Ayetler

Kasas 82. Ayetteki Tercüme Hatası

Bu ayet Karun'a verilen zenginliği anlatan pasajın sonundaki ayet. Allah Karun'un elinden zenginliğin aldıktan sonra olanları anlatıyor.

Diyanet İşleri Meali

KASAS SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

82. Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar.

Her şeyi elde etmekte olduğu gibi rızık elde etmek de çalışıp kazanmayla doğru orantılıdır. Allah'ın emir ve yasaklarını gözeterek, ne kadar çok çalışırsa insan o kadar çok rızık elde eder. Allah'ın yaptığı da kulun çalışması oranında rızık vermesi. Bunlar Allah'ın kanunları, bu kanunlara uyan herkes başarılı olur.

Âyette dileme diye çevrilen şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yarattı” insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir. Ayetin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

KASAS SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

82. Düne kadar onun yerinde olmak isteyenler şöyle demeye başladılar: “Vay be! Demek ki Allah, koyduğu kurala göre kiminin önüne rızkı yayar kimine de belli bir ölçüye göre verirmiş. Allah yüzümüze bakmasaydı bizi de batırırdı. Vay be! Demek ki ayetleri görmezlikten gelenler umduklarına kavuşamazlarmış.”

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    82. Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler de şöyle demeye başladılar: “Vay! Demek ki, Allah, gerçekten kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir; dilediğininkini de daraltılmış. Eğer Allah, bize lütfetmemiş olsaydı, mutlaka bizi de yerin dibine batırırdı. Vay! Meğer kâfirler gerçekten iflah olmazmış!”

  2. Bayraktar Bayraklı

    82. Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler, “Demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor; dilediğine de daraltıyor. Şâyet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârcılar iflah olmazmış!” demeye başladılar.

  3. Diyanet İşleri

    82. Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar.

  4. Diyanet Vakfı

    82. Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler: Demek ki, Allah rızkı, kullarından dilediğine bol veriyor, dilediğine de az. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârcılar iflâh olmazmış! demeye başladılar.

  5. Edip Yüksel

    82. Bir önceki gün onun durumuna imrenenler, "Demek ki ALLAH kullarından dilediğine rızkı bol verir, dilediğine de kısar. ALLAH bize lütfetmeseydi bizi de batırırdı. Demek kafirler başarıya ulaşamazlar" demeye başladılar.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    82. Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler de: «Demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı çok da, az da verir. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkârcılar iflah olmazmış» demeye başladılar.

  7. Hakkı Yılmaz

    82. Ve daha dün onun yerinde olmayı isteyenler, “Demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı genişletiyor ve daraltıyor. Şâyet Allah bize armağan vermiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Ve demek ki kâfirler; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenler kendilerini kurtaramıyorlar” diyerek sabahladılar.

  8. Hasan Basri Çantay

    82. Dün onun mevkiini temennî edenler sabahleyin (şöyle) diyorlardı: «Vay, demek ki Allah, kullarından kimi dilerse onun rızkını yayıyor (genişletiyor, yahud) daraltıyor. Allah bize lûtfetmeseydi bizi de muhakkak batırırdı. Vay, demek ki hakıykat şudur: Kâfirler felâh bulmaz»!

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    82. Dün onun yerinde olmayı isteyenler, (sabahleyin): “Vay be! Demek ki Allah, kullarından dilediğine rızkı veriyor da, kısıyor da. Eğer Allah bize lütfetmeseydi, elbette bizi de (yere) batırırdı. Vay! Demek ki küfre sapanlar iflah olmaz!” demeye başladılar.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    82. Dün onun yerinde olmayı temennî edenler, (ertesi sabah): `Vay! Demek şu gerçek ki Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletiyor ve (dilediğine de) daraltıyor. Eğer Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, elbette bizi de yere batırırdı. Vay! Demek şu gerçek ki, kâfirler kurtuluşa ermeyecek!` demeye başladılar.

  11. Hüseyin Atay

    82. Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler derler ki: “Vah! Öyleyse Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor ve dilediğine bir ölçüyle veriyor. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vah! Öyleyse inkârcılar başarıya eremezler.”

  12. İhsan Eliaçık

    82. Daha dün onun yerinde olmaya can atanlar: "Demek ki Allah kullarından kimine verdikçe veriyor; kimine de kıstıkça kısıyor. Eğer Allah'ın lütfü olmasaydı bizi de yerin dibine geçirmişti. Yok yok kâfirler felah bulmuyor; bunda hiç şüphemiz kalmadı." demeye başladılar.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    82. Daha dün onun mekânını(n bir benzerine nâil olmayı) temenni etmiş olan o kimseler (kendilerine gelerek): “Vay sana! (Demek ki) gerçekten Allâh, kullarından dilediğine rızkı genişletir ve (istediğine) daraltır(mış! Bu, Allâh’ın takdiri gereğiymiş, yoksa bir insana zenginlik vermesi, o kişinin Allâh katındaki değerine, bir kişiyi fakir etmesi de, onun alçaklığına delâlet etmiyormuş). Allâh(, Karûn gibi zengin olmayı istediğimizde bunu) bize (vermeyerek) iyilikte bulunmuş olmasaydı, elbette (onu yerin dibine batırdığı gibi) bizi de batırmış olacaktı! Vay sana! Muhakkak gerçek şu ki; (Allâh’ın peygamberlerini inkâr eden ve nimetlerine nankörlükte bulunan) o kâfirler (hiçbir zaman) felâh (ve kurtuluş)a eremez(ler)!” demeye başladı.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    82. Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.

  15. Mehmet Okuyan

    82. Daha dün onun (Karun’un) yerinde olmayı isteyenler şöyle diyorlardı: “Vay! Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine (layık olana) açarak (bol) da veriyor, kısarak (dar) da. Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de (yerin dibine) geçirirdi. Vay! Demek ki kâfirler kurtulamazmış!”

  16. Mustafa İslamoğlu

    82. Daha dün onun yerinde olmaya can atanlar diyorlardı ki: “Vay canına! Demek ki kullarından tercih edenin/tercih ettiğinin rızkını genişleten, tercih edenin/tercih ettiğininkini de sınırlayan Allah’mış! Eğer Allah bize lutfetmemiş olsaydı, elbet bizi de yerin dibine geçirirdi! Vay be! Görülen o ki, meğer nankörler asla iflah olmazmış?”

  17. Mustafa Öztürk

    82. Daha dün onun yerinde olmak isteyenler bu defa şöyle dediler: "Vay ki ne vay! Demek ki Allah rızkı dilediğine çok, dilediğine az veriyormuş. Eğer Allah bize [çok mal vermeme] lütfunda bulunmasaydı, şimdi biz de yerin dibine batıp helak olmuştuk. Vay be! Demek ki kafirler/ nankörler iflah olmuyormuş

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    82. Ve dünkü gün onun mekanını temenni edenler, ertesi sabah diyorlardı ki: «Vay sana! Şüphe yok ki, Allah kullarından dilediğine rızkı yayıyor ve daraltıyor. Eğer Allah bize lûtfetmese idi elbette bizi de batırmıştı. Ay! Muhakkak ki, kâfir olanlar felâha eremezler.»

  19. Sadık Türkmen

    82. Dün onun yerinde olmayı temenni eden kimseler; başladılar şöyle demeye: "Demek ki Allah; kullarından dilediği kimse için, rızkı açıp genişletir ve daraltıp kısar da!.. Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine batırırdı. Demek ki; gerçekten de kâfirler, mutlu/huzurlu olamazmış!."

  20. Süleyman Ateş

    82. Dün onun yerinde olmayı isteyenler: "Vay, demek Allâh kullarından dilediğine rızkı açar ve kısar. Allâh bize lutfetmiş olmasaydı, bizi de yere batırırdı. Demek gerçekten kâfirler iflâh olmaz!" demeğe başladılar.

  21. Süleymaniye Vakfı

    82. Düne kadar onun yerinde olmak isteyenler şöyle demeye başladılar: “Vay be! Demek ki Allah, koyduğu kurala göre kiminin önüne rızkı yayar kimine de belli bir ölçüye göre verirmiş. Allah yüzümüze bakmasaydı bizi de batırırdı. Vay be! Demek ki ayetleri görmezlikten gelenler umduklarına kavuşamazlarmış.”

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    82. Ve daha dün onun (Karunun) yerinde olmak isteyenler: "Vah bize!" dediler, "Demek ki, kullarından gayretini (sırf dünya nimetleri için sarfedene) rızkı genişletip, koyduğu ölçülere göre, veren Allah'mış! Ya Allah bize (doğruluğu) lütfetmemiş olsaydı da (biz de karun gibi davran saydık), hiç şüphe yok, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vah vah, demek hakkı inkar edenler iflah olmazmış!"

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    82. Akşam onun mevkiine/konumuna imrenenler sabah şöyle diyorlardı: "Vay be! Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayıyor, dilediğine de ölçüyle veriyor/kısıyor. Allah bize lütufta bulunmasaydı, vallahi bizi de batırmıştı. Demek ki, inkârcılar asla iflah etmiyorlar."