Ayetler

Yasin 7-10. Ayetlerdeki Tercüme Hatası

Diyanet İşleri Meali

YASİN SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

7. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

8. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

9. Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

10. Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Bu Mealler Allah'a İftiradır

Allah insanların boynuna demir halka, önüne set arkasına set çekmiş, gözlerine de perde indirmiş, sonrada inanmadılar diye cehenneme atacak. Allah insanları bu hale sokacaktı da o zaman neden peygamber gönderdi? 10 ayette Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar diyor. Boynuna demir halka takılan, gözlerine perde çekilen insanlar nasıl inanabilir? Bu ayetlerde istiare-i temsiliye var. Bu mecaz ifadeleri olduğu gibi tercüme edince sanki Allah kafirlerin boynuna halka takmış, gözüne de perde çekmiş, kör, sağır, dilsiz yaratmış gibi anlaşılıyor. Halbuki Allah, bu benzetmelerle kafirlerin kör, sağır, dilsizmişler gibi davrandıklarını anlatıyor. Bu ve benzeri ayetlerdeki tercüme problemi benzetme edatının yazılmaması. Doğru ifade "Sanki boyunlarına demir halkalar geçirdik," olmalı. Peygamber veya bugün dini anlatma konumundaki hocalar ayetleri anlatınca kafirler duydukları, gördükleri halde sanki kör, sağırmış gibi davranıyorlar mı? Allah onların bu durumunu istiare-i temsiliye ile anlatıyor. Ayetlerin doğru tercümesi şöyle;

Süleymaniye Vakfı Meali

YASİN SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

7. Onların çoğu, bunun gerçekten Allah’ın sözü olduğunu anladı ama (bir türlü) inanıp güvenemiyorlar.

8. Sanki boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar takmışız da baş eğemiyorlar.

9. Sanki hem önlerine bir engel hem de arkalarına bir engel koyup kuşatmışızde da göremiyorlar[*].

[*] Bu iki âyette, Mekkelilerin, Kur’ân karşısındaki tavırları, temsili istiare (alegori) denen sembollerle canlandırılmıştır. Mecaz çeşitlerinden olan istiarede gerçek anlamı kast etme ihtimali olmadığı için Araplar benzetme edatı kullanmazlar. Türk okuyucular bu gibi âyetlerdeki ifadeleri mecaz değil, gerçek sandığı için benzetme edatı olarak “sanki” kelimesini kullanma zorunluluğu doğmuştur.

10. Onları uyarsan da uyarmasan da fark etmez, güvenmiyorlar!

11. Sen ancak, içten içe Rahman’dan korkarak bu zikre (Kur’ân’a) uyanı uyarabilirsin. Ona uyanlara, durumlarının düzeltileceğini[*] ve büyük bir ödül verileceğini müjdele.

[*] Mağfiret’in anlamı, “Allah’ın kişiyi azaptan koruması” (Müfredat) olduğu için meal bu şekilde verilmiştir.

İstiare-i temsiliye ve kafirlerin bu durumunu anlatan ayetler hakkında daha fazla bilgi için Bakara Yedinci Ayetteki Tercüme Hatası sayfasına bakabilirsin.

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    8. Biz, (sanki) onların boyunlarına demir kangallar geçirmişiz de, bu kangallar çenelerine kadar dayanmış; bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır (gözleri yukarıya bakıyor; karşılarındaki hakkı görmüyor; başları hakka eğilmiyor).

    9. Yine, Biz, (sanki) onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekmişiz de, böylece onları perdelemişiz; bu yüzden onlar göremiyorlar

  2. Bayraktar Bayraklı

    8. Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanacak olan demir halkalar geçirdik. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır.

    9. Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları çepeçevre kuşattık. Artık göremezler.

  3. Diyanet İşleri

    8. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

    9. Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

  4. Diyanet Vakfı

    8. Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.

    9. Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

  5. Edip Yüksel

    8. Boyunlarına, çenelerine kadar varan prangalar taktık da kafaları yukarıya dikilmiştir.

    9. Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çekerek onları perdeledik; artık göremezler.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    8. Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.

    9. Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.

  7. Hakkı Yılmaz

    8. Şüphesiz ki Biz, onların boyunlarının içinde demir halkalar geçirdik. Öyle ki onlar çenelerine kadardır. Böylece onlar burunları yukarı kaldırılmış olanlardır.

    9. Ve Biz, onların önlerinden bir set, arkalarından bir set oluşturduk. Böylece Biz, kendilerini sarmışızdır. Artık onlar görmezler.

  8. Hasan Basri Çantay

    8. Hakıykat, biz onların boyunlarına öyle lâleler geçirdik ki bunlar çenelerine kadar (dayandı). Şimdi onlar, kafaları ve burunları yukarı kaldırılmış haldedirler.

    9. Biz hem önlerinden bir sed, hem arkalarından bir sed çektik. Böylece onları sarıverdik. Artık görmezler.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    8. Biz, onların (şirk ve küfürde direnmelerinden dolayı) boyunlarına öyle bukağılar/demir halkalar geçirdik ki bunlar çenelerine kadar (dayanmış)tır; onun için başları (ve burunları) dikleşmiştir.

    9. Onların hem önlerine bir set hem arkalarına bir set çektik, hem de onları kuşatıp sardık. Artık onlar (hakikati) göremezler.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    8. Muhakkak ki biz onların boyunlarına halkalar geçirdik; öyle ki o (demir halkalar)çenelerine kadar (dayanmış)tır; bu yüzden onlar başları yukarı kalkık kimselerdir.

    9. (İsyanlarındaki ısrarları yüzünden) önlerinden bir sed, arkalarından da bir sed çektik de onları(n gözlerini) perdeledik; artık onlar görmezler.

  11. Hüseyin Atay

    8. Doğrusu, boyunlarına, çenelerine kadar varan de- mir halkalar geçirmişizdir. Bunun için başları yukarı kalkıktır.

    9. Önlerine bir set ve arkalarına bir set çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.

  12. İhsan Eliaçık

    8. Çünkü biz onların boyunlarına, çenelerine kadar uzanan demir halkalar taktık. Bu yüzden burunları yukarı­ da gözleri aşağıda somurtur dururlar.

    9. Önlerine ve arkalarına set çektik. Büsbütün karanlıkta bıraktık; artık baksalar da göremezler.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    8. Şüphesiz ki Biz onların boyunlarına büyük ve korkunç birtakım bukağılar (ve zincir tasmalar) yerleştirdik ki, onlar çenelere kadar (dayanmış)dır, bu nedenle bunlar da kafaları kaldırılıp gözleri yumulmuş kimselerdir. (Bu durumda olanların sağa sola bakmaları ve aşa ğı doğru eğilmeleri düşünülemeyeceği gibi, Ebû Cehil gibi kâfirlikle mühürlenmiş kimseler de Hakk’ın tara fına yönelemez ve hakikate boyun eğemezler. Bunun neticesi olarak da cehennemdeki ateş bukağılarından kurtulamazlar!)

    9. (Onlar inat ederek, kendilerine verilen imkânla rı âyetlerimizi anlama yönünde kullanmadıkları için) Biz onların önlerinden doğru da büyük bir set, ar ka larından doğru da büyük bir set koymuşuzdur, böylece onları(n gözlerini) bürümüşüzdür. Bu yüz den onlar (hiçbir hakikati) göremezler.

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    8. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

    9. Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler

  15. Mehmet Okuyan

    8. Şüphesiz ki biz onların boyunlarına, çenelerine kadar dayanacak halkalar geçirdik; başları yukarı kalkıktır.

    9. Önlerinden ve arkalarından bir set çektik ve onları çepeçevre kuşattık; gerçeği görmezler.

  16. Mustafa İslamoğlu

    8. Zira (sanki) Biz onların boyunlarına, çenelerine kadar uzanan demir halkalar geçirmişizdir de, başlarını bir türlü eğememektedirler.

    9. Yine (adeta) önlerinden ve arkalarından birer set çekmiş ve gözlerini perdelemişizdir de, artık görememektedirler.

  17. Mustafa Öztürk

    8. Nitekim biz o müşriklerin boyunlarına demir halkalar geçirdik. Öyle halkalar ki ta çenelerine kadar dayanır. Bu yüzden, onlar başları yukarıda, burunları havada bir şekilde dolaşırlar. [Yani onlar gurur ve kibirlerinden dolayı boyunlarına adeta demir halka geçirilmiş gibidirler. Gözleri yukarıda, burunları havada oldu­ ğu için de hakikati görme imkanına sahip değildirler] .

    9. Yine biz onların önlerine ve arkalarına birer set çektik; kalp gözlerini de perdeledik. Artık onlar hakikati asla göremezler

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    8. Şüphe yok ki, Biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişizdir, tâ ki onların çenelerine kadar dayanmıştır. Artık onlar başları yukarı kaldırılmış, gözleri aşağıya çevrilmiş kimselerdir, bir şey görüp anlayamazlar.

    9. Ve Biz onların önlerinde bir sed ve arkalarında bir sed vücuda getirdik, öylece onları sarıverdik. Artık onlar göremezler.

  19. Sadık Türkmen

    8. Sanki onların boyunlarında, çenelerinde halkalar var, kafaları kalkık, kibirlidirler.

    9. Sanki önlerinde arkalarında set var. Gerçekleri duymak görmek istemiyorlar.

  20. Süleyman Ateş

    8. Biz onların boyunlarına halkalar geçirdik. Çenelere kadar dayanan o halkalar yüzünden kafaları kalkıktır.

    9. Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çektik de onları kapattık; artık görmezler.

  21. Süleymaniye Vakfı

    8. Sanki boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar takmışız da baş eğemiyorlar.

    9. Sanki hem önlerine bir engel hem de arkalarına bir engel koyup kuşatmışız da göremiyorlar.

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    8. Sanki boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirdik de başları yukarı kalkıkdır. (yani kibirlidirler).

    9. Sanki önlerine ve arkalarına sed ,gözlerine de perdeler çektik de , onlar inanmıyorlar.

  23. Yaşar Nuri Öztürk

    8. Biz onların boyunlarına bukağılar geçirdik. Bukağılar çenelere dayanmıştır da bu yüzden onların kafaları yukarı kalkıktır.

    9. Önlerine bir set, arkalarına da başka bir set çektik. Böylece onları kuşatıp sardık; artık onlar görmezler