Ayetler

Muhammed 4. Ayetteki Tercüme Hatası

Diyanet İşler Meali

MUHAMMED SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.

İslam'da Esir Alıp Köleleştirmek Yoktur

Delili üstteki ayet. Savaş bitene kadar esir alınır ama savaş bittikten sonra karşılıklı yani bir bedel karşılığı ya da karşılıksız serbest bırakılır. Bu Allah'ın emridir. İslam dünyası bu ayetlerin farkında olmadığı için hala Işid gibi örgütler savaş esirlerini köle cariye yapıyor. Allah, esir alınanlara bir şey yapılmamasına, savaştan sonra serbest bırakılmasına karar vermiş. Bu, Allah'ın kararı. Eğer Allah başka türlü karar verseydi onların hakkından gelirdi.

Âyette dileme diye çevrilen şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yarattı” insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir. Ayetin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

MUHAMMED SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

4. Ayetleri görmezlikte direnenlerle (kafirlerle) savaşta karşılaşınca boyun köklerini vurun. Etkisiz hale getirince onları, sıkı güvenlik çemberine alın. Sonra karşılıksız ya da fidye alarak serbest bırakın ki savaşın doğurduğu bir sıkıntı kalmasın[1*]. Allah’ın tercihi farklı olsaydı onların hakkından kendisi gelirdi. Böyle olması, birinizi diğerinizle yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin yaptıklarını karşılıksız bırakmaz.

[1*] “Onları savaşta yakalarsan öyle bir dağıt ki, arkalarındakiler de dağılsınlar. Belki akıllarını başlarına alırlar.” (Enfal 8/57)

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    4. Artık savaşta kâfirlerle karşılaşınca, hemen boyunlarını vurun. Nihâyet onlara ağır darbeler indirip çok kayıplar verdirince, artık kalanları esir alıp bağlayın; sonra esirleri ya fidyesiz (karşılıksız) olarak lütfen, ya dafidye (Müslüman esirlerle mübadele, yahut mal fidyesi) karşılığında salıverin. Nihâyet savaş (savaşanlar), ağrıdıklarını (araç, gereçlerini) bırakıncaya kadar işte hüküm budur. Zaten Allah dileseydi, elbette (savaşsız olarak da) onlardan intikam alırdı. Ancak Allah, (savaş vesilesiyle) sizi birbirinizle (mü’minleri kâfirlerle) denemek için savaşı vesile yaptı). O kimseler ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmüşler (ya da sağ kalmışlar), işte Allah, onların da yaptıklarını asla boşa çıkarmayacaktır.

  2. Bayraktar Bayraklı

    4. İnkâr edenlerle savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarını vurunuz. Onları yendiğinizde de sıkıca bağlayınız. Savaş sona erdiğinde ya bir lütuf olarak karşılıksız ya da fidye alarak salıveriniz. Allah dileseydi onlara galip gelirdi. Fakat kiminizi kiminizle denemek için böyle yaptı. Allah yolunda öldürülenlerin yaptıkları hiçbir ameli Allah asla boşa çıkarmayacaktır.

  3. Diyanet İşleri

    4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur.[493] Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. *

  4. Diyanet Vakfı

    4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.

  5. Edip Yüksel

    4. Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınızda kontrol merkezlerini vurun. Sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın. Savaş durumu kalkıncaya kadar bunu uygulayın. ALLAH dileseydi sizi savaş derdinden kurtarırdı; ancak O sizi böylece birbirinizle sınamaktadır. ALLAH yolunda öldürenlere gelince, onların yaptıklarını boşa çıkarmayacaktır.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    4. Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah’ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.

  7. Hakkı Yılmaz

    4-6. Artık Allah’ın ilâhlığına ve rabliğine inanmayan kimselerle karşılaştığınız/ savaştığınız zaman, hemen boyunları vuruş …/ölümüne savaşın. Sonra onlara üstün geldiğiniz zaman, hemen bağı sıkı bağlayın/sağlam kararlar alın. Sonra harp; bozum yapma işi ağırlıklarını atıp savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da kurtulmalık karşılığı salıverin. İşte! Eğer Allah dileseydi elbette onları cezalandırıp adaleti sağlardı. Fakat böyle olması, sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülen/öldüren/savaşan kimselere gelince; artık Allah, onların amellerini asla boşa çıkarmaz. Allah onları kılavuzlayacak, durumlarını düzeltecek ve onları, kendilerine tanıttığı cennete girdirecektir.

  8. Hasan Basri Çantay

    4. Onun için o küfredenlerle (muhaarebede) karşılaşdığınız vakit boyunlarını vurun. Nihayet onları mecalsiz bir haale getirdiğiniz zaman artık bağı sıkı tutun. (Ondan) sonra ise ya iyilik (yapın), yahud fidye (alın). Yeter ki harb (erbabı) ağırlıklarını bıraksın. (Emir) böyledir. Eğer Allah dileseydi onlardan (muhaarebesiz olarak da) elbet intikaam alırdı. Fakat (muhaarebeyi emr etmesi) sizi birbirinizle imtihan etmesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin amel (ve hizmet) lerini asla boşa çıkarmaz O.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    4. Kâfirlerle (savaş için) karşılaştığınız zaman, hemen boyunlarını vurun. Nihayet onları iyice vurup mağlup edince (savaşanlar kalmayınca, kalanları da) artık bağı sıkı bağlayın (kaçırmayıp esir alın). Onlar savaş ağırlıklarını (silah ve cephanelerini) bırakıncaya kadar (hüküm) böyledir. Bundan sonra (esirleri) ya bir iyilik (olarak azat edin) ya da bir fidye (bir bedel) ile bırakın. Allah dileseydi (size hiç irade ve yetki vermeden) onlardan harpsiz de elbet intikam alır (helak eder)di. Fakat (size savaşı emretmesi batıla/küfre karşı mücadelede ve İslâm’ı hâkim kılma davasında) kiminizi kiminizle imtihan etmek içindir. Allah yolunda öldürülen (şehit)lerin amellerini O, asla boşa çıkarmayacaktır.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    4. Artık (savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınızda, hemen o boyunları(nı) vurmak(gerekir)! Nihâyet onlara ağır kayıplar verdirdiğiniz zaman, artık bağı sıkı tutun (onları esir alın); sonra da ya lûtfederek (karşılıksız) veya fidye alarak (onları salın)! Ve harb ağırlıklarını bırakıncaya kadar (gevşemeden, savaş tamâmen sona erene dek böyle yapın)! İşte (yapılacak iş) budur! Hâlbuki Allah dileseydi, elbette onlardan (hemen) intikam alırdı; fakat sizi birbirinizle imtihân etmek için (size savaşı emretmiştir). Allah yolunda öldürülenlere gelince, artık (Allah), onların amellerini aslâ boşa çıkarmayacaktır.

  11. Hüseyin Atay

    4. İnkârcılarla savaştığınızda boyunlarından vurun; sonunda onları güçsüz bıraktığınız zaman, onları esir alın; savaş sona erince, onları ya karşılıksız, ya da kurtarmalık ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onları başka türlü cezalandırabilirdi. Bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

  12. İhsan Eliaçık

    4. ŞU HALDE kâfirlerle/gerçeği örtenlerle/hak yiyenlerle karşı karşıya geldi­ğinizde (ilkin) kontrol merkezlerini etkisiz hale getirin/vurun. Güçlerini kırıp üstünlük sağladığınızda kalanlarını sıkıca bağlayın. Savaş sona erince ister karşılıksız, ister fidye karşılığında salı­ verin. Unutmayın ki Allah istese onları bizzat cezalandırabilirdi. Ancak sizi birbirinizle imtihan ediyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, onların amelleri asla heba olmayacak

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    4. (Hakka uyanla bâtılın peşine giden bir olmayaca ğına göre,) öyleyse, o kâfir olmuş kimselerle (harpte) karşılaştığınız zaman, hemen o boyunları vurmak la (meşgul olarak onları iyice vurun)! Nihâyet onları (çokça öldürüp yaralayarak, bir daha harekete geç me lerine engel olacak şekilde) ağır laştır dığınız zaman, hemen (esâret) ip(lerin)i sıkıca bağ layın! Artık bundan sonra ya tam bir lütufla (davrana rak canlarını bağışlar sınız), ya da iyi bir fidye almakla (onları salarsınız)! Tâ ki o (müşriklerin güç kaybına uğramaları neticesinde onlarla yapılan) harp(ler), yük lerini (ve silah gibi âletlerini) bıraksın (, işte o zamana kadar onları öldürüp esir etmeye devam edin)! İşte bunu (böyle yapın)! Allâh dileseydi elbette (sizi savaş gibi zorluklara sokmaksızın, göçük, zelzele ve boğulma gibi âfetlerle) onlardan intikam alırdı, lâkin bir kısmınızı diğer bir kısımla imtihan (edenin muâmelesine tâbi) etsin diye (size kâfirlerle cihadı emretti ki, böylece sizi büyük mükâfatlara nâil kılsın, kâfirlerin kiminden sizin elinizle peşinen intikam alsın, kiminin de korkup öğütlenerek Müslüman olma sına imkân tanısın)! O kimseler ki Allâh yolunda öldürülmüşlerdir; işte O (Rabbiniz) onların amellerini asla zâyi etme yecektir.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.

  15. Mehmet Okuyan

    4. (Savaşta) o inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun! Sonunda o (sağ kalan)ları etkisiz hale getirince bağ(ların)ı sıkıca bağlayın! Savaş sona erince de artık ya karşılıksız serbest bırakma veya fidye (uygulayın)! İşte böyle. Allah dileseydi onlardan intikam alırdı. Fakat (bu) sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, (Allah) onların yaptıklarını asla boşa çıkarmayacaktır.

  16. Mustafa İslamoğlu

    4. ARTIK inkârda direnip (onu dayatanlarla)[4544] savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarına vurun! Nihayet kızışmış bir savaşın sonuna dayandığınızda durmayın, (kalanların) ipini sıkı bağlayın. Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir fidye karşılığı serbest bırakın ki, savaş tüm ağır sonuçlarıyla ortadan kalksın: böyle yapın! Ve eğer Allah isteseydi, onların hakkından bizzat gelirdi; fakat bunu (yapmadı) ki, sizi birbirinizle sınayabilsin. Allah yolunda öldürülenlere gelince: Evet (Allah) onların yaptıklarını asla zayi etmeyecektir: *

  17. Mustafa Öztürk

    4-6. [Ey Müminler!] O kafirler/müşriklerle savaşta karşı karşıya geldiğinizde onları ezip geçin. Size direnme güçlerini tamamen kırdığınızda sağ kalanlarını esir alın. Daha sonra onları ister karşılıksız, ister fidye karşılığında serbest bırakabilirsiniz. Böyle yapın ki onların bir daha savaşacak hali ve mecalleri kalmasın. Evet, yapılması gereken budur. Gerçi Allah dileseydi onları savaşsız da cezalandı­rırdı. Fakat O, birbirinizle savaşmanızı takdir ederek sizi sınamak, [böylece hem sizin samimiyet ve sadakatinizi hem de gücünüz karşısında müşriklerin hor ve hakir hale düşmesini gözler önüne sermek] istedi. Allah, kendi yolunda sava­şanların gayretlerini asla boşa çıkarmayacaktır. [Bilakis] onları hedefe/cennete giden doğru yolda yürütecek, durumlarını düzeltecek ve nihayet dünyada iken kendilerine tanıtmış olduğu cennete yerleştirecektir.

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    4. İmdi kâfir olanlar ile (muharebede) karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurunuz, nihâyet onların kanlarını ziyâdesiyle döktüğünüz vakit artık bukağıyı sıkıca bağlayın, sonra da (onları) ya meccanen azad edersiniz veya bir bedel mukabilinde serbest bırakırsınız. Tâ ki, savaş ağırlıklarını atıversin. Emir böyledir. Ve eğer Allah dilese, elbette onlardan (muharebesiz de) intikam almış olurdu. Velakin bazınızı bazınız ile imtihan etmesi için, böyle savaş ile emretmiştir. Ve o kimseler ki, Allah yolunda öldürülmüşlerdir, elbette (Allah) onların amellerini zayi kılmayacaktır.

  19. Sadık Türkmen

    4. Inkârda diretip dayatanlar; "Rabbimiz Allah" dediğiniz için, size savaş açanlarla savaşta karşılaştığınızda, onları etkisiz hale getirin. Sonunda onları güçsüz bıraktığınızda onları esir alın. Savaş sona erince; onları ya karşılıksız ya da fidye/bir bedel karşılığında salıverin. Allah dilemiş olsaydı, onları başka türlü cezalandırabilirdi. Bunun böyle olması, kiminizi kiminizle açığa çıkarmak içindir. Allah, iman ettikleri için öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

  20. Süleyman Ateş

    4. (Savaşta) İnkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihâyet onları iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (onları esir alın). Ondan sonra artık ya lutfen bırakır veya karşılığında fidye alırsınız. Harb, ağırlıklarını bırakıncaya (savaş sona erinceye) kadar (böyle yaparsınız). Allâh dileseydi (kendisi) onlardan öç alırdı, fakat sizi birbirinizle denemek için (size savaşı emrediyor). Allâh, kendi yolunda öldürülenlerin yaptıkları işleri zayi etmeyecektir.

  21. Süleymaniye Vakfı

    4. Ayetleri görmezlikte direnenlerle (kafirlerle) savaşta karşılaşınca boyun köklerini vurun. Etkisiz hale getirince onları, sıkı güvenlik çemberine alın. Sonra karşılıksız ya da fidye alarak serbest bırakın ki savaşın doğurduğu bir sıkıntı kalmasın. Allah’ın tercihi farklı olsaydı onların hakkından kendisi gelirdi. Böyle olması, birinizi diğerinizle yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin yaptıklarını karşılıksız bırakmaz.

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda gözetleme yerlerini (kontrol merkezlerini) vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılık sız, yada fidye ile salıverin; Allah’ın kanunları farklı olsaydı, (yaptıkları kötülüklere karşılık) onlardan başka türlü de intikam alır (onları cezalandırır)dı. Fakat böyle olması (küfre karşı mücadelenizle) sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülen (şehit)lere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmıyacaktır.

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    4. Küfre batmışlarla burun buruna geldiğinizde, boyunlar vurulur. Nihayet onları bastırıp sindirdiğinizde, antlaşma bağını sıkı bağlayın. Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir. Nihayet, harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek için böyledir. Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla göz ardı edilmeyecektir.