Ayetler

Mümin 33 ve 34. Ayetlerdeki Tercüme Hatası

Alttaki 30-33. ayetler Firavun'un hanedanından imanı olan birinin endişeli konuşması.

Diyanet İşleri Meali

MÜMİN SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

30-31. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nûh kavmi, Âd kavmi, Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez.”

32-33“Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah’(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”

34. Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

Allah Hiç Kimseyi Saptırmaz

Allah birilerini saptıracak olsaydı peygamberler ve kitaplar göndermezdi. İnsanlar kendi iradeleriyle, tercihleriyle sapar. Yine kendi iradeleri ve tercihleriyle iman ederler. İnsanlar hangi yoldan giderse, neyi tercih ederlerse Allah onu yaratır. Allah herkesin inanmasını istiyor. Nisa 26. ayet şöyle; Allah, her şeyi size açık açık göstermeyi, sizi sizden öncekilerin de gittiği doğru yollara yönlendirmeyi ve tevbenizi kabul etmeyi irade eder. Allah bilir, doğru kararlar verir. (Nisa 26) Bunun için ölçüleri, uyulacak kuralları belirlemiş. Allah, koyduğu kurallara kim uyuyor, kim iman edip kim sapıklıkta direniyor diye bakıp, insanları yola gelmiş veya sapık sayar. Buna göre insanlar dünyada neyi tercih ettiyse ahirette onun karşılığını alacak. Ayetlerden kim cennete kim cehenneme gidecek görüyoruz. Allah bu ölçüleri koymuş, bunlar Kur'an'ın her bölümünde yazıyor.

Âyette dileme diye çevrilen şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yarattı” insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir. Ayetin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

MÜMİN SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

33. İşlerinizin tersine döneceği gün sizi Allah'a karşı koruyacak kimse olmaz. Allah’ın sapık saydığını, kimse doğru yolda göremez."

34. Daha önce Yusuf da size o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. Getirdiği şeylerden hep şüphe duymuş, öldüğü zaman da “Ondan sonra Allah, artık elçi göndermez” demiştiniz. Allah, aşırı şüpheci birini işte böyle sapık sayar.

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    32-33. “Ey kavmim! Gerçekten ben sizin için bağrışıp çağrışma gününden (Cennet ve Cennem yaranlarının, İmdat, feryat için, birbirlerinin âkıbetlerini sormak için bağrışıp çağrışacakları kıyamet gününden), arkanıza dönüp (Cenennemden) kaçmak isteyeceğiniz (yahut hesap yerinden Cehenneme döneceğiniz) günden korkuyorum. Sizi Allah’ın azabından kurtaracak kimse yoktur. Ve (aklını ve hür iradesini doğru kullanmadığı için) Allah, kimi sapkınlıkta bırakacak olursa, artık onu hidâyete erdirecek kimse yoktur.”

    34. Ant olsun ki, Musa’dan önce Yûsuf (bin Yakub, yahut Yûsuf bin İbrahim bin Yûsuf bin Yakub) da size mucizeler getirmişti. Ancak siz onun size getirdiğinden hep şüphe içinde kalmıştınız. Nihâyet o, vefat edince: “Allah ondan sonra asla Elçi (peygamber) göndermeyecektir” demiştiniz. İşte Allah, çok ileri giden şüphecileri böyle sapkınlıkta bırakır.

  2. Bayraktar Bayraklı

    32-33. “Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağırışıp çağırışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”

    34. Andolsun ki daha önce de Yûsuf size açık deliller getirmişti. Siz onun getirdiklerinden de şüpheye düşmüştünüz. Yûsuf ölünce, “Allah ondan sonra bize asla bir peygamber göndermeyecek” demiştiniz. Allah aşırı giden, çok şüpheci olanları işte böyle saptırır.

  3. Diyanet İşleri

    32-33. “Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah’(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”

    34. Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

  4. Diyanet Vakfı

    32-33. «Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan (O'nun azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.»

    34. Andolsun ki, (Musa'dan) önce Yusuf da size açık deliller getirmişti ve onun size getirdiği şeyler hakkında şüphe edip durmuştunuz. Nihayet o vefat edince «Allah ondan sonra peygamber göndermez» dediniz. İşte Allah o aşırı giden şüphecileri böyle saptırır.

  5. Edip Yüksel

    33. "O gün arkanızı dönüp kaçacaksınız; ancak sizi ALLAH'tan koruyacak yoktur. ALLAH'ın saptırdığına yol gösteren bulunmaz."

    34. Daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti; fakat size getirdiği mesajı sürekli olarak kuşku ile karşılamıştınız. Nihayet o ölünce, "ALLAH ondan sonra elçi göndermeyecektir (O son elçidir)," demiştiniz. ALLAH, kuşkuda sınırı aşanı böylece saptırır."

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    33. "O gün arkanıza dönüp kaçacaksınız. Fakat sizi Allah'tan koruyacak olan yoktur. Her kimi Allah şaşırtırsa, artık ona bir yol gösterici bulunmaz."

    34. Bundan önce size delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdiği hakikatte şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez" dediniz. İşte aşırı şüpheci olanları Allah böyle şaşırtır.

  7. Hakkı Yılmaz

    33-35. Yine o iman etmiş olan kimse: “Ey toplumum! Şüphesiz ben, sizin hakkınızda Ahzâb’ın günü benzerinden; Nûh toplumunun, Âd’ın, Semûd’un ve daha sonrakilerin maceralarının benzerinden korkuyorum. Ve Allah, kulları için bir haksızlık, yanlışlık istemez. Ey toplumum! Şüphesiz ben, size gelecek o çağrışma-bağrışma/ kaçışma gününden; arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizin için Allah’tan koruyan biri yoktur. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur. Ve andolsun ki, bundan önce size Yûsuf delillerle gelmişti. O zaman da o’nun size getirdiği şeylerde şüphe edip durmuştunuz. Sonunda o öldüğünde de, “Bundan sonra Allah, asla elçi göndermez” dediniz. Allah, şu kendilerine gelmiş bir güç olmaksızın, Allah’ın âyetleri/alâmetleri/göstergeleri hakkında mücâdele eden, aşırı giden, şüpheci olan kişileri işte böyle şaşırtır. Bu durum, Allah katında ve iman edenler yanında buğz olarak büyüktür. İşte Allah, her böbürlenen zorbanın kalbi üzerine damga basar” dedi.

  8. Hasan Basri Çantay

    33. «(O gün, hesâb yerini) arkanızda bırakıb (cehenneme) döneceğiniz gündür. (O gün) sizi Allah (ın azabın) dan hiçbir kurtarıcı yokdur. Allah kimi şaşırtırsa onun yolunu bir doğrultucu da yokdur».

    34. «Andolsun, (Mûsâdan) evvel Yusuf da size apaçık bürhanlar getirmişdi. O vakit da onun size getirdiği şeyler hakkında şübhe edib durmuşdunuz. Hattâ o vefat edince de dediniz ki: «Bundan sonra Allah asla bir peygamber göndermez». İşte Allah, o haddi aşan şübheci kimseleri böyle şaşırtır.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    33. “O gün arkanızı dönüp kaç (mayı arzu ed)ersiniz. Artık sizi Allah’ (ın azabın)dan koruyacak hiç kimse yoktur. Allah kimi sapıklığa bırakırsa, onu doğru yola getirecek yoktur.”

    <

    34. “Doğrusu (Musa’dan) önce Yusuf da size açık deliller (mucizeler) getirmişti; size getirdiği şeylerden (o zaman) şüphelenip durmuştunuz. Nihayet o ölünce, ‘Allah, ondan sonra bir peygamber göndermez.’ demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle sapıklıkta bırakır.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    32-33. “Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için bağrışıp çağrışma gününden (kıyâmet gününden, hesab yerine) arkanızı dönen kimseler olarak (Cehenneme) gideceğiniz günden korkuyorum. (O gün) sizi Allah'(ın azâbın)dan kurtaracak hiçbir kimse yoktur. Bununla berâber Allah kimi (isyanındaki inadı yüzünden) dalâlete atarsa, artık onu hidâyete erdirecek hiçbir kimse yoktur.”

    34. And olsun ki, daha önce Yûsuf da size mu'cizeler getirmişti de, onun size getirdiği o şeylerden dâimâ şübhe içinde oldunuz. Nihâyet (o) vefât edince: “Allah ondan sonra aslâ bir peygamber göndermez!” dediniz. İşte Allah, (kendi irâdeleriyle) haddi aşan şübheci kimseleri böyle saptırır.

  11. Hüseyin Atay

    33. Arkanızı dönüp kaçacağınız gün Allah'a karşı sizi savunan bulunmaz. Allah'ın sapkınlığına yol verdiği kimseye doğru yol gösterecek bulunmaz.”

    34. Andolsun ki, Yusuf da, daha önce size belgeler getirmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda ölünce, "Allah onun ardından hiçbir elçi göndermeyecek” demiştiniz. Allah, aşırı şüpheci kimseyi işte böyle sapkınlığında bırakır.

  12. İhsan Eliaçık

    33. O arkanızı dönüp gideceğiniz günden. Sizi Allah'tan koruyacak da yoktur. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık onu doğ­ru yola iletecek yoktur

    34. Bundan önce size söze dayalı apa­çık delillerle Y usuf gelmişti. O zaman da onun size getirdiği haktan/adaletten/ger­çekten şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez!" dediniz. İşte aşın şüpheci olanları Allah böyle şaşırtır

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    33. (Cehennemin bed sesini işittiğinizde, mahşer meydanından) kaçanlar hâlinde (cehenneme doğru) dönüp gideceğiniz (fakat her köşe bucakta saf saf dizilmiş azap meleklerini göreceğiniz) o günden ki; sizin için Allâh’tan hiçbir kurtarıcı bulunmayacaktır. (Ben size bu kadar nasihat ediyorum) ama Allâh kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir hidâyet edici yoktur!

    34. Andolsun ki; elbette (Mûsâ (Aleyhisselâm)`ın gelişinden) daha önce (Ya`kûb oğlu)Yûsuf, siz(in geçmişleriniz)e pek açık delil (ve mûcize)lerle gelmişti. Ama siz, onun size kendisini getirdiği şeyden büyük bir şüphe içinde olmakta dâim olmuştunuz, nihâyet o ölünce de: “Allâh onun ardından asla hiçbir peygamber göndermeyecektir” demiştiniz. İşte Allâh böylece (feci bir saptırmayla) dalâlete düşürür o kimseyi ki, o (yaratıcısına isyan noktasında) haddi aşmıştır ve (körü körüne taklide dalıp, evhama yenik düşerek dîni konularda) şüphe içinde bulunucudur.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    33. "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız ve sizi Allah'(ın azabından) kurtaracak kimsenin olmayacağı o Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur."

    34. Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

  15. Mehmet Okuyan

    33. O gün arkanıza dönüp kaç(maya çalış)acaksınız. Sizi Allah’tan (azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa artık ona hiçbir yol gösteren olamaz.”

    34. Yemin olsun ki (Musa’dan) önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti; onun size getirdiği şeyler hakkında şüphe edip durmuştunuz. Sonunda o vefat edince “Allah ondan sonra asla elçi göndermez!” demiştiniz. İşte Allah aşırı giden (bütün) şüphecileri böyle sapkınlıkta bırakır.

  16. Mustafa İslamoğlu

    33. O gün arkanızı dönüp kaçmaya çalışacaksınız, fakat Allah’ın (adâletinden) sizi kurtaracak kimse bulamayacaksınız: zira Allah kimi saptırırsa artık ona yol gösteren kimse bulunmaz.

    34. “Ve doğrusu daha önce Yusuf da size hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişti; ama onun size getirdiklerine karşı sürekli bir şüphe taşıdınız; en sonunda Yusuf ölünce, kalkıp ‘Allah ondan sonra bir daha elçi göndermeyecek’[4194] dediniz!” İşte Allah düştükleri kuşku bataklığında debelenerek kendilerini harcayanları böyle yoldan çıkarır.

  17. Mustafa Öztürk

    32-33. "Ey kavmim! Korkum o ki siz bu gidişle [tüm kafirlerin] feryat-figan edecekleri kıyamet gününde korkunç azaba mahkum olacaksınız. O gün azaptan ka­çıp kurtulmaya çalışacaksınız, ama ne mümkün! Sizi Allah'ın azabından kurtaracak kimse olmaz. [Unutmayın ki] Allah kimi dalalette bırakırsa onu hidayete/ doğru yola ulaştıracak kimse bulunmaz. "

    34. "Ey kavmim! Vaktiyle Yusuf d a size/ atalarınıza hak ve hakikati gösteren deliller getirmiş; ama siz/atalarınız onun getirdiği delillere, tebliğ ettiği gerçeklere de kuşkuyla bakmıştınız. Yusuf vefat edince de, 'Allah ondan sonra peygamber göndermeyecek.' demiştiniz. [Bu yüzden, sonraki peygamberlere inanmamıştınız] . Ama şu bir gerçek ki Allah haddi aşan, peygamberlerin tebliğine kuşkuyla bakan kimseleri dalalette bırakır."

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    33. «O arkanıza dönüp gideceğiniz gün sizin için Allah'tan bir koruyacak yoktur ve her kimi Allah sapıtırsa onun için doğru bir yola vardıracak yoktur.»

    34. Andolsun ki, evvelce Yusuf size açık bürhanlar ile gelmişti, o vakit O'nun size getirdiği şeylerden dolayı şüphe içinde durmaktan ayrılmamıştınız. Vaktâ ki vefat etti, dediniz ki, «Allah O'ndan sonra elbette bir peygamber göndermeyecektir.» İşte Allah haddi tecavüz eden, şekk içinde bulunan kimseyi böyle şaşırtır.

  19. Sadık Türkmen

    33. O gün, arkanızı dönerek kaçarsınız. Sizi, Allah’tan kurtaracak kimse yoktur! Allah kimi (yanlış hayat tarzını seçenleri) sapıklığında bırakırsa; artık onun için bir yol gösterici yoktur!

    34. Ve daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti. Ancak, onun size getirdiklerinden kuşkulanıp duruyordunuz. Hatta o öldüğü zaman şöyle dediniz: ‘Allah kesinlikle ondan sonra bir elçi göndermeyecek.’ İşte böylece Allah haddi aşan/aşırı giden her şüpheci kimseyi sapıklığında bırakır."

  20. Süleyman Ateş

    33. O gün arkanızı dönüp kaç(mak ist)ersiniz ama sizi Allâh(ın azâbın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allâh kimi şaşırtırsa artık ona yol gösteren olmaz.

    34. Daha önce Yûsuf da size açık kanıtlar getirmişti. Onun getirdiklerinden de kuşkulanıp duruyordunuz. Nihâyet o ölünce: ’Allâh ondan sonra elçi göndermez,’ dediniz. İşte Allâh, aşırı giden, şüpheci kimseleri böyle saptırır."

  21. Süleymaniye Vakfı

    33.

    33. İşlerinizin tersine döneceği gün sizi Allah'a karşı koruyacak kimse olmaz. Allah’ın sapık saydığını, kimse doğru yolda göremez."

    34. Daha önce Yusuf da size o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. Getirdiği şeylerden hep şüphe duymuş, öldüğü zaman da “Ondan sonra Allah, artık elçi göndermez” demiştiniz. Allah, aşırı şüpheci birini işte böyle sapık sayar.

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    33. "Arkanıza dönüp kaçacağınız gün Allah'a karşı sizi koruyan bulunmaz. Allah'ın sapık saydığını (kendisi iste meden) doğru yola getirecek yoktur."

    34. "Andolsun ki, Yusuf da, daha önce, size delillerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir Resul göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheci kimseleri böylece sapık sayar."

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    33. "Bir gündür ki o, sırtınızı dönerek kaçmaya çalışırsınız fakat Allah’a karşı sizi koruyacak kimse olmaz. Allah’ın saptırdığının, yol göstereni yoktur."

    34. Yemin olsun, daha önce Yûsuf da size açık seçik mesajlar getirmişti de onun size getirdikleri hakkında hep kuşku duymuştunuz. Daha sonra o ölünce de şöyle demiştiniz: "Allah ondan sonra bir daha asla resul göndermez." Allah, sınır tanımaz kuşkucuları işte böyle saptırır.