Ayetler

Maide 48. Ayetteki Tercüme Hatası

Diyanet İşleri Meali

MAİDE SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

48.(Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları koruyucu olarak bu kitabı hak ile indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma. Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.

Allah her topluma bir elçi gönderdiğini, bazı insanların inandığını bazılarının da inanmadığını söylüyor.

NAHL SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

36. Biz her topluma (ümmete) elçi gönderdik; Allah’a kul olsunlar ve azgınlardan uzak dursunlar diye. Onların içinden, Allah’ın yoluna kabul ettiği kimseler de oldu, sapıklığı hak etmiş olanlar da. Yeryüzünü dolaşın da o yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

Demek ki Allah'ın uyguladığı sistemde her topluma bir elçi göndermek varmış. Böyle bir sistem tercih etmeseydi bütün insanlığı bir Nebi'nin ümmeti yaparmış. Ayette kendilerine Kitap verilen toplumların, ümmetlerin imtihandan geçtiği belirtiliyor. Biz buna itiraz edip "neden böyle" diyecek halimiz yok. Bize düşen ayetteki diğer cümlede belirtiliyor; Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın Maide 48'in söylediği bu. Bu tamamen Allah'ın karadır.

Üstte "dileme" diye çevrilen Şâe شاء fiilinin Hicri üçüncü asırdan sonra anlamının değiştirilmiş. Şâe fiili insanlar için kullanıldığında gereken çalışmayı yapmak anlamındadır. Hiç bir insan hedeflediği amaca dileyerek ulaşamaz ancak gerekli çalışmaları yaparak ulaşabilir. Allah da bir şeyin olmasını istediğinde dilemez, gerekeni yapar, emir verir. Bakara 117. ayet şöyle; Gökleri ve yeri, örneksiz yaratan O’dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi onun için sadece “Oluş!” der, o şey oluşur. Maide 48'in doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

MAİDE SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

48. (Ey Muhammed!) Gerçekleri içeren bu kitabı sana, kendinden önceki kitapları tasdik edici ve koruyucu özellikte indirdik. O halde aralarında Allah’ın indirdiği ile hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların arzularına uyma. Her biriniz için bir özel hüküm ve açık yol oluşturduk. Allah gerek görseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Böyle olması, verdiği şeylerle sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. Öyleyse iyi işlerde yarışın. Hep birlikte Allah’ın huzuruna götürüleceksiniz. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah size bildirecektir.

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    48. Ey Muhammedi Sana da kendisinden önceki Kitapları tasdik edici ve onları koruyup kollayıcı bir şahit olmak üzere bu Kitabı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik. Artık Kitap Ehli’nden senin hükmüne başvuracak olanlar arasında Allah’ın indirdiği bu Kurian’la hükmet ve sana gelen hakkı bırakıp onların haksız isteklerine uyma. Biz çeşitli ümmetlerden her biri için bir kanun, nizam ve açık bir yol belirledik. Eğer Allah (icbârf olarak) dileseydi, sizi bir tek ümmet de yapardı. Ancak size verdiği çeşitli kanunlarla, nizamlarla denemek (itaatliyi ve itaatsizi birbirinden ayırmak) istedi. Öyleyse hayırlarda yarışın. Hepinizin son dönüşü yalnız Allah’adır. O Zaman Allah, üzerinde anlaşamadığınız gerçekleri size bildirecektir.

  2. Bayraktar Bayraklı

    48. Ve sana ey peygamber! Gerçekleri ortaya koyan bu kitabı; geçmiş vahiylerden geriye kalan doğruları tasdik edici ve önceki kitaplarda hangi doğruların bulunduğunu kontrol edip, gözetleyici olarak indirdik. Öyleyse ey peygamber! Geçmiş vahyin izleyicileri arasında, Allah`ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver ve sana gelmiş olan hakikatı terk ederek onların arzu ve heveslerine uyma. Biz, her bir toplum için farklı bir sistem ve farklı bir hayat tarzı belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi bir tek topluluk yapardı. Ama size verdikleri konusunda, sizi denemek için ayrı ayrı toplumlar olarak yaratmıştır. O halde, hayır işlerinde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah`adır. Artık Allah, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size o kıyamette haber verecektir.

  3. Diyanet İşleri

    48. (Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları koruyucu olarak bu kitabı hak ile indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma. Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.

  4. Diyanet Vakfı

    48. Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab’ı (Kur’an’ı) gönderdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.

  5. Edip Yüksel

    48. Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH’ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevesine uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH’adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    48. Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur’ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.

  7. Hakkı Yılmaz

    48. Sana da Tevrât’ın bir bölümünden kendisinin içinde konu edilenleri doğrulayan ve onları kollayıp koruyan olarak hak ile Kitab’ı/Kur’ân’ı indirdik. Öyleyse onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen haktan saparak onların arzu ve heveslerine uyma. Ve Biz, sizden hepiniz için bir yol haritası/ toplu yaşam ilkeleri ve geniş, aydınlık bir yol belirledik. Ve eğer Allah dileseydi sizi tek bir önderli toplum yapardı, fakat size verdiklerinde sizi yıpratmak/ denemek için böyle yapmadı. Öyleyse iyiliklere yarışın. Hepinizin dönüşü yalnızca Allah’adır. Sonra O, kendisi hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

  8. Hasan Basri Çantay

    48. (Habîbim) sana da hak olarak kitabı (Kur’ânı) — kendinden evvelki kitab (lar) ı tasdıyk edici (ve doğrultucu) ve ona karşı bir şâhid olmak üzere — gönderdik. O halde (bütün ehl-i kitab) aralarında Allahın (sana) indirdiği ile hükmet, sana gelen hakıykatden (dönüb de) onların hevâ (ve heves) lerine uyma. (Ey Musânın, İsânın, Muhammedin, ümmetleri) sizden her biriniz için bir şeriat, bir yol ta’yin etdik. Eğer Allah dileseydi (topunuzu bir şeriata tâbi) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği (Muhtelif şeriatlar dâiresi) nde sizi imtihan etmek için (ayırdı.) öyle ise (hepiniz) hayırlı işlerde birbirinizle yarış edin. Zâten topunuzun en son dönüb gelişi Allâhadır. Artık O, hakkında ihtilâf etmekde olduğunuz şeyleri size (orada) haber verecekdir.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    48. (Ey Resûlüm!) Sana da kendinden önceki (ilâhî) kitap(ların asılların)ı tasdik edici ve onlara gözcü/koruyucu olmak üzere hak olan Kitab’ı (Kur’an’ı) indirdik. O halde (seni hakem yaparlarsa,) sen de aralarında Allah’ın indirdiği (Kur’an) ile hüküm ver ve sana gelen gerçek varken onların hevâ ve heveslerine (ve ona göre verdikleri hükümlere) uyma! Biz, sizlerden her biriniz(in zaman içinde tekâmülü) için bir “şeri‘at ve minhâc" koyduk. Allah dileseydi, elbette sizi (bir şeri‘ata bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği (birinden sonra diğerine tâbi olacağınız şeri‘atler) ile sizi imtihan etmek için (peygamberler gönderdi). Artık (son şeri‘at İslâm’da toplanıp) hayır işlerinde yarışın. Hepinizin dönüşü ancak Allah’adır. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size O haber verecek (ve sizi hesaba çekecektir).

  10. Hayrat Vakfı Meali

    48. (Habîbim, yâ Muhammed!) Sana da Kitâb`ı (Kur`ân`ı), kendinden önceki kitab(lar)ı tasdîk edici ve on(lar)a bir şâhid olarak hak ile indirdik; öyleyse onların (ehl-i kitâbın)arasında Allah`ın indirdiğiyle hüküm ver ve sana gelmiş olan haktan (dönerek) onların arzularına uyma! (Ey insanlar!) Sizden her biri(niz) için (her peygamberin devrine âid) bir şeriat ve bir yol kıldık. Hâlbuki Allah dileseydi, elbette sizi (baştan beri bir din üzere) tek bir ümmet yapardı; fakat size verdiği şeylerle (muhtelif zamanlarda, muhtelif şeri atlarla) sizi imtihan etmek için (böyle yaptı); öyleyse hayırlı işlerde yarışın! Hep berâber dönüşünüz ancak Allah`adır; artık hakkında ihtilâfa düşmekte olduğunuz şeyleri size (O) bildirecektir.

  11. Hüseyin Atay

    48. Kendinden önceki kitaptan olanı doğrulayan ve ona hakem olan kitabı gerçekten sana indirdik. Öyle ise aralarında Allah'ın indirdiğine göre hüküm ver. Sana gelen gerçekten ayrılarak onların heveslerine uyma. Her biriniz için bir yasa ve bir yöntem ortaya koyduk. Allah dileseydi sizi tek bir millet yapardı. Ne var ki size verdiği şeylerde sizi sınamak istedi. Bunun için iyi işlerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır ve O anlaşamadığınız konularda size haber verecektir

  12. İhsan Eliaçık

    48. Sana da önceki çağların kitaplarından doğru namına ne kalmışsa sürdüren ve onlara tanık olmak üzere hak olan bu Kitabı indirdik. Onun için sen de aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Sana gelen gerçekten ayrılıp da onların kuruntularına uyma. Her biriniz için bir yol ve tarz belirledik. Allah isteseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı; fakat sizi, her birinize verdiği şeylerle imtihan ediyor. O halde iyilik yarışına girin. Sonunda dönüp dolaşıp Onun huzuruna geleceksiniz. O zaman O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    48. (Habîbim!) Biz sana da o kitabı; öncesinde bulunan kitab(lar)ı tasdik edici ve (değişmemesi için) onu gözetici/ve (doğruluğuna dâir) ona şâhitlik edici/ olarak hak(kı ispat ve doğruyu yanlıştan ayırma hikmeti) ile indirdik! Artık sen o (insa)nlar arasında Allâh’ın (sana Kur’ân’da) indirmiş olduğu (hükümler) ile hüküm ver ve sana gelmiş olan haktan uzaklaşarak onların kötü arzularına uyma! (Ey insanlar!) Sizden her biriniz için bir şerî’at ve (din hususunda) açık bir yol (Allâh’a ulaştıracak bir tarikat) tayin ettik. Allâh dileseydi elbette sizi (tüm asırlarda aynı dinde birleşen) tek bir ümmet yapardı. Velâkin size vermiş olduğu şeylerde (ve farklı şerî`atların her asra münâsip olan hükümlerinde) sizi imtihan (etmek is teyenin muâmelesine tâbi) etsin diye (bunu dilemedi, aksine her döneme uygun farklı hükümler belirlemek istedi)! Öyleyse (ölüp de fırsatı kaçırmadan önce, Allâh’ın emrettiği) hayırlı işlere koşun! Zira hep birlikte dönüşünüz ancak Allâh’adır. O da kendisi hakkın da ihtilaf etmekte bulunmuş olduğunuz şeyler (de kimin haklı kimin haksız olduğunu, dolayısıyla hangi karşılığı hak ettiğin)i size haber verecektir.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    48. (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

  15. Mehmet Akif Ersoy

    48. Yâ Muhammedi Bizler sana hu Kitah'ı hem hak, hem kendisinden evvel kitap nâmına ne inmişse onu müeyyid ve onun üzerinde nigehbân olarak indirdik. Onun için aralarında Allah'ın indirdiği ahkâm ile hükmet. Bu sana gelen haktan ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme. Ey ümmetler! Her biriniz için Bizler bir şeriat, bir açık yol verdik (tahsis eyledik / gönderdik / gösterdik / tayin eyledik). Allah dileseydi hepinizi tekbir ümmet kılardı, lâkin sizleri herbirinize gönderdiği şeriata göre imtihan için böyle takdir buyurdu. Öyle ise durmayın, hayırlı gayelere koşun. Hepiniz birden Allah'a döneceksiniz de O sizlere ihtilâf etmekte olduğunuz şeyleri bildirecek.

  16. Mehmet Okuyan

    48. Sana da daha önceki Kitabı(n aslını) doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak Kitabı (Kur’an’ı) bir amaç ile indirdik. Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet! Sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma! Hepiniz için bir kanun ve bir yol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı). İyiliklerde yarışın! Hepinizin dönüşü yalnızca Allah’adır. (Allah) hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n içyüzünü) size bildirecektir.

  17. Mustafa İslamoğlu

    48. Sana da, hakikatin ifadesi olan bu Kitabı, geçmiş vahiyden geriye kalan hakikatleri doğrulayıcı ve onların doğrusunu yanlışından ayırt edici olarak gönderdik. O halde artık onların aralarında Allah`ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver; sana gelen hakikati bırakarak onların keyfi yargılarına uyma! Sizden her biriniz için bir şeriat ve (onu) uygulama yöntemleri belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı; fakat size emanet ettikleriyle sizi sınamak için (öyle yapmadı): O halde hayırlarda birbirinizle yarışın! Topyekün dönüşünüz Allah`adır: işte o zaman Allah ihtilaf ettiğiniz şeyleri size bir bir haber verecektir.

  18. Mustafa Öztürk

    48. [Ey Peygamber!) Biz sana da bu Kur'an'ı indirdik; ama boş yere değil, hak ve hakikati ortaya koymak üzere indirdik. Kur'an önceki peygamberlere gönderilen kitapları tasdik eder ve aynı zamanda o kitaplarda tahrife uğrayan ve uğramayan hususları belirler. O halde, sen Yahudiler ve Hıristiyanların getirdikleri davalarda Allah'ın indirdiği hükümlere göre hükmet. Sana indirilen ayetleri bırakıp da onların arzu ve isteklerine uyma. [Ey farklı ümmetler!) Biz her biriniz için [temel inanç ve ahlak ilkeleri dışında, zaman ve zemine göre değişen) farklı bir nizam ve düzen belirledik. Allah dileseydi hepinizi aynı nizam ve düzene bağlı kılardı. Ancak O, gönderdiği farklı şeriatlar [hukuki düzenler) ile sizi sınamayı diledi ve bu yüzden farklı ümmetler olsun istedi. Şu halde, hepiniz hayırlı işlerde yarışmaya bakın. [Unutmayın ki) sonunda hepinizin hesap vermek üzere varacağı yer Allah'ın huzurudur. İşte o zaman Allah aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz hususlarla ilgili tüm doğruları size bildirecek, hesabınızı görecektir.

  19. Ömer Nasuh Bilmen

    48. Ve sana kitabı hak olarak indirdik, kendisinden evvelki (semavî) kitabı tasdik edici ve üzerine bir muhafız olmak üzere. Artık aralarında Allah Teâlâ’nın indirmiş olduğu (ahkâm) ile hükmet. Ve sana gelen haktan (ayrılıp da) onların hevâlarına tâbi olma. Sizden herbiriniz için (vaktiyle) bir şeriat, bir açık yol kılmıştık. Ve eğer Allah Teâlâ dilese idi elbette sizleri bir ümmet kılmış olurdu. Fakat size vermiş olduğu şeylerde sizi imtihan etmek için (bir ümmet kılmadı). Artık hayırlı işlere koşunuz. Nihâyet cümleten dönüşünüz Allah Teâlâyadır. Binaenaleyh nelerde ihtilaf etmiş olduğunuzu O size haber verecektir.

  20. Sadık Türkmen

    48. (Ey Muhammed!) Sana da hak/gerçek olan bu Kitabı; önündeki kitapları (Tevrat ve İncil’in doğrularını) onaylayıcı, onları gözetici/düzeltici/tashih edici olarak indirdik. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen bu gerçekten uzaklaşıp ta, onların arzularına uyma! Sizden her biriniz için bir şeriat (hukuk düzeni) ve bir yol (metot/uygulama yöntemleri) önerdik. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerle, sizi açığa çıkarmak/hayırlı işlerde yarıştırmak için, takımlara ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’ın huzurunadır. O zaman, anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

  21. Süleyman Ateş

    48. Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allâh’ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri’at ve bir yol belirledik. Allâh isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni’met)ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah’adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir.

  22. Süleymaniye Vakfı

    48. (Ey Muhammed!) Gerçekleri içeren bu kitabı sana, kendinden önceki kitapları tasdik edici ve koruyucu özellikte indirdik. O halde aralarında Allah’ın indirdiği ile hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların arzularına uyma. Her biriniz için bir özel hüküm ve açık yol oluşturduk. Allah gerek görseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Böyle olması, verdiği şeylerle sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. Öyleyse iyi işlerde yarışın. Hep birlikte Allah’ın huzuruna götürüleceksiniz. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah size bildirecektir.

  23. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    48. Sana da (Ey peygamber!) senden önceki (İlahi) kitap(ların asılların)ı tasdik edici ve onlara gözcü/koruyucu olmak üzere Hak olan Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. O halde (seni hakem seçtikleri taktirde) sen de Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet! Gerçek olan sana gelmişken onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik. Eğer Allah uygun görseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiği şeylerle (muhtelif zamanlarda, muhtelif şeriatlarla) sizi imtihan etmek için (böyle yaptı); öyleyse hayırlı işlerde yarışın! Hep berâber dönüşünüz ancak Allah’adır; artık hakkında ihtilâfa düşmekte olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

  24. Yaşar Nuri Öztürk

    48. Sana da Kitap’ı hak olarak indirdik. Kitap’tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet, Hak’tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şerîat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.