Ayetler

Nur 35 ve 38. Ayetlerdeki Tercüme Hatası

Diyanet İşleri Meali

NUR SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

35. Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

36-37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

38. (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah, dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.

Kim doğru yolda olma gayreti gösterirse, doğruları bulup, görüp o tarafa yönelirse, Allah da bu insanları doğru yola, nuruna yani Kur'an'ına yönlendirir, doğru yolda kalmalarını sağlar.

Her şeyi elde etmekte olduğu gibi rızık elde etmek de çalışıp kazanmayla doğru orantılıdır. Allah'ın emir ve yasaklarını gözeterek, ne kadar çok çalışırsa insan o kadar çok rızık elde eder. Allah'ın yaptığı da kulun çalışması oranında rızık vermesi. Bunlar Allah'ın kanunları, bu kanunlara uyan herkes başarılı olur. ;

Âyette dileme diye çevrilen şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yarattı” insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir. Ayetlerin doğru tercümesi şöyle

Süleymaniye Vakfı Meali

NUR SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

35. Gökleri ve yeri aydınlatan Allah’tır. O’nun nuru/Kitabı, duvardaki bir oyuğa konmuş lamba gibi aydınlatır (bütün ayrıntıları gösterir). Lamba, camın içinde, cam da inciyi andıran yıldız gibidir. Yakıtı, doğu tarafına da batı tarafına da ait olmayan (Güneş ışığını sabahtan akşama kadar alan) bereketli zeytin ağacındandır. Yağı, ateş almamışken bile ışık saçar gibi parıldar. Işık üstüne ışık! Allah, gerekeni yapanı kendi ışığına/kitabına yöneltir. Allah insanlara örnekler verir. Allah her şeyi bilir.

36.(O ışık) yüce tutulmasına ve içlerinde adının anılmasını Allah’ın izin verdiği evlerde olur. Oralarda sabah akşam (insanlar) Allah’a boyun eğerler.

37. (O ışıktan yararlananlar) Öyle adamlardır ki, onları ne ticaret, ne alış veriş onları Allah’ın zikrinden (Kur’ân’dan), namazı tam kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoyabilir. Onlar, kalplerin ve gözlerin döneceği bir günden korkarlar.

38.Allah’ın, onları yaptıklarının en güzeli ile karşılaması ve ikramıyla daha da artırması için böyle yaparlar. Allah, gerek gördüğü kişiye hesapsız rızık verir.

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    35. Allah, şu göklerin ve bu yerin nurudur. Onun nurunun temsili, kandillikte bulunan bir lamba gibidir ki, bu lamba, bir billur (sırça) içindedir; bu billur, sanki inci gibi parlayan bir yıldız gibidir ki, ne doğuya, ne de batıya nispet edilmeyen bir ağaçtan, yani zeytinden çıkan yağdan yakılır. Öyle ki, kendisine ateş değmese de, onun yağı kendiliğinden neredeyse parlayıverir. O, nûr üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna kavuşturur. Zaten Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    38. Şunun için ki, Allah, onları işlediklerinin daha güzeliyle (yaptıklarına vaatedilen mükâfatın daha güzeliyle) mükâfatlandıracak ve lütfundan onlara fazlasıyla verecektir. Zaten Allah, kime dilerse ona hesapsız olarak rızk verir.

  2. Bayraktar Bayraklı

    35. Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûru, içinde kandil bulunan bir oyuğa/lambaya benzer. Kandil, bir cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldızdır. Ne doğuya ne batıya ait olan mübarek bir zeytin ağacının yağından yakılır. Öyle ki, ateş değmese de neredeyse yağı ışık verir. O, nûr üstüne nûrdur. Allah dileyen kimseyi nûruna iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bilir.

    38. Allah, onları işlediklerinin en güzeliyle ödüllendirir ve lütfundan onlara fazlasıyla verir. Allah, dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.

  3. Diyanet İşleri

    35. Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

    38. (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah, dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.

  4. Diyanet Vakfı

    35. Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.

    38. Çünkü (o günde) Allah, onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandıracak ve lütfundan onlara fazlasıyla verecektir. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.

  5. Edip Yüksel

    35. ALLAH göklerin ve yerin ışığıdır. Işığının örneği şuna benzer: içinde lamba bulunan bir oyuk... Lamba bir cam kap içindedir. O cam kap ise, incimsi bir gezegen gibidir. Yakıtı, ne batıya ne de doğuya bağıntısı olmayan, zeytinyağı üreten bereketli bir ağaçtandır. Yağı, neredeyse ateş değmeden aydınlık verir. Işık üzerine ışıktır. ALLAH dileyeni/dilediğini ışığına ulaştırır. İşte ALLAH halka böyle örnekler verir. ALLAH her şeyi bilir.

    38. ALLAH onların güzel işlerini kuşkusuz ödüllendirecek ve onlara lütfunu arttıracaktır. ALLAH dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    35. Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir.

    38. Çünkü Allah, kendilerine işledikleri amellerin en güzeli ile ecir verecek, lütfundan fazlasını da bahşedecektir ve Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

  7. Hakkı Yılmaz

    35. Allah, gökleri ve yeryüzünü; evreni aydınlatan tek zattır, başkasının aydınlatması mümkün değildir. O’nun nûrunun; Kur’an’ın örneği, içinde kandil bulunan bir kandil yuvası gibidir; o kandil, bir cam içindedir; o cam, sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya, batıya nisbet edilemeyen; dünyanın her yerinde var olan bereketli bir zeytin ağacındandır. –O ağacın yağı, neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir.– Nûr üstüne nûrdur. Allah, dileyen kimseyi nûruna kılavuzluk eder. Allah, insanlar için örnekler verir ve Allah, her şeyi en iyi bilendir.

    36-38. Allah’ın, yükseltilmesine, içersinde Kendi isminin anılmasına izin verdiği evlerde, devamlı olarak Kendisini arındıran öyle er kişiler vardır ki, ticaret ve alış-veriş onları, Allah’ı anmaktan, salâtı ikame etmekten [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturmaktan, ayakta tutmaktan] ve zekâtı/vergilerini vermekten alıkoymaz. Onlar, Allah, kendilerine işledikleri amellerin en güzeli ile karşılık versin ve kendilerine armağanlarından artırsın diye kalplerin ve gözlerin ters döndüğü bir günden korkarlar. Ve Allah, dilediği kişileri hesapsız rızıklandırır.

  8. Hasan Basri Çantay

    35. Allah, göklerin ve yerin nuurudur. Onun nuurunun sıfatı, sanki içinde bir çerağ bulunan bir hücredir. O çerağ bir sırça (kandil) içindedir. O sırça (kandil) de sanki bir inci (gibi parıldayan) bir yıldızdır ki güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nisbeti olmayan mübarek bir ağacdan, zeytinden tutuşdurulub yakılır. Onun yağı, kendisine bir ateş dokunmâsa da, hemen hemen ışık verir. (Bu ışık da) nuur üstüne nuurdur, Allah kimi dilerse onu nuruna kavuşdurur. Allah insanlar için meseller irâd eder. Allah, her şey'i hakkıyle bilendir.

    38. Çünkü Allah, kendilerini işledikleri amellerin en güzeliyle mükâfatlandıracak, onlara fazlından daha ziyâdesini de verecekdir. Allah kimi dilerse onu sayısız rızıklandırır (Sevaba kavuşdurur).

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    35. Allah, göklerin, yerin (herşeyin) nuru(nu, aydınlığını veren)[13]dir. O’nun nurunun misali bir hücre içindeki (kuvvetli) bir lamba gibidir. O lamba bir cam içindedir. O cam sanki inciden bir yıldızdır ki güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nispeti olmayan mübarek bir ağaçtan, zeytinden yakılır. Onun (zeytinin parlak) yağı, kendisine bir ateş değmese bile neredeyse ışık verir. (Bu da) nur üzerine nurdur (ışığı pırıl pırıl aydınlıktır). Allah dilediği (layık gördüğü) kimseyi nuruna kavuşturur. Allah insanlar için misaller verir. Allah her şeyi bilendir.

    38. Çünkü Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlandıracak ve (ayrıca) lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    35. Allah, göklerin ve yerin Nûr'udur. O'nun nûrunun misâli, içinde lâmba bulunan bir kandillik gibidir. O lâmba bir cam içindedir. O cam da, sanki inciden bir yıldızdır; bu lâmba, ne doğuya ne de batıya nisbeti olmayan mübârek bir ağaçtan, zeytin ağacından(çıkan yağdan) yakılır; onun yağı, nerede ise kendisine ateş değmese bile ışık verecek! Nûr üstüne nûrdur. Allah, dilediği kimseyi nûruna hidâyet eder. İşte Allah, insanlara böyle misâller getirir. Çünki Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.

    38. Tâ ki, Allah onları amellerinin daha güzeliyle mükâfâtlandırsın ve lütfundan onlara daha fazlasını da versin! Çünki Allah, dilediği kimseyi hesabsız rızıklandırır.

  11. Hüseyin Atay

    35. Allah göklerin ve yerin aydınlatıcısıdır. O’nun ışığı, içinde lamba bulunan penceresiz bir oyuğa benzer. O lamba bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Bu, doğuya da, batıya da ait olmayan bereketlenmiş bir zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağının kendisi aydınlatacak! Işık üstüne ışıktır. Allah dileyeni ışığına kavuşturur. Allah insanlara örnekler verir. O her şeyi bilir.

    38. Allah, onları işlediklerinin en güzeliyle ödüllendirir ve bolluğundan onlara fazlasıyla verir. Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.

  12. İhsan Eliaçık

    35. Allah, göklerin ve yerin aydınlığıdır.24 O'nun aydınlığı, içinde kandil bulunan bir oyuktan yayılan ışığa benzer. Kandil, bir fanus içindedir. Bu fanus, inciden bir yıldız gibi parıldar. Ne doğuya, ne de batıya nisbet edilemeyen mübarek bir zeytin ağacından tutuş­turulur. Onun yağı hemen hemen ateş dokunmasa bile ışık verir; nur üstüne nur! Allah, layık gördüğünü kendi aydınlığında yürütür. Allah insanlara böyle örnekler veriyor. Allah her şeyi biliyor

    38. Allah onları yaptıkları işlerin en güzeli ile karşılayacak, onlara engin cömertliğinden daha fazlasını da bah­şedecektir. Allah, layık gördüğüne umulmadık yerlerden rızık verir.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    35. Allâh, göklerin ve yerin nurunun sahibidir / (güneş, ay ve yıldızlarla maddeten, peygamberler ve meleklerle de manen) aydınlatıcısıdır/yöneticisidir (; zira her şey ışıkla görünür hale geldiği gibi, tüm işlere O’nun yönetimiyle erişilir)/varlık sahasına çıkarıcısıdır (; ışık başkasını gösterdiği gibi, O da her şeyi var ederek görünür hale getiricidir)/(âlemlerde bulunanların) hidâyetçisidir (; nitekim tüm yaratıklar O’nun nuruyla, hidâyete erişebilmektedir)/! O’nun nurunun (aydınlatıcı özelliğinin) acayip sıfatı; içerisinde büyük ve parlak bir kandil bulunan ve penceresiz (olduğu için ışığı iyice koruyan) bir oyuk gibidir ki, o kandil parlak ve berrak bir cam içerisin dedir. O cam ise sanki kendisi inci gibi pâk ve parlak bir yıldızdır ki; (içinde bulunan fitil,) doğuya da ait olmayan, batıya da nispet edilemeyen(, dolayısıyla ara sıra güneş almayıp gün boyu güneşe maruz kalan Ortadoğu bölgesinin bereketli topraklarında yetişen çok faydalı) ve mübârek bir ağaç olan zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulmaktadır. Onun yağı (o kadar parlaktır ki), kendisine hiçbir ateş değmese bile, yakın olur ki (neredeyse kendi kendine ortalığı) aydınlatacaktır. (İşte bu Hakk’ın nuruna misal olan nur;) nur üzerine (katlanan) pek büyük bir nurdur! Allâh dilediği kimseleri nuruna eriştirir. Allâh insanlar(ın ibret alması) için (, anlayabilecekleri şekilde) örnekler açıklamaktadır. Zaten Allâh (görünen-görünmeyen, gizli-açık) her şeyi (hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.

    38. Tâ ki Allâh (bu tesbîh ve korkularından dolayı,) onlara yapmış oldukları (güzel) şeylerin (herhangi birine göre değil de) en güzeliyle karşılık versin, bir de onlara fazlından (dünyada söz vermemiş olduğu ve akıllarından dahi geçmeyen nimetleri) artırmada bulunsun! Zaten Allâh, dilediği (bu gibi) kişileri (yaratıkların sayıp bitiremeyecekleri kadar) hesapsız rızıklandırır.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    35. Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile, neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. Nur üstüne nur. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlar için misaller verir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    38. (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.

  15. Mehmet Okuyan

    35. Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun durumu, içinde kandil bulunan bir oyuk gibidir. O kandil, cam (billur) bir fanus içindedir. O fanus da sanki inci (görünümlü) bir gezegen gibidir ki doğuya da batıya da ait olmayan bereketli bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağ ile) tutuşturulur. O (ağac)ın yağı, kendisine ateş değmese bile neredeyse nûr (ışık) verir. (Bu), nûr üstüne nûrdur. Allah dileyeni (layık gördüğü) kimseyi nûruna ulaştırır. Allah insanlara (işte böyle) örnekler verir. Allah her şeyi bilendir.

    38. Sonunda Allah onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendirecek ve lütfundan onlara fazlasıyla verecektir. Allah dilediğine (layık olana) hesapsız rızık verir

  16. Mustafa İslamoğlu (Kısmen Doğru)

    35. ALLAH göklerin ve yerin nûru(nun kaynağı)dır. O’nun nûrunun sembolü, içinde kandil bulunan bir ışık mahalli gibidir. O kandil kristal bir fânus içindedir. Öyle bir fanus ki, sanki inci gibi (parıldayan) bir gezegen. O kandil, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından elde edilmiş bir yakıtla tutuşturulur. Öyle ışıltılı bir yağ ki, neredeyse ateş değmeden bile ışık saçacak: nûr üstüne nûrdur! Allah, tercih edeni/tercih ettiğini nurunun (peşine takarak) doğru yola iletir. İşte Allah insanlara böyle misaller vermektedir: zira Allah, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilendir. *

    38. Bütün bunların sonucunda da Allah onları yaptıklarının en iyisiyle ödüllendirir; üstelik onlara kendi lutfundan daha fazlasını da verir: zira isteyene/istediğine hesapsız rızık bağışlayan yalnızca Allah’tır.

  17. Mustafa Öztürk (Kısmen Doğru)

    35. Allah göklerin ve yerin [hidayet] nurudur. O'nun [hidayet] nuru şuna benzer: Duvarda bir oyuk, içinde bir kandil, kandil de billur bir fanus içinde; fanus ise inci gibi parlayan bir yıldız. Kandilin yakıtı doğuda da batıda da bulunmayan bereketli bir zeytin ağacının yağıdır. Bu yağ [öylesine an-durudur ki] neredeyse ateş değmeden bile ışık verecek kıvamdadır. O kadar ki nur üstüne nurdur. Allah nuru [hidayeti] tercih edenin o nüra ulaşmasını takdir eder. İşte Allah insanlara gerçekleri anlatmak için böyle misaller verir. Çünkü Allah her şeyi bilir.

    38. Bu yüzden Allah onları yaptıkları ibadetlere terettüp eden mükafatın en gü­zeliyle mükafatlandıracak ve hatta lütfuyla daha fazlasını da ihsan edecektir. Çünkü Allah dilediğine sınırsız sevap ve mükafat bahşeder.

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    35. Allah Teâlâ, göklerin ve yerin nûrudur. Nûrunun meseli, içinde latif bir çırağ bulunan bir mişkât gibidir. O çırağ ise bir kandil içindedir. O kandil ise sanki bir incimsi yıldızdır, şarkı ve garbı olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulmaktadır. Onun yağı bir halde ki, kendisine ateş dokunmasa bile hemen hemen ziya verecektir. Nûr üstüne nûrdur. Ve Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Ve Allah Teâlâ nâsa misaller irâd eder ve Allah Teâlâ her şeyi hakkıyla bilicidir.

    38. Tâ ki, Allah Teâlâ onlara amellerinin en güzeli ile mükâfaat versin ve onlara ziyâdesini de kendi kereminden ihsan buyursun ve Allah Teala dilediğini hesapsız derecelerde merzûk buyurur.

  19. Sadık Türkmen

    35. Allah göklerin ve yerin nurunu var edendir. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs (lâmba) içinde. Fânûs (lâmba) sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübârek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile, neredeyse aydınlatacak(kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah isteyeni (gereğini yapanı) nuruna iletir. Allah insanlar için misaller verir. Allah herşeyi hakkıyla bilendir/yerli yerince yapandır.

    38. (bütün bunları) Allah; kendilerini yaptıklarının en güzeli ile ödüllendirsin ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah dilediğine hesapsız rızık yaratır.

  20. Süleyman Ateş

    35. Allâh, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nuru, içinde lamba bulunan bir kandile benzer. Lamba cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldız. Ne doğuya ve ne batıya mensub olmayan mübârek bir zeytin ağacı(nın yağı)ndan yakılır. (Öyle mübârek bir ağaç) Ki, neredeyse ateş değmese de yağı ışık verir. Işığı parıl, parıldır. Allâh, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allâh insanlara misaller verir. Allâh her şeyi bilir.

    38. Ki Allâh onlara yaptıklarının en güzel karşılığını versin ve lutfundan onlara daha fazlasını da ihsan etsin. Allâh dilediğini hesapsız rızıklandırır.

  21. Süleymaniye Vakfı

    35. Gökleri ve yeri aydınlatan Allah’tır. O’nun nuru/Kitabı, duvardaki bir oyuğa konmuş lamba gibi aydınlatır (bütün ayrıntıları gösterir). Lamba, camın içinde, cam da inciyi andıran yıldız gibidir. Yakıtı, doğu tarafına da batı tarafına da ait olmayan (Güneş ışığını sabahtan akşama kadar alan) bereketli zeytin ağacındandır. Yağı, ateş almamışken bile ışık saçar gibi parıldar. Işık üstüne ışık! Allah, gerekeni yapanı kendi ışığına/kitabına yöneltir. Allah insanlara örnekler verir. Allah her şeyi bilir.

    38. Allah’ın, onları yaptıklarının en güzeli ile karşılaması ve ikramıyla daha da artırması için böyle yaparlar. Allah, gerek gördüğü kişiye hesapsız rızık verir.

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali (Kısmen Doğru)

    35. Allah göklerin ve yerin Nur'udur. O'nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doğuda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlata cak! Nur üstüne nurdur. Allah gayret gösterenleri nuruna kavuşturur . Allah insanlara misaller verir. O, herşeyi bilir.

    38. Allah, onları işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandırır ve lütfundan onlara fazlasıyla verir. Allah (emirlerine) uyup gayret gösterene (cennette) hesapsız rızıklandırır.

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    35. Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerine nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah, insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.

    38. Ki Allah kendilerine, yapıp işlediklerinin en güzelini versin ve lütfundan onlara artışlar sağlasın. Allah dilediğini hesapsızca rızıklandırır.