Ayetler

Yunus 104-107. Ayetlerdeki Tercüme Hatası

Altta Diyanet'in mealiyle Süleymaniye Vakfının meali peş peşe yazdım, bazı ifadeleri renkli belirttim. Her iki mealde de aynı renkler aynı ifadeleri gösterir. Diyanet ve pek çok mealde renkli belirttiğim ifadeler yanlış tercüme ediliyor. Süleymaniye Vakfı'nın meali doğrudur. Renkli ifadeleri kıyas yapabilesin diye iki meali peş peşe ekledim. Yanlış tercümelerden dolayı şirki tanıyamıyoruz, kimse bu ayetleri üstüne alınmıyor. Alt tarafa bu ifadelerin ne anlama geldiğini yazacağım.

Diyanet Vakfı Meali

YUNUS SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

104. De ki: «Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz, (bilin ki) ben Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah’a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu.»

105. «Ve (bana) hanîf (Allah’ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma, diye (emredildi).»

106. Allah’ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun.

107. Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı Meali

YUNUS SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

104. De ki: “Ey insanlar! Benim dinim hakkında ikilem içindeyseniz bilin ki ben sizin Allah ile aranıza koyup kulluk ettiklerinize kulluk etmem ama sizi vefat ettirecek olan Allah’a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emredildi.”

105. Sen yüzünü dosdoğru bu dine çevir. Sakın müşriklerden /Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan olma.

106. Allah ile arana koyarak, sana faydası olamayacak zarar da veremeyecek olana yalvarma. Eğer öyle yaparsan kesinlikle yanlış yapanlardan olursun.

107. Allah, sana bir sıkıntı verirse onu ondan başka giderebilecek olan yoktur. Sana iyilik etmek isterse onun lütfunu engelleyebilecek olan da yoktur. Allah ikramını kullarından gerekeni yapana verir. O, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

Ayetlerde "Allah'ı bırakıp", "Allah’tan başkasına tapma" ya da "Allah’a denk tanrılar oluşturma" gibi -okuyanın hiç bir şey anlamayacağı şekilde- çevrilen ifade (مِنْ دُونِ اللَّهِ ) Min Dûnillâh İfadesi. Her sayfaya aynı şeyleri yazmamak için buna kısa bir açıklama yapıp ayrıntı için Ahkaf Suresi 4-5-6. ayetlerinin sayfasını link vereceğim. Min Dûnillâh, Allah ile kulun arasına yaşayan veya ölmüş bir insanın, meleklerin, ruhların vs alınması demek. Doğrudan Allah'tan istemiyor da rütbesi yüksek olduğuna inandığı bir evliyayı yardıma çağırarak istiyor. Askeriyedeki ast üst ilişkisine benzetebiliriz. Allah'ın astından, yani Allah'ın altında ama kendisinden üstün olduğuna inandığı birini/birine çağrıda bulunmak, yardım istemek. Şirk koşanlar Allah'ı bırakmaz, Allah ile aralarına birini alırlar. Ayetleri "Allah'ı bırakıp da" diye çevirince önce Müslümanlar sonra diğer insanlar "bu ayet bana hitap etmiyor, ben Allah'tan başka tanrılara tapmıyorum" diyor ve ayeti üstüne alınmıyor. Bu ayetleri "Allah'ı bırakıp da" diye çevirmek doğru değildir.

Abdülkadir Geylani ve Şirk

Alttaki satırlar Abdülkadir Gelani'ye ait olduğu iddia edilen Füyuzat-ı Rabbaniye kitabından. Müslümanlar bu kitapları okuya okuya en sonunda şirke girdiler. Şefaatın tanımı değişti, aracılık diye bir bidat icad ettiler ve bu artık din oldu. Halbuki bunlar şirktir. Abdülkadir Geylani müridlerine "benden yardım isteyin" diyor, Allah da 106. ayette Allah ile arana koyarak, sana yararı da zararı olmayanı yardıma çağırma. Eğer öyle yaparsan yanlış yapanlara (zalimlere) karışır gidersin diyor.

Yeryüzündeki diğer tarafalarının hepsi hükmüm altındadır.

Ve yer küre elimde bir güvercin yumurtası gibidir.

Güneşin doğduğu ufuk Batıda aşağı kademededir.

Adımım ise onu dikkatle aşıp geçti.

Ey müridim! Benim devamım sana kolaylık sağlar,

Şerefli bir hayat, yüksek ve saygı değer bir makam,

Ey Müridim! Beni doğuda çağıracak olursan,

Veya batıda, ya da denizlerde seyrederken…

Yardımına koşarım, atmosferin üstünde bile olsan…

Her hasma karşı ben kaza kılıcıyım…

Haşır günü müridime şefaatçiyim ben,

Rabbim katında, sözüm ise reddolunmaz.

Ben, hem şeyh, hem salih, hem de veliyim,

Hem KUTUB’um ve insanların önderiyim.

Ben Kaadir olan mevlanın kuluyum, vaktim pek hoş,

Dedem Mustafa’dır, imamlık ise bana yeter.

Ceddime her vakit salat u selam olsun,

Hanedanına da olsun uzun müddet


Kaynak : Abdülkadir Geylani, Füyuzat-ı Rabbaniye, 64-65-66. sayfalar)

Hesap Günü Mahşer Meydanında Şefaat Yoktur

Abdülkadir Geylani bu satırlarda Haşır/Hesap günü şefaatçi olduğunu söylüyor. Kim verdi ona bu yetkiyi? Hesap günü şefaat yoktur, delili bu ayetler.

BAKARA SURESİ

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

123. Öyle bir gün konusunda yanlış yapmaktan sakının ki o gün kimse kimsenin adına bir ödeme yapamayacak, kimseden fidye kabul edilmeyecek, şefaatin[*] kimseye faydası olmayacak ve hiç kimseye yardım edilmeyecektir.

[*] Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır (el-Ayn, Müfredât).

254. Müminler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerden hayra harcayın. Bunu; alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden yapın. Bunları görmemekte direnenler yanlışlar içindedirler.

Ben şefaatı inkar etmiyorum. Şefaat var ama ayetlerde gördüğün üzere Hesap Günü değil. Hesap günü kimse kimseyi cehennemden kurtaramaz. Müslümanlar Kur'an'ı bırakıp evliya kitapları okudukları için hem şirke girdiler hem de hurafeler din oldu. Şefaatin ne zaman, nasıl olacağını buradan okuyabilirsin. Şefaat Nedir?

Allah Hayrını Dilediğine Mi Yapar?

Yunus 107. ayette dileme diye çevrilen şâe = شاء fiilinin kökü, “var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Buna göre şâe = شاء fiilinin öznesi Allah olursa “gerekeni yarattı” insan olursa “tercihinin gereğini yaptı” anlamına gelir. Bir ayet şöyledir: ”Yapılması gerekeni Allah yapsaydı hepinizi tek bir toplum haline getirirdi. Ama Allah, (sapıklığın) gereğini yapanı sapık sayar, (doğru yolda olmanın) gereğini yapanı da yoluna kabul eder. Yaptıklarınızdan elbette sorumlu tutulacaksınız.” (Nahl 16/93)

Bir insan bir şeyi elde etmek istiyorsa onunla ilgili gereken çalışmayı yapmalıdır. Tatile çıkmaktan iman etmeye kadar bu böyledir. Kimse oturarak tatile gidemeyeceği gibi hiç bir şey yapmadan iman etmek de mümkün değildir. İman için Kur'an'ı okuyup, Allah bizden neler istiyor görüp, bunlara yaşamaya başlamak gerekiyor. Allah birine ikramda bulunacaksa kulların bunu hak edecek çalışmayı yapması gerekir. Allah peygamberimize Makamı Mahmut -güzel makam- için teheccüt namazı kıl demiş; Sana ek görev olarak gecenin bir kısmında (uykudan) namaza kalk. Belki Rabbin seni pek güzel bir makama/kalınabilecek yere (Medine'ye) yöneltir. (İsra 79) Allah ikramını dilediğine değil, Allah ikramını, gerekeni yapan kullarına verir.

Şâe شاء Fiiliyle İlgili Ayrıntılı Açıklama

شَاءَ şā'e fiiliyle ilgili ayrıntılı açıklamayı İbrahim dördüncü ayeti ele aldığım sayfada okuyabilirsin. İbrahim 4. Ayet Şae Fiili

شَاءَ şā'e fiiline dileme anlamı verince Kur'an'ı Kerim nasıl tutarsız bir kitap oluyor görmek için Enam 145-146. ayetleri ele aldığım sayfaya bakabilirsin. Enam 145-146. Ayetler Şae Fiili

Min Dûnillâh Ne Demek Ve Şirk Hakkında Ayrıntılı Açıklama

Şirk ayetlerinin nasıl katledildiğini, Ahkaf Suresi 4-5-6. ayetlerini ne hale getirdiklerini yazdığım bu sayfadan okuyabilirsin. Ahkaf Suresi 4-5-6. Ayetlerin Katledilmesi

Seçtiğim Meallerde Nasıl Tercüme Edilmiş?

Eğer çok okunan mealler arasında doğru tercüme varsa yeşil doğrulama işaretiyle belirtim.

  1. Ali Akın

    104. De ki: "Ey insanlar! Siz eğer benim dinimden bir şüphe içinde iseniz, bilin ki, ben, sizin Allah'tan başka da taptıklarınıza tapmam; fakat ben, ancak sizin canınızı alacak olan Allah'a taparım ve ben mü'minlerden olmakla emrolundum.

    106. 'Yine, (ümmetimi temsilen) bana buyuruldu ki, Allah'tan başka, sana fayda ve zarar vermeyecek şeylere de sakın, yalvarma! Yine de bunu yapacak olursan (ümmetin olursa), artık mutlaka zalimlerden olursun (olurlar)."

    107. Eğer Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, arhk onu Kendisinden başka giderebilecek olan da yoktur. Eğer Allah sana bir hayır diliyecek olursa, artık Onun lütfunu geri çevirebilecek olan da yoktur. Allah hayrını kullarından dilediğine eriştirir ve Gafür (çok bağışlayıcı), Rahim (çok esirgeyici) olan da ancak Allah'tır

  2. Bayraktar Bayraklı

    104. De ki: "Ey İnsanlar! Benim dinimden şüphede iseniz, biliniz ki ben Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam; fakat ancak, sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana, inananlardan olmam emrolundu."

    106. Allah'ı bırakıp da sana fayda ve zarar vermeyecek şeylere tapma! Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen elbette zâlimlerden olursun.

    107. Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer Allah sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu geri çevirecek de yoktur. O, lütfunu kullarından dilediğine ulaştırır. O, affedicidir; merhamet sahibidir

  3. Diyanet İşleri

    104. De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.”

    106. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun.”

    107. Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  4. Diyanet Vakfı

    104. De ki: «Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz, (bilin ki) ben Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah’a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu.»

    106. Allah’ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun.

    107. Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir.

  5. Edip Yüksel

    104. De ki "Ey halk, dinimden bir kuşku duyuyorsanız, bilesiniz ki, sizin ALLAH'tan başka taptığınız kimselere tapmam. Ben ancak, sizin canınızı alan ALLAH'a taparım. İnananlardan olmakla emrolundum."

    106. "ALLAH'ı bırakıp, sana yarar ve zarar veremiyenleri çağırma. Böyle yaparsan o zaman zalimlerden olursun."

    107. ALLAH sana bir zarar dokundurursa onu, O'ndan başka ortadan kaldıracak yoktur. Senin için bir iyilik dilerse, O'nun lütfunu da geri çevirecek yoktur. Kullarından dilediğine bunu verir. O, Bağışlayandır, Rahimdir.

  6. Elmalılı Hamdi Yazır

    104. De ki: "Ey insanlar! Eğer benim dinimde bir şüpheniz varsa, şunu bilin ki, Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. Lâkin sizin de canınızı alacak olan Allah'a taparım. Bana müminlerden olmam emredilmiştir".

    106. "Ve Allah'dan başka, sana faydası da, zararı da dokunmayacak olan şeylere yalvarma! Eğer yalvarırsan, o zaman hiç şüphesiz sen zalimlerden olursun.

    107. Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O'nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

  7. Hakkı Yılmaz (Kısmen Doğru)

    104-106. De ki: “Ey insanlar! Eğer benim dinimin ne olduğunu kesin ve tam olarak bilmiyorduysanız, iyi bilin ki, Allah’ın astlarından sizin taptıklarınıza ben tapmam. Velâkin sizin canınızı alacak olana/Allah’a taparım. Ve ben mü’minlerden olmamla ve ‘Tüm benliğini ortak koşmaktan, Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmekten Hakk’a dönen biri olarak Din’e döndür ve sakın ortak koşanlardan olma! Ve Allah’ın astlarından sana yarar sağlamayan, zararı da dokunmayacak olan şeylere yalvarma! Buna rağmen eğer yaparsan, o zaman hiç şüphesiz sen şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapan kimselerden olursun’ diye emrolundum.”

    107. Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O’ndan başka giderecek biri yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O’nun verdiklerini geri çevirecek biri yoktur. O, armağanlarını kullarından dilediğine isabet ettirir. Ve Allah, çok yarlıgayıcı, çok merhametlidir.

  8. Hasan Basri Çantay

    104. De ki: «Ey insanlar, eğer benim dînimden bir şübhede iseniz (iyice bilin ki) ben Allâhı bırakıb da sizin tapar olduklarınıza tapmam. Ancak sizin canınızı alacak olan Allaha kulluk ederiz. Bana mü'minlerden olmaklığım emredilmişdir».

    106. (Bana:) «Allâhı bırakıb da sana ne fâide, ne de zarar yapamayacak olan nesnelere tapma. Eğer (böyle) yaparsan o takdirde şübhesiz ki sen (kendine) yazık etmişlerden olursun (diye emr edilmişdir).

    107. Eğer Allah sana (her hangi yüzden bir keder,) bir zarar dokundurursa onu kendinden başka hiç bir açıcı (giderici) yokdur. Eğer sana bir hayır da dilerse Onun fazl (-u kerem) ini geri çevirici hiç bir (kuvvet) de yokdur. O, bunu kullarından dilediğine erişdirir. O, çok yarlığayıcı çok esirgeyicidir.

  9. Hasan Tahsin Feyizli - Feyzü'l Furkan

    104. De ki: “Ey insanlar! Eğer benim dinim hakkında şüphe içinde iseniz, ben Allah’tan başka sizin taptıklarınıza tapmam. Ben ancak sizi öldürecek olan Allah’a kulluk (ibadet ve itaat) ederim. Ben mü’minlerden olmakla emrolundum.”

    106. “Allah’tan başkasına, sana ne fayda ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarıp tapma/tapınma! Eğer (bunu) yaparsan o takdirde şüphesiz ki sen, (kendine) zulüm edenlerden olursun.” (diye emrolundum).

    107. Eğer Allah, sana bir zarar dokundurursa artık onu, kendisinden başka kaldıracak (hiçbir güç) yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu geri çevirecek hiçbir kuvvet de yoktur. (O,) kullarından dilediğini buna eriştirir. O çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.

  10. Hayrat Vakfı Meali

    104. De ki: “Ey insanlar! Eğer benim dînimden bir şübhe içinde iseniz, artık (bilin ki, ben sizin) Allah'dan başka tapmakta olduklarınıza tapmam; fakat sizin canınızı alacak olan Allah'a ibâdet ederim! Çünki (ben) mü'minlerden olmakla emrolundum!”

    106. “Hem 'Allah'ı bırakıp, sana ne fayda verecek ne de zararı dokunacak şeylere yalvarma! Artık (böyle) yaparsan, o takdirde muhakkak sen, zâlimlerden olursun!' (diye bana emredildi).”

    107. Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, artık onu O'ndan başka açacak (kaldıracak)olan kimse yoktur! Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun ih sânını geri çevirecek kimse de yoktur!(1) (O,) bunu (bu ihsânını) kullarından dilediğine ulaştırır. Çünki O, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.

  11. Hüseyin Atay

    104. De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden kuşkuda iseniz, ben Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam. Ancak, sizin canınızı alacak Allaha taparım. İnananlardan biri olmakla emrolundum."

    106. Allah yerine sana yarar sağlamayacak ve sana zarar veremeyecek başka şeylere yalvarma. Eğer, öyle yapacak olursan, doğrusu o durumda kıyıcılardan olursun.

    107. Allah, sana bir sıkıntı verirse, onu O ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse, O n u n bolluğunu engelleyecek yoktur. Onu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, acıyandır.

  12. İhsan Eliaçık

    104. ŞİMDİ SÖYLE: "Ey insanlar! Benim yolumdan şüphe ediyorsanız, şunu iyi bilin ki ben sizin Allah'tan baş­ka taptıklarınıza tapmam. Ben ancak sizin canınızı alacak olan Allah için çalışır, O'na ibadet ederim. Ben mü'minlerden olmakla emrolundum."

    106. Allah dışında, sana fayda ve zarar veremeyecek şeylere yalvarıp durma. Eğer böyle yaparsan kendine haksızlık etmiş olursun; bundan hiç şüphen olmasın.

    107. Eğer Allah'tan başına bir musibet gelecek olursa onu O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer O, sana bir iyilik dilemişse o zaman da O'nu engelleyebilecek kimse yoktur. O, cömertli­ğini kullarından lâyık gördüğüne yağ­dırır. O çok bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır.

  13. Kur'ân-ı Mecid Tefsirli Meal-i Alisi (İsmailağa Cemaati)

    104. (Rasûlüm! Senin dininin doğruluğu hakkında şüphede olan herkese) de ki: “Ey insanlar! Eğer siz benim dinimden bir şüphe içinde bulunuyorsanız, işte (size dinimi anlatayım da, akılcı bir yaklaşımla vasfını dinleyip insaflıca düşünün,) ben (hiçbir zaman) sizin Allâh’ı bırakıp da (kendiliğinizden yontup yaparak) tapmakta olduğunuz kimselere tapmam! Fakat sizi vefat ettirecek (, sonra da çeşitli azaplara maruz bırakacak) olan O Allâh’a ibadet ederim! Zaten ben (aklın gösterdiği ve vahyin açıkladığı şeylere inanan) müminlerden olmamla emrolundum!

    106. Allâh’ı bırakıp da, sana fayda sağlayamayacak ve sana zarar da veremeyecek şeylere (hiçbir suretle) tapma! (Farz-ı muhal) şayet (bunu) yapacak olursan, o takdirde gerçekten sen (yanlış ve yersiz bir iş yapmış olacağın için, kendine yazık eden) zâlimlerdensin!”

    107. Allâh sana (hastalık ve fakirlik gibi) bir zarar dokunduracak olursa, onu Kendisinden başka (giderip) açacak yoktur! Ama O sana (sıhhat ve zenginlik gibi) bir hayır (ulaştırmayı) murad ederse, (dilediği iyilikler dâhil,) O’nun fazlını geri çevirebilecek kimse de yoktur! O o (lütfu)nu kullarından dilediğine ulaştırır. (Belaları günahlara keffâret yapan) Ğafûr da, (kullarına ziyâdesiyle acıdığı için âfiyetler veren) Rahîm de ancak O’dur!

  14. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir

    104. De ki: "Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk ederim. Bana mü'minlerden olmam emrolundu."

    106. Yine bana şöyle emredildi: "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Sakın Allah'a ortak koşanlardan olma. Allah'ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun."

    107. Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O'ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  15. Mehmet Okuyan

    104-105. De ki: “Ey insanlar! Benim (tebliğ ettiğim) dinimden şüphedeyseniz, ben Allah’ın peşi sıra tapmakta olduklarınıza tapmam. Ancak sizi öldürecek olan Allah’a taparım. Bana müminlerden olmam ve ‘hanîf (Allah’ı birleyen) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma!’ diye emredildi.”

    106. Allah’ın peşi sıra sana yarar da zarar da veremeyecek şeylere yalvarma! Bunu yaparsan, o takdirde şüphesiz ki zalimlerden olursun.

    107. Allah sana bir sıkıntı dokundurursa, onu O’ndan başka açıp (giderecek) yoktur. Sana bir iyilik dilerse, lütfunu geri çevirebilecek de yoktur. Onu kullarından dilediğine (layık olana) ulaştırır. O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

  16. Mustafa İslamoğlu

    104. (EY NEBÎ!) De ki: “Ey insanlar! Eğer benim dinimden kuşku duyuyorsanız; şunu iyi bilin ki, Allah dışında sizin kulluk ettiğiniz varlıklara asla kulluk etmem! Ne ki ben, yalnızca sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim; zira ben inananlardan olmakla emrolundum.”

    106. Ve Allah’ın peşi sıra, sana ne yararı dokunan ne de senden zararı gideren varlıklara yalvarıp yakarma! Zira eğer böyle yaparsan, işte o zaman sen de zalimlerden olursun!

    107. Yine (unutma ki), eğer Allah sana bir darlık musallat ederse, onu O’ndan başka kimse savuşturamaz! Fakat eğer senin için bir hayır dilerse, O’nun lütuf ve kereminin önüne gerilecek kimse yoktur. O lütuf ve keremini, kullarından tercih eden/tercih ettiği kimseye bağışlar: Zira O mutlak bağış sahibidir, sonsuz rahmet kaynağıdır.

  17. Mustafa Öztürk

    104. [Ey Peygamber!) De ki: "Ey insanlar! Benim dinime olan bağlılığım konusunda bir tereddüdünüz, sizin dininize döneceğim yönünde bir ümidiniz varsa şunu iyi bilin ki ben sizin Allah'ın yanı sıra tapındığınız o putlara asla tapmam. Ben yalnız Allah'a, sizin canlarınızı alacak olan Allah'a kulluk ederim. [Allah tarafından] bana emredilen, O'na yürekten inanıp güvenmektir. "

    106. Sakın Allah'ı bırakıp sana hiçbir fayda ve zarar verme gücü bulunmayan şeylere/putlara tapma. Aksi halde zalim/kafir/müşrik olur çıkarsın!

    107. [Ey Peygamber!] Şayet Allah seni bir dert, bir sıkıntıya duçar edecek olursa bunu O'ndan başka kimse def edemez. Yok, eğer Allah sana bir lütufta bulunmak isterse O'nun bu lütfuna da kimse engel olamaz. Allah lütfunu dilediği/layık gördüğü kullarına nasip eder. O çok affedici, çok merhametlidir.

  18. Ömer Nasuh Bilmen

    104. De ki: «Ey insanlar! Eğer siz benim dinimde bir şüphede iseniz, (haberiniz olsun ki) ben Allah Teâlâ'dan başka taptığınız şeylere ibadet etmem. Velâkin ben o Allah Teâlâ'ya ibadet ederim ki, sizlerin canlarını alıverir ve ben emrolunmuşumdur ki, mü'minlerden olayım.»

    106. «Ve Allah'tan başka sana ne faide ve ne de zarar veremiyecek olanlara ibadet etme. Şayet edecek olursan şüphe yok ki, sen o takdirde zalimlerden olmuş olursun.»

    107. Ve eğer Allah Teâlâ sana bir zarar dokundurursa artık O'ndan başka onu bir açacak yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse artık O'nun fazlını reddedecek de yoktur. Bunu kullarından dilediğine eriştirir ve gafûrdur rahîmdir.

  19. Sadık Türkmen (Kısmen Doğru)

    104. DE Kİ: “Ey insanlar! Eğer benim dinimden şüphede iseniz, ben Allah’tan başka taptıklarınıza kulluk etmem. Ancak ben, sizi öldürecek olan Allah’a ibadet ederim. Ve ben müminlerden olmakla emrolundum.”

    106. Allah’tan başkasına yalvarma/tapma; sana fayda ve zarar veremez olan şeylere!.. Eğer böyle yaparsan; o takdirde muhakkak zalim(haksızlık eden)lerden olursun!..

    107. Eğer Allah sana bir zarar isabet ettirirse; onu, O’ndan başka kaldıracak yoktur. Ve eğer, sana bir hayır dilerse; O’nun lütfunu geri çevirecek yoktur!” O, hayrını kullarından gereğini yapana verir. Çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

  20. Süleyman Ateş

    104. De ki: "Ey insanlar, benim dinimden kuşkuda iseniz, ben sizin, Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam; fakat sizi öldürecek olan Allah'a taparım. Bana mü'minlerden olmam emredilmiştir."

    106. Allah'tan başka; sana ne fayda, ne de zarar veremeyecek olan şeylere yalvarma! Eğer böyle yaparsan, o takdirde sen muhakkak zalimlerden olursun. (diye emredilmiştir).

    107. Eğer Allah sana bir zarar dokundursa onu, yine O'ndan başka kaldıracak yoktur ve eğer sana bir hayır dilese, O'nun keremini de geri çevirecek yoktur. Hayrını, kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, esirgeyendir.

  21. Süleymaniye Vakfı

    104. De ki: “Ey insanlar! Benim dinim hakkında ikilem içindeyseniz bilin ki ben sizin Allah ile aranıza koyup kulluk ettiklerinize kulluk etmem ama sizi vefat ettirecek olan Allah’a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emredildi.”

    106. Allah ile arana koyarak, sana faydası olamayacak zarar da veremeyecek olana yalvarma. Eğer öyle yaparsan kesinlikle yanlış yapanlardan olursun.

    107. Allah, sana bir sıkıntı verirse onu ondan başka giderebilecek olan yoktur. Sana iyilik etmek isterse onun lütfunu engelleyebilecek olan da yoktur. Allah ikramını kullarından gerekeni yapana verir. O, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

  22. Viyana Kur'an Okulu Kur'an-ı Kerim Meali

    104. De ki: «Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz, (bilin ki) ben Allah’ın yanısıra kulluk ettiklerinize kulluk etmem ,fakat ancak sizi öldürecek olan Allah’a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu.»

    106. Allah’ın yanısıra da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere yalvarma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun.

    107. Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır iyilik, yapmak isterse , O’nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından hak edenlere verir. Ve O, bağışlayandır ,esirgeyendir.

  23. Yaşar Nuri Öztürk (Kısmen Doğru)

    104. De ki: "Ey insanlar, benim dinimden kuşkuda iseniz, ben sizin Allah'ın berisinden kulluk ettiklerinize kulluk etmeyeceğim. Tam aksine ben, sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk edeceğim. Bana, müminlerden olmam emredildi."

    106. "Allah'ın berisinden, sana yarar sağlamayacak ve zarar veremeyecek şeylere yakarma! Eğer bunu yaparsan mutlaka zalimlerden olursun."

    107. Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kaldıracak olan başkası değil, yine O'dur. O sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu reddedecek yoktur. Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir. Gafûr'dur O, Rahîm'dir.