dedi ki: “Onu size ancak dilerse Allah getirir. Siz, Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz.”

    34. “Eğer Allah sizi azgınlık içinde bırakmak istiyorsa, ben size öğüt vermek istesem de öğüdüm size fayda vermez. Çünkü O sizin Rabbinizdir. O'na döndürüleceksiniz.

  3. Diyanet İşleri

    33. Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.”

    34. Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.

  4. Diyanet Vakfı

    33. (Nuh) dedi ki: «Onu size ancak dilerse Allah getirir. Ve siz (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.

    34. Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdüm size fayda vermez. (Çünkü) O sizin Rabbinizdir. Ve (nihayet) O'na döndürüleceksiniz.»

  5. Edip Yüksel

    33. Dedi ki: "Onu, dilerse, sizin başınıza ancak ALLAH getirebilir. Siz engel olamazsınız."

    34. "ALLAH azmanızı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de size o öğüdümün bir yararı olmayacaktır. O' dur Rabbiniz ve siz O'na döndürüleceksiniz."

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    33. Nuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yıldıracak değilsiniz."

    34. Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksiniz.

  7. Hakkı Yılmaz

    33-34. Nûh: “Onu size ancak dilerse Allah getirir. Ve siz O’nu âciz bırakanlar değilsiniz. Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi azdırmayı murat ediyorsa, benim öğüdüm size bir yarar sağlamaz. O, sizin Rabbinizdir ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz” dedi.

  8. Hasan Basri Çantay

    33. (Nuh da): «Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz (Onu) âciz bırakabilecekler değilsiniz» dedi.

    34. «Eğer Allah sizi helak etmek dilemişse, ben sizin iyiliğinizi arzu etmiş olsam bile, bu hayırhahlığım size fâide vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihayet ancak Ona döndürüleceksiniz».

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    33. (Nuh:) “Onu size, dilerse ancak Allah getirir, (O’nu) aciz bırakacak değilsiniz.”

    34. “Eğer Allah, sizi (bu âsî halinizden dolayı) sapıklıkta bırakmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de öğüdüm size fayda vermez. O sizin Rabbinizdir ve ancak O’na döndürüleceksiniz.”

  10. Hayrat Vakfı Meali

    33. (Nûh) dedi ki: “Onu size, eğer dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) âciz bırakıcı kimseler değilsiniz.”

    34. “Eğer Allah sizi dalâlete atmayı diliyorsa, (ben) size nasîhat etmek istesem de nasîhatim size fayda vermez. Rabbiniz O'dur ve ancak O'na döndürüleceksiniz.”

  11. Hüseyin Atay

    33-34. “Ancak Allah dilerse onu size getirir. Siz de önleyemezsiniz. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de öğüdümün size faydası olmaz. Sizin Rabbiniz O’dur ve O’na götürüleceksiniz” dedi.

  12. İhsan Eliaçık

    33. Nuh: "Allah isterse o da olur ve siz onu aciz bırakamazsınız.

    34. Eğer Allah sizi müstahak görmüş­se, ben size nasihat etmek istesem de nasihatimin size bir faydası olmaz. O sizin Rabbinizdir ve dönüp dolaşıp O'na varacaksınız." dedi.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    33. (Nûh (Aleyhisselâm)) dedi ki: “(Çabucak istediğiniz azapları meydana getirmek benim gücüm dâhilinde değildir.) Dilerse onu size ancak (O Kendisini inkâr edip emrine karşı geldiğiniz) Allâh getirebilir. Ama (önünde sonunda azap size peşînen veya gecikmeli olarak mutlaka gelecektir,) siz (başınıza gelecek azâbı savuşturarak yahut ondan kaçıp kurtularak Allâh-u Te`âlâ’yı) asla âciz bırakıcı kimseler olamazsınız!

    34. Allâh (sizin hür irâdenizle kötü yolu tercih ettiğinizi bildiği için) sizi saptırmayı dilemekte bulunmuşsa, ben size (ne kadar) iyilikte bulunmamı ar zulasam da, bu iyilikseverliğim size fayda vermez! (Sizi yaratan ve bütün işlerinizi yöneten) Rabbiniz ancak O’dur! Ve (sonunda) ancak O’na döndürüleceksiniz (, O da yaptıklarınızın karşılığını tastamam verecektir)!”

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    32-34. Dediler ki: "Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir." Nûh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) âciz bırakamazsınız." Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.

  15. Mehmet Okuyan

    33. (Nuh ise) şöyle demişti: “Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz (Allah’ı) asla aciz bırakacak değilsiniz.

    34. Allah sizi saptırmak (sapkınlık kararınızı onaylamak) istiyorsa, ben size öğüt vermek istesem de öğüdüm size yarar sağlamaz. (Çünkü) O, sizin Rabbinizdir; yalnızca O’na döndürüleceksiniz.”

  16. Mustafa İslamoğlu

    33. Dedi ki: “Allah istesin yeter ki! Onu sizin başınıza öyle bir sarar ki, artık bir daha asla atlatamazsınız!

    34. Hem ben size ne kadar samimiyetle öğüt vermeye çalışırsam çalışayım, eğer Allah sizin yoldan sapmanızı tercih etmiş olsaydı (-hele ki öyle değil-), o vakit benim verdiğim öğüt size hiçbir yarar sağlamazdı: O sizin Rabbinizdir, sonunda O’na döndürüleceksiniz.” *

  17. Mustafa Öztürk

    33-34. Nuh şöyle karşılık verdi: "Dilediği takdirde o azabı ancak Allah getirir ve siz bu azaptan asla kaçıp kurtulamazsınız. Öte yandan Allah azgınlık içinde kalmanızı ve böylece helake mahkum olmanızı dilemişse, ben size ne kadar öğüt versem de bunun hiçbir faydası olmaz. Ama şunu iyi bilin ki Allah sizin rabbinizdir ve siz yarın bir gün hesap vermek üzere O'nun huzuruna geleceksiniz.

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    33. Dedi ki: «Onu size ancak Allah Teâlâ dilerse getirir ve siz aciz bırakıcılar değilsinizdir.

    34. «Ve benim nasihatım size faide verecek değildir, size nasihatta bulunmak istesem de, eğer Allah Teâlâ sizi idlâl etmek irâde eder oldu ise. Rabbiniz O'dur ve O'na döndürüleceksinizdir.»

  19. Sadık Türkmen

    33. Dedi ki: “Ancak Allah dilerse onu size getirir ve siz de güçsüz bırakıp engel olamazsınız!

    34. Nasihatim size fayda vermiyor size nasihat etmeyi istesem de!.. Eğer, Allah sizi azgınlığınızda özgür bırakmayı dilemişse, O, sizin Rabbinizdir. Ve O’nun huzuruna döndürülürsünüz.”

  20. Süleyman Ateş

    33. Dedi: "Onu, ancak Allah dilerse size getirir; siz engel olamazsınız!"

    34. Eğer Allah, sizi azdırmak diliyorsa, ben size öğüt de etmek istesem, öğütüm size yarar sağlamaz. Rabbiniz O'dur ve siz O'na döndürüleceksiniz.

  21. Süleymaniye Vakfı

    33. Nuh dedi ki: Karar vermesi durumunda o azabı başınıza getirecek olan sadece Allah’tır. Siz onun önüne geçemezsiniz.”

    34. “Sizi ne kadar iyiliğe yöneltmek istesem de -Allah (gösterdiğiniz tavırdan dolayı) yoldan çıkmanızı istemişse iyiliğe yöneltmemin size bir faydası olmaz. O sizin Rabbinizdir. Onun huzuruna çıkarılacaksınız.”

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    33. (Nuh) dedi ki: «Onu size ancak şartlar olgunlaştığında Allah getirir. Ve siz (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.

    34. "Eğer Allâh, sizi azdırmak isteseydi, ben size öğüt de vermek istesem, öğütüm size yarar sağlamaz idi. Rab biniz O'dur ve siz O'na döndürüleceksiniz."

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    33. Nûh dedi: "Onu size, dilediği takdirde ancak Allah getirir, siz de hiçbir engel çıkaramazsınız."

    34. "Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermeyi gaye edinsem de öğüdüm size hiçbir yarar sağlamaz. O'dur sizin Rabbiniz ve O'na döndürüleceksiniz."